Seneler önce sonradan İslam’la tanışan Türkiyeli bir gencin bilinçlenme sürecini kaleme aldığı bir yazısını okumuştum. Orda kendisinin hidayetine bir şehidin vesile olduğunu ve bu şehidlede daha önce hiç görüşmediğini yazmıştı. Bu kardeş, bir arkadaşının tanıdığı olan bu şehidin hayatını arkadaşlarından dinliyor ve çok etkileniyor. Genç yaşında bu rahat hayatını bırakıpta neden Afgan dağlarında zorlu bir yaşamı
tercih ettiğini merak ediyor. Ve araştırma, okuma sürecinden sonra cahili hayatından dönüş yapıp hidayete eriyor Kendisi şunu diyordu, “Bir şehid kanının bereketini kendi hidayetimde anladım. Beni tanımadığı halde hidayetim için bir vesile oldu.”

Allah yolunda canlarını feda eden şehidlerin kanları bizlerin yolunu aydınlatan meşalelerdir. Onların hayatları, fedakarlıkları geride kalan biz gençler için daima örnek olmalıdır.

Bugün sizlere henüz hayatının baharında 17 yaşındayken Afganistan’da şehid olan bir kardeşimizden bahsetmek istiyorum.. 2010 Kasım ayında Afganistan sınırında ABD’nin insansız hava araçlarının saldırısı sonucu farklı uyruklardan 20 Mücahid ile şehid oldu bu kardeşimiz…

Bir yakını onu şöyle anlatıyor;
Abdullah Azzam… Aslen Artvinli olan Azzam 1993 yılında İstanbul’da doğdu. Müslüman ve şuurlu bir ailede yetişmekle rızıklandırılmıştı. Azzam, çocukluğundan beri dikkatleri üzerine çeken zekaya, ahlaka ve imana sahipti. Çevresi onun bu hasletlerine hayranlık duyar ve bu nimetleri Allah yolunda kullanması için dua ederlerdi.
Orta öğrenimi tamamladıktan sonra hafızlık yapmak için medreseye başladı. Ezberi çok kuvvetliydi ve Allah’ın kelamını ezberleme konusunda çok azimliydi. Abdullah Azzam’ın en belirgin özelliklerinden bir diğeri ise mazlum müslümanlara karşı çok merhametli ve koruyucu olmasıydı. Haklarını savunamayan bir mazlum gördüğünde onların haklarını aramak uğruna adeta aslan kesilirdi. Yanında bir kişi zulme uğruyorsa karşısındaki kim olursa olsun susmaz, karşı çıkardı.

Allah’tan başka kimseye karşı korkusu yoktu. Bu inancı sadece çevresiyle sınırlı değildi. Tağutların Müslüman halklar üzerindeki zulümlerine, katliamlarına tahammül edemiyor, müslümanların özgürlüğü için ne gerekiyorsa yapacağını dile getiriyordu. Abdullah Azzam’ın, müslümanların feryatları yükseldikçe yerinde duramayacak kadar imanı artmıştı. Hafızlığını yarıda bırakıp Allah yolunda Cihada çıkmaya karar vermişti. Bu karar onun yaşındaki bir genç için alışıldık bir durum değildi. Ailesi onun bu kararlılığını görünce vazgeçmeyeceğini anladı.

2010 yılının Nisan ayında Afganistan’a hicret etti. Abdullah Azzam, Şeyh Abdullah Azzam’ın sadece adaşı olmakla kalmayıp, onun rehberliğinde Afganistan’a hicret etmiş cesur, genç bir cengaverdi. Orada aynı zamanda yarım kalan hafızlığını tamamlamaya çalışıyordu.

Abdullah Azzam 2010 yılının Kasım ayında Kurban bayramından bir gün önce, arefe gecesi insansız hava araçlarının bombalamasıyla yanında bulunan 20 kadar mucahidle beraber şehadete kavuştu. Allah c.c Abdullah Azzam ve beraberindekilerin ailelerine iki bayramı birden nasip etti.
Rabbimiz Abdullah Azzam’ı, hayatını örnek alarak yaşamaya çalıştığı Şehid Şeyh Abdullah Azzam ile beraber Firdevsi A’la’da Rasulullah’a komşu eylesin. Amin…

 

 Şehid Azzam’ın 11 yaşında kaleme aldığı bir yazısı…
“İnsanların durumu çok açık ve çok acı verici bir durum.
Bütün insanların hep dünya malında gözü. Hep rahat olmakta,
hep kendisini düşünmekte. Peygamber efendimiz hep yiyeceklerini
fakirlerle paylaşırmış. Neden biz böyle değiliz?
Neden hep gözümüz rahatlıkta. Hep evde boş boş oturmaktansa
Allah’a dua edelim, ibadet edelim. Namaz kılalım.
İslam’ın temeli namaz kılmaktır.
Benim şahsi görüşüm cepheye geçip Allah için savaşmaktır.
Evimizde boş boş oturup ne kazanacağız?”

 

GencMuslumanlar.com

Yorumlar

yorumlar

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu yazın.
Please enter your name here