1

Bırakın dağınık kalsın eşyalarım..
Secde yeri yıpranmış seccadem…
Ve şu her rafı harp sonrası kadar karışık kitaplığım…
Bırakın dursun öylece…
Bugün hiç uyanmayayım..
Kimse gözlerime bakmasın..
Bir çift kelam çıkmasın dudaklarımdan..
Bugün yalnızca ‘ben’ olayım ve kimseler farketmesin..kimse
konuşmak istemesin..kimse ilgi beklemesin..

Yıllar önce iç dünyamın derinliklerine gömdüğüm benliğime
yolculuk etsem..
Hırçındır bilirim, fakat zorla da olsa çekip çıkarsam onu
gizemli mahzeninden..
Ve tutuşup el ele iki cesur seyyah olsak sonsuza yelken
açan..
Bugün biraz kendimle hasbihal etsem..
Görmeyeli nasılsın? Desem.. özlettin kendini desem..
Yoruldum desem..
Kitaplarda kurulu ütopyalardan gerçeklere kafa üstü
düşmekten..
Yoruldum..
Dava dava koşmaktan..
Yoruldum..
Büyük düşünmekten..
Yoruldum..
Dünyayı kurtarmaktan..
Seninle piknik yapalım.. Çiçekleri koklayıp top oynayalım..
Olabildiğince basit düşünelim bu kez.. kelebeklere üzülelim
mesela.. ‘yazık, sadece bir gün yaşıyorlarmış..’
Yaralı bir kırlangıcın kanadını saralım..
Kendi kırık kanatlarımızı hatırlayalım sonra..
Hırsızları, katilleri, Müslüman görünümlü hainleri, yeni
dünya düzenleri kuranları ve kandırılmış halkları değil..
Kendimizi düşünelim..kırık kanadımızı hatırlayalım..
Sahi ne olmuştu da kırılmıştı bu kanat?.. halbuki hep
yüksekten uçardık biz..
Öyle yüceydik ki, uçaklar gözümüze sinek gibi görünürdü!
O halde neden hafif bir meltemle gökler boyu savrulduk..?
Biz büyük adamlardık, kendi dertlerimizle uğraşmazdık..
Peki şimdi ne oldu da bunalım bunalım eriyoruz?..
Bir gecede masa başında devletler kurup devletler
yıkıyorduk.. ne oldu?..küçücük kalbimizin kırılmasına neden engel olamadık biz
güçlü insanlar…

2
Kendimizi bırakıp, ev ev koşturuyor, başkalarının
hayatlarında arıyorduk kurtuluşu..
Büyük adamlardık ya! Hira’yı atlayıp, Mekke sokaklarında
direnişçiliğe soyunuyorduk…
Sonra..
Bir miting, bir davet semineri dönüşü evimizi alevler içinde
bulduk…
Hira’nın ilahi eğitiminden geçmeyen bizler büyük puntolarla
yazılmış pankartlarda kaybettik kendimizi…
Biz kitabı okumaya ortasından başlamıştık..
Bu yüzden anlamadık bize vermek istediği mesajı ve sonuna
gelmeden sıkılıp, vazgeçtik okumaktan…
Oysa kazananlar, kitabı sonuna kadar okumayı ve anlamayı
başaranlar ona en başından başlayanlardır.
Kitap bize taktikler veriyordu, “önce kendin!” diyordu..
fakat biz başını kaçırdığımız bir film gibi, bize anlattığı hiçbir şeye anlam
veremiyorduk…
Ve ustanın taktiklerine kulak asmayanlar maça 1-0 yenik
başlıyordu…
Sonrasındaysa, kimimiz çağın gereklerine ayak uydurmak
zorunda kalarak, ateşli zamanlarımızda eleştirdiğimiz ‘geçim derdiyle uğraşan
basit insanlar’ oluyor, kimimizse kendini Ebu Cehillere yoldaşlık ederken
buluyorduk…

3
İnsan; aydınlanma istemiyle, daha fazla başkalarının
karanlık girdaplarında boğulmadan, başlangıç noktasına dönmeli…
Yolunu unutmadan
tırmanmalı Hira’sına …
‘Kendi’ni bıraktığı yerden çekip almalı…

.. Bırakma beni ‘kendim’..
Bundan sonra hep seninleyim
Büyük kitaplar devirmemize,
Etkili konuşmalar yapmamıza,
Hızlı koşmamıza,
Yada
Uzun vadeli planlar yapmamıza gerek yok…
Bir kuşluk vakti, ved-duha daralan göğsümüzü genişletse
yeter…’Rabbin seni unutmadı..’
Göklere baksak yeter tefekkürle…
Annemizin elini öpsek yeter…
Yaşlı bir kadın gibi saatlerce ağlasak yeter mushafın
başında…
Yaralı kırlangıç için üzülsek yeter…
Velhasıl biraz kendimiz olsak yeter..

Gerisi zaten bizi takip eder…!

Merve Kuntoğlu – Genç Müslümanlar

Yorumlar

yorumlar

4 YORUMLAR

  1. Uzun zamandır bu kadar etkileyici, kalbe dokunan , tam noktasına değinen , ahir zamandaki genç müslümanların derdini bu kadar iyi özetleyen bir yazı okumamıştı.. Rabbim kanadını sarabilelen kırlangıç gibi olmayı bizlere nasip etsin..

  2. Emekleyemeden koşmayaya çalışmışım.. Şu an yaşadıklarımın sebebini ve çözümünü sunan bu yazıyı okumama sebep olan herkesten Allah razı olsun.

CEVAP VER