İŞKENCE GÖRDÜ,
TECAVÜZE UĞRADI,
2 ÇOCUĞUNU KAYBETTİ.

Ümmetin Unuttuğu Esir Kadın;
Dr. Afiye Sıddıki

 

17 Temmuz 2008, Kabil’in güneyinde bir eyalet başkenti olan Gazni’deki Bazazi Camii’sinde akşam namazlarını kıldıktan sonra evlerine doğru gitmekte olan insanlar cami çıkışında yere yığılmış bir kadın görürler. İnsanlar sırtında küçük bir çantası ve kucağında 12 yaşlarındaki oğluyla yere yığılmış mavi burkalı kadının etrafında bir kalabalık oluştururlar. Fakat o anda kalabalığın arasından biri bunun bir bombalı eylem olabileceğini, burkalı kadının altında bomba olabileceğini ileri sürerek polis çağırır.
Kısa bir süre sonra 11,000 kilometro uzakta Washington’daki FBI karargahının telefonu çalar. Telefonu açan şahıs “Hı hı” dedikten sonra önünde duran listeden Afiye Sıddıki ismini bulur ve üzerine çarpı atarak yanına “yakalandı” yazar.

***
Afiye Sıddıki Kimdir?

1972 yılında Karaçi’de doğan Doktor Afiyet Sıddıki, tıp eğitimini Amerika’da görmüş. MIT’de (Massachussetts Institute of Technology) tıp okumuş, nöroloji alanında çalışmış ve beyin cerrahı olarak mezun olmuş. Eğitimini tamamladıktan sonra ülkesine geri dönen Sıddıki orada başörtüsü takmaya başlamış.

Çevresinde sevilen ve merhameti ile tanınan birisidir. Onu tanıyanlar öğrencilik yıllarında Bosna savaşının mağdur ettiği yetimlere yardım edebilmek için nasıl çabaladığına şahitlik ederler. Genç doktorun insanî değerlere sahip ve ince duygulu bir kadın olduğu, hususiyetleri arasında öne çıkmaktadır.

Öğrenimini tamamlayarak ülkesine dönen, Dr. Afiyet Sıddıki 2003 yılında İslamabad’dan Karaçi’ye annesini ziyarete gitmek üzere üç çocuğu ile beraber hava alanına gider. O tarihten sonrada esrarengiz bir şekilde kaybolur ve sonraki beş yıl boyunca genç doktordan ve çocuklarından haber alınamaz.

(Sıddıki’ye göre o gün havalimanı yolunda onu kaçırırlar. O kendisini kaçıranların çocukları Ahmed’i, Meryem’i ve bebeğini de kendisinden ayırdıklarını iddia ediyor. Onun hatırladığı son şey o gün kolundan şırıngayla bir ilaç enjekte edildiği… Daha sonra o kendisine geldiğinde gözlerini bir hapishane hücresinde açar. O, o anda kendisinin Afganistan’da bir askeri üste olduğuna inanıyor. Çünkü inip kalkan uçak sesleri duyuyormuş. Sıddıki beş yıldan fazla bir zaman bu hapishanedeki hücresinde tek başına kaldığını söylüyor. Onu maskesiz ve üniformasız Amerikalılar sorgulamışlar. Günlerce ona çocuklarının dehşet dolu çığlıkları dinletilmiş. Ayrıca bu süre içerisinde o sadece bebeği Süleymanı buzlu bir camın ardından görme fırsatı bulmuş. 7 yaşındaki Ahmed’in ise kanlar içindeki fotoğrafını görmüş. Meryem’in ise yakalandığı bir hastalık sonucu öldüğü söylenmiş. Sıddıki kendisine zorla yüzlerce sayfalık kirli bomba ve virüslerle biyalojik saldırı silahları planları yazdırıldığını ileri sürüyor.)

2003’te kayıplara karışan Dr. Afiyet Sıddıki 2008 yılında bulunur. En büyüğü dört yaşında olan ve üç çocuğuyla birlikte kaçırılan Dr. Sıddıki Pakistan polisi tarafından gözaltına alınıp ABD’ye para karşılığında satılır.Bu bilgileri Afganistan’da Taliban tarafından rehin alınıp daha sonra Müslüman olan meşhur gazeteci Yvonne Ridley’in araştırmalarından öğreniyoruz. Ridley’in Pakistanlı kadın hakkındaki araştırması, en küçüğü bir aylık en büyüğü dört yaşında olan üç çocuğuyla birlikte Karaçi’den İslamabad’a yolculuk yapmak üzere havaalanına gittiği sırada 2003 yılında ortalıktan kaybolduğunu ortaya koyuyor. Pakistanlı Doktor Afiyet Sıddıki’ye o tarihten sonra ona ne olduğunu kimse bilmiyor, sadece Amerikan basınında bu kadının Pakistan polisi tarafından tutuklanarak Amerikan güçlerine teslim edildiğine dair bir habere rastlıyor.
Amerikan istihbaratı Dr. Sıddıki’nin El Kaide ajanı olduğunu iddia ediyor.

***
ACILARI UNUTTURAN ÇIĞLIK

Muzam (Moazzam) Begg adlı İngiliz vatandaşı, 2002 yılında Pakistan topraklarında yakalandıktan sonra ABD’ye teslim edilerek Afganistan’daki Bagram üssüne nakledilmiş. Amerikan güçleri nakledildiği üsde bu İngiliz vatandaşına olmadık işkenceler yapmışlar. Ancak duyduğu bir çığlıktan sonra kendisine yapılan işkenceleri unutmuş. Daha sonra gecenin karanlığını bir alev topu gibi yaran ancak kulak veren kimsenin çıkmadığı bu çığlığın nereden geldiğini öğrenmiş. Çığlığın sahibi, üsde çeşitli işkence, tecavüz, dayak, hakarete uğramakta olan tek kadın tutukluymuş. Ayrıca bu kadın tutuklu, tuvalet ihtiyacını herkesin gözü önünde, erkekler tuvaletinde gidermek zorunda kalıyormuş. Adı da “650 no’lu tutuklu”ymuş.
YVONNE RİDLEY KİMLİĞİNİ TESPİT ETTİ
Muzam Begg bu konunun ayrıntılarını Guantanamo Hapishanesi’nden çıkıp vatandaşı olduğu İngiltere’ye dönmesinin ardından 2005 yılında yayınladığı günlüklerinde anlatıyor. Kitapta yazılanlar, Afganistan’da Taliban’ın elinde rehin kalıp daha sonra Müslüman olan meşhur gazeteci Yvonne Ridley’i harekete geçirerek bu kadın tutukluyu bulup onunla tanışmaya teşvik ediyor. Ridley, bu yalnız ve gariban kadının kimliği hakkında araştırma yaptıktan sonra onun, en küçüğü bir aylık en büyüğü dört yaşında olan üç çocuğuyla birlikte Karaçi’den İslamabad’a yolculuk yapmak üzere havaalanına gittiği sırada 2003 yılında ortalıktan kaybolan Pakistanlı Doktor Afiyet Sıddıki olduğunu öğreniyor. Kimse o tarihten sonra ona ne olduğunu bilmiyor, sadece Amerikan basınında bu kadının Pakistan polisi tarafından tutuklanarak Amerikan güçlerine teslim edildiğine dair bir habere rastlıyor.
İslamabad’daki Yüksek mahkemeye başvuruda bulunularak Pakistan hükümetinden Doktor Afiyet Sıddıki hakkında araştırma yapması ve gerekli her türlü bilgiyi halka vermesi için bir dava açılıyor.

Yvonne Ridley’in Pakistan mahkemesine başvurması üzerine 9 Eylül tarihine gün verilmiş. İşte tam bu sırada Dr. Sıddıki ortaya çıkmış. New York’ta apar topar mahkemeye çıkarılır. Göğsünde kurşun yarası olduğu ve zor ayakta durduğu gözlenen Sıddıki’nin, Afganistan’da ABD ile savaşırken daha yeni yakalanmış olduğunu ileri sürülür. İddialara göre Sıddıki silahla ABD askerlerine saldırmış, o sırada yaralanmış.

5 yıl sonra apar topar mahkemeye çıkarılan Sıddıki’nin görüntüleri ise Dünya’ya Amerikan zulmünün bir ıspatı olarak yansır. Genç kadın tanınmaz vaziyettedir. ABD’de gözaltından tutulurken beyin hasarı oluşmuş, böbreklerinden biri yine ABD’de gözaltındayken alınmış ve bağırsaklarının bir kısmı alındığı için de yediklerini sindiremez bir haldedir. Üstelik tutuklu olduğu sırada kaçmaya teşebbüs ettiği gerekçesi ile de üzerine açılan ateş sonucu göğsünden iki kez yaralanmıştır.Yaralı olarak mahkemeye çıkarılan D.r Sıddıki’nin perişan görüntüsü ve yaşadığı işkence izleri elbette insan olanın kanının dondurur mahiyettedir.
Dr. Afiye Sıddıki’nin Bagram üssünde maruz kaldığı işkencelerden dolayı bilincini kaybettiği söyleniyor.

Afiye Sıddıki’nin dosyasını yakından takip eden Pakistanlı Senatör Talha Mahmud, Afiye Sıddıki’yi New York’ta hücresinde ziyaret ettiğini belirtti. Sıddıki’nin sağlık durumun iyi olmadığını ifade eden Mahmud, bayan Sıddıki’nin kaldığı hücrenin kapısının demir parmaklıklardan oluştuğu ve bu hücrede olan tuvaletin ve banyonun herkes tarafından göründüğünü vurguladı.
Afiye Sıddıki’nin Kur’an-ı Kerim hafızı olduğunu ve hücresinde günü sık sık Kur’an okuyarak geçirdiğini söyleyen Talha Mahmud, Amerikan askerlerinin Sıddıki’ye yaptıkları işkencenin birinde ona ya Kur’an-ı Kerim’e basıp tuvalete gidersin ya da seni çırıl çıplak yaparız dediklerini bildirdi.

Sıddıki’nin dosyasını takip eden senatör Talha Mahmud’un da belirttiği gibi uydurma hikâyelerle isnat da bulunulan Dr Sıddıki ile ilgili her hangi bir suç ispatlanamaz.
Ancak buna rağmen hala New York’taki hücrede tutulmaya ve işkence edilmeye devam edilmektedir.
Son olarak Afiye Sıddıki Manhattan’daki ABD Bölge Mahkemesi’nde görülen davada 86 yıl hapse mahkum edildi.

Afiye Sıddıki’nin hikayesini daha ayrıntılı bir yazı;
AMERİKANIN EN ÇOK KORKTUĞU KADIN: AFİYE SIDDIKİ

Yorumlar

yorumlar

1 YORUM

  1. Bu bayan Merhametli olduğu için ve Müslümanlara sahip çıktığı için İslam düşmanları tarafından esir tutulmakta.
    Insanım diyen herkes ona sahip çıkmalı.

CEVAP VER