Darbeci askerler tarafından 6 saat rehin tutulan Dede, “Komutan bir kişinin kafasını arabanın camına onlarca kez vurdu. O an anladım ki dillerindeki nefret bir şey değil, asıl nefret kalplerindeymiş.” dedi.

Fetullahçı Terör Örgütü (FETÖ) mensubu askerlerin darbe girişimi sırasında Çengelköy Karakolu’nda 6 saat rehin alınan Fatih Sultan Mehmet Üniversitesi Tarih Bölümü’nden yeni mezun olan Hasan Dede, AA muhabirine yaptığı açıklamada, Ümraniye’de ikamet ettiğini, 15 Temmuz akşamı gerçekleştirilen darbe girişimini haber aldıktan sonra babasıyla Çengelköy’e gittiğini söyledi.

“Komutanım emrinizi bekliyorum, ‘vur’ derseniz vuracağım”

Darbe girişimini Çengelköy’de protesto ettiklerini kaydeden Dede, yaşadıklarını şöyle anlattı:

“Aracımızla Çengelköy’e geldiğimizde askerler bir anda önümüze çıktı ve silahlarını bizlere doğrultarak, ellerimiz ensede araçtan inmemizi istedi. Babamın, ‘Biz vatan haini miyiz, bize neden böyle davranıyorsunuz, neden esir alıyorsunuz?’ demesi üzerine askerler, yönetime el koyduklarını söyledi. Babam arabayı kilitlemek istedi ama askerler engel olurken, babam, ‘Beni mi vuracaksınız?’ dedi. Asker ise silahı doğrultarak, ‘Komutanım emrinizi bekliyorum, ‘vur’ derseniz vuracağım’ dedi. Komutan, sopasıyla bizlere vurmaya başladı. Değneğin ucuyla babamın gırtlağına bastırmaya çalıştı ama babam eliyle engelledi. Babama vura vura elindeki sopayı yamulttu. Hızını alamadı postalıyla kafasına tekme attı.”

“Menzilde kim varsa hepsini vuracaksınız, acımayacaksınız”

Çengelköy’deki askerlerden sorumlu komutanın, Boğaziçi Köprüsü’ndeki darbe girişimcileriyle sürekli telefonla iletişim halinde olduğunu belirten Hasan Dede, şöyle konuştu:

“Komutan, ‘Mezilde kim varsa hepsini vuracaksınız, acımayacaksınız. Dostmuş, düşmanmış demeyeceksiniz, ivedi bir şekilde menzile girmişse vuracaksınız hatta tankla üzerlerinden geçin. Nepal bombalarını iki köprüye dökün, gerekirse köprüleri yıkın, artık yönetim askerde.’ diye konuştu. O sırada üstü başı kan içerisinde bir adam yolda göründü. Bu kişi askerlerin saldırısı sırasında yaralanan sivil bir vatandaşın hastaneye kaldırılmasına yardımcı olmuş. Asker bunu duyunca, ‘Sen askeriyenin öldürdüğü leşi kurtarmaya utanmıyor musun.’ dedi ve şahsı darbetmeye başladı. Bir insan, bir insana böyle vurmazdı. Adamın kafasını arabanın camına onlarca kez vurdu. Yüreğim paramparça oldu. Böyle bir vahşet olamazdı. O an anladım ki dillerindeki nefret bir şey değil, asıl nefret kalplerindeymiş.”

“Bazı polisler askerlerle beraber hareket etti”

Darbe girişiminde bulunan komutanın kendilerine döndüğünü ve “Siz devletinizi sattınız, hepiniz aptallarsınız ama devlet size 60’ta yaptığını, 71’de yaptığını, 80’de yaptığını bu sefer yapmayacak. Bu sefer hiçbirinize acımayacak.” dediğini anlatan Dede, bazı polislerin darbeci askerlerle beraber hareket ettiğini söyledi.

Kaynak: Anadolu Ajansı

Gazeteci Adem Özköse ise Twitter adresinden 15 Temmuz günü Boğaziçi köprüsünde yaşadığı olayları anlattı:

“Boğaziçi Köprüsü’nde 15 Temmuz Gecesi resmen destan yazıldı. Çok şeye şahit oldum. Bunlardan bir kaçını sizlerle paylaşacağım.
Tankların yanına doğru ilerlemeye çalışırken üzerimize kurşun yağıyor, her ateş açılmasında bir kaç kişi düşüyordu.
Üzerimize yağan kurşunlar artınca sipere yatmaya başladık. Fakat her 10-15 dakikada birisi vuruluyordu.
Karşıdan gelen kurşunlara “Allahuekber” nidalarımızla karşılık veriyor, köprü tekbir sesleriyle inliyordu.
Aklıma bir ara Mavi Marmara’da hissettiklerim geldi. Rabbim bu sefer de bize kendi vatanımızda cihadın, direnişin zevkini tattırıyordu.
Kurşunlar artınca biz de kendimize bir siper bulduk. Sabah namazlarımızı burada kurşunların altında eda ettik.
Namazdan kısa bir süre sonra bir genç motoruyla önümüzde durdu. Önünde bir damacana su vardı.
Genç bize dönüp. Ön taraftaki polis ve özel harekatçılar ne zamandır bekliyorlar. Susamışlardır, onlara su götüreceğim dedi.
Biz de gence “dikkat et, sürekli ateş açıyorlar” dedik. Genç “Ya Allah” diye bağırıp su taşıdığı motosikletle ilerlemeye başladı.
Bir kaç dakika sonra kurşunlar yerini tanklardan atılan bombalara bıraktı. Etrafımız kan gölüne döndü. Her yerde et parçaları vardı.
Yaralıları arabalara götürürken çok ağır olanlara Kelime-i Şehadet getirtmeye çalışıyordum. Sonra aklıma polislere su götüren genç geldi. Yaralıları arabaya bindirdikten sonra ilerlemeye devam ettim ve az ilerde polislere su götüren genci buldum. Paramparça olmuştu.
Cesedi almak istiyorduk. Fakat ortada bir ceset yoktu. Sadece her tarafa saçılmış ve yanmış organlar vardı.
Polise su taşırken şehit düşen gencin organlarını bayraklarla örttük. Şehidimizin ‘Ya Allah’ diye haykırışı hala kulaklarımda çınlıyor.
O gece Boğaz Köprüsü’nde resmen fedakarlığın, yiğitliğin destanı yazıldı ve sonunda köprü darbecilerden geri alındı.”

Yorumlar

yorumlar

CEVAP VER