İhlas Suresi – Nouman Ali Khan

Tekrardan herkese esselamu aleykum verahmetullahi veberakatuhu.

Size İhlas suresini tanıtmaya başlamak istiyorum. Ama ilk olarak, Peygamber (sav) bu sure için özel bir sevgi duyuyordu diyerek (başlamak istiyorum). Kur’an’da başka hiçbir namaza dikkat çekilmediği kadar dikkat çekilen, namazların en sevileni sabah namazı gibi gözüküyor. Allah ona ‘Kur’anil fecr’ diyor. Kur’an kelimesi sabah namazıyla olduğu gibi başka hiçbir namazla böyle bağdaştırılmamış. Bu yüzden ‘Kuranil fecr’ diye anılıyor. Fecr zamanının Kur’an’ı.  Peygamber (sav) sabah namazının sünnetinde düzenli olarak İhlas ve Kafirun surelerini okurdu. Bu iki sureyi çok düzenli olarak okurdu. Üstelik bir değil birkaç durumda Peygamber (sav) o ya da bu şekilde bu sureyi Kur’an’ın üçte biri olarak tanımlıyor. Bu sadece pekiştirilmiş bir kavram olduğu için önemli değil. Başka bir deyişle, tamam bir kere okumak sanki Kur’an’ın üçte birini okumuş olmak gibi değerli.

Peygamber’in (sav) bunu yeniden vurgulamaya devam etmesi de ayrıca önemli. Bunu tekrar tekrar söyledi. Bu bir şeyleri açığa vuran bir şey çünkü Peygamber (sav) başka birçok sure için bunu düzenli olarak yapmıyor. Bir sure ile ilgili tekrar tekrar birçok rivayet bulmuyorsunuz. Ama özellikle bu sure için bunu buluyorsunuz. Ve belki de bu vurgu yüzünden size okuyacağım bu hadisi buluyorsunuz. Peygamber (sav) bir kişiyle karşılaştı. Namaza önderlik eden ve bitirdiği her rekatı ‘kul huvallahu ehad’ diyerek bitiren bir adam vardı. ‘kul huvallahu ehad’i her zaman okurdu. Peygamber (sav) ‘Gidin, bunu neden yaptığını; hangi amaçla İhlas suresini sürekli okuduğunu sorun’ dedi. Adam dedi ki: ‘Çünkü En Merhametliyi tanımlıyor.’ Er-Rahman kelimesinin burada olmamasına rağmen, bu adam İhlas suresinin Allah’ın merhameti ve sevgisini içinde barındırdığını görmüş. ‘İşte bu yüzden onu seviyorum ve namazı onunla kıldırıyorum. Er-Rahman’ın, Allah’ın sevgisini, ilgisini ve temel özelliklerini insanlara hatırlatmak için.’ Peygamber (sav) ‘Gidip ona Allah’ın onu sevdiğini söyleyin.’ dedi. O kişiye Allah’ın onu sevdiğini söyleyin. Yani onun İhlas’a olan sevgisi Allah’ın onu sevmesine neden olmuş. Bizim de İhlas suresine karşı özel bir sevgi duymamız gerekiyor. Şimdi şöyle bir soru ortaya çıkıyor: İhlas suresinde bu kadar özel olan ne? Yani gerçekten çok temel bir dersi öğretiyormuş gibi duruyor. Allah bir. Çocuğu yok ve doğrulmamış. Bitti! Hiçbir şey O’nunla kıyaslanamaz. Tevhidin çok basit, temel bir kavramı gibi duruyor. Yani İhlas suresiyle alakalı bu kadar önemli olan ne? Burada bir şeyleri anlamalısınız. Kur’an üç temel inanç öğretiyor. Kur’an Tanrı hakkında öğretiyor. Kur’an ahiret hakkında öğretiyor. Ve Kur’an vahiy hakkında öğretiyor. Üç şey. Temel olarak başka her türlü inanış o ya da bu şekilde bu üçünün içerisinde yer alıyor. İmanbillah. İmanbilahira. İmanbilrisale. Tanrıya iman. Ahirete iman. Vahye iman. ‘Melekler inanıyoruz’ desek bile, vahyi getirenler yine melekler. Gayb yani. ‘Allah’a inanıyoruz’ dediğimiz anda, bu O’nun bütün isimlerini, sıfatlarını, yaptığı şeyleri kapsıyor. Ahirete iman ettiğimizde bu; kabirde, kıyamet gününde, cennette, cehennemde, bunların hepsinde neler olacağını içeriyor. Bu açıdan bakarsanız, bu inançların üçte biri sadece Allah’a inanmak. Ve bu Allah’a olan iman, Kur’an’da başka hiçbir yerde olmadığı kadar iyi burada özetlenmiş. Bu surenin ne demek istediğini anlarsanız, o zaman iyisiniz. O temel inançların üçte birini başardınız demektir. Ve aslında diğer ikisi ancak birincisinin gerekli bir sonucu. Tanrıya inanıyorsanız, ahirete ancak o zaman gerçekten inanabilirsiniz.

Başlangıçta Allah’a inanıyorsanız ancak o zaman vahye gerçekten inanabilirsiniz. Yani diğer ikisi aslında bu imandan -Allah’a imandan- meydana geliyor. Aynı derecede önemli olduğunu hissettiğim diğer bir şey ise bulunduğu yer. İnsanlar bir projeye, göreve başladıklarında ve başarı kazanmak ve onunla bir yerlere ulaşmak için uzun zamandır uğraşırken, yol boyunca daha fazla başarı kazanmaya başladıkça neden başladığını, nereden başladığını gözden kaçırmak çok kolay oluyor. Müslümanlar Kureyş’le birçok kez savaştılar. Birçok kez anlaşmazlığa düştüler. Ve şimdi en sonunda, İslam zafer kazanmış olacak. Ve bir gün zafer kazandığında, şunları unutabilirsiniz: Neden savaşıyorduk? Arazi elde etmek için miydi? Putları yıkabilelim diye miydi? Bize karşı onlar mı oldu? Bir amaç için biz değil ya da amaca karşı onlar değil. Bizim amacımız bundan çok daha büyük bir şey. Ve amacımız her zaman bu eşi benzeri bulunmayan Tanrı’ya eşsiz bir iman oldu, oluyor ve olacak. Allah’ın birliği. Neden Kabe’yi özgürlüğüne kavuşturmak için uğraşıyoruz? Böylece Allah’a olan ihlas kurulsun diye. İnsanlar sadece ve sadece Allah’a ibadet etsinler diye. ‘İzaca’e nasrullahi velfeth’i tanımladıktan, Ebu Leheb’ten kurtularak o zafere olan kapıları açtıktan sonra şimdi Allah diyor ki: Amacınızı hiçbir zaman gözden kaybetmeyin. Neden en başta inanan kimselerdiniz? Neden başından beri mücadele ediyordunuz? Peygamber’in (sav) bütün hayatı ne ile sonuçlanıyor? Bu samimi sevgiyi, sadakati ve Allah’a ibadeti her insanın kalbinin içine işleme ile sonuçlanıyor. Bu yüzden Kabe özgürlüğüne kavuşturulmuştu. Ve bu yüzden İhlas suresi bu kadar çok önemli. Ve bir bakıma belki de bu yüzden Peygamber (sav) inananlara bu sureyi hatırlatmaya devam ediyordu. Çünkü onlara başlangıçta neden Müslüman olduklarını, bu dinin tamamen ne ile ilgili olduğunu hatırlatıyor. Bu din, onların direkt olarak Allah’la olan ilişkileri ile ilgili. Eğer bu sure ile ilgili bir konferans veriyor olsaydım, bu surenin dikkate değer dil bilgisini size anlatırdım. Yani demek istediğim, Allah kelimesinin ‘ehadun’ kelimesi tarafından takip edilmesi dil bilgisi olarak baktığınızda tamamen nefes kesici. Ve daha sonra Allah kelimesi tekrar tekrar ediliyor. Allahussamed. Ve sonrasında ‘ellezi’ demiyor. İsm Mevsul yok. ‘Allahussamed illezi lemyelid velemyuled’ demek yerine orayı geçiyor ve ‘lemyelid velemyuled’ diyor.

Ama bu başka bir zaman için inşaAllah. Şimdilik, sizinle paylaşmak istediğim tek şey şu: neden İhlas suresi diye anılıyor? İhlas kelimesi surenin içerisinde yok.  Bu sure aslında Tanrı’ya olan inancınızı arıtmak ve saflaştırmakla ilgili. Ve öğrendiğimiz şey şu; aklınızda ve kalbinizde ne kadar bu Allah kavramı safsa, yaptığınız her şeyde o kadar çok samimi olacaksınız. Allah azze ve celle yaptığımız bütün şeylerde hepimize samimiyet versin.

Nouman Ali Khan

Çeviri: gencmuslumanlar.com

Nouman Ali Khan Derslerini facebook.com/noumanalikhanturkce sayfasından takip edebilirsiniz.

Nouman Ali Khan Türkçe Altyazılı Videolar İçin Tıklayın

WORD ŞEKLİNDE İNDİR

Yorumlar

yorumlar

PAYLAŞ
Genç Müslümanlar
Genç Müslümanlar, müslüman davetçilere her türlü içerik, materyal, fikir ve bilgi sunmaya çalışan bir blogdur.

CEVAP VER