Selamun aleykum arkadaşlar, Ayetlerle tebliğ mektubu yarışmamızın sonuçları belli oldu. Gelen 18 yazı arasından;

1. Belçika, Genk şehrinden 18 yaşındaki Hümeyra Sarıüzüm kardeşimiz…
2. Kayseri’den 19 yaşındaki Hale Başdal kardeşimiz..
3. Tekirdağ’dan 22 yaşındaki Esra Arat kardeşimiz..

Yarışmamızda belli bir meal şartı olmadığı için hazırlayan kardeşlerimiz farklı meallerden yararlanmışlar. Farklı metinler/tabirler olmasına rağmen biz de olduğu gibi yayınlamayı uygun gördük. Daha çok ayetlerin birbiri ile uyumu, giriş, gelişme ve sonuç uyumu göz önüne alınarak derecelendirme yapılmıştır. Dereceye giren kardeşlerimizin yazılarını sırası ile paylaşıyoruz.

1. Hümeyra Sarıüzüm (Belçika/Genk)

Ey insanlık ailesi!
Sizi bir tek canlı varlıktan yaratan, ondan da eşini var eden ve her ikisinden de birçok erkek ve kadın üreten Rabbinize karşı sorumluluğunuzun bilincinde olun! (4/1)
O bilinemeyen ve bilinebilen her şeyi, mutlak büyük ve mutlak aşkın olarak bilendir. (13/ 9)
O’ndan başka tanrı yok : Her şey yok olacak, sadece O’nun Zatı baki kalacak (28/ 88)
O her an, hayata ve varlığa dair her işe müdahildir. O halde Rabbinizin hangi nimetini inkâr edebilirsiniz? (55/ 29-30)
Ve eğer Allah’ın nimetlerini saymaya kalksanız, asla başedemezsiniz. Iyi bilin ki, sınırsız bağışlayan rahmet kaynağı elbet yalnızca Allah’tır. (16/ 18)

Bakın Biz gökleri, yeri ve bu ikisi arasındakileri oyun olsun diye yaratmadık. (44/38)
Biz gökleri, yeri ve o ikisi arasındakileri, ancak gerçek bir anlam ve amaç uğruna yarattık (46/ 3) Göklerde ve yerde ne mucizeler var ki, insanoğlu yanından geçip gider de onlara dönüp bakmaz bile (Yusuf 105) Gözler kör olmaz , fakat asıl kör olan göğüslerdeki kalp gözüdür (22/46)

Siz ey insanlık ailesi! Bir misal veriliyor, şimdi onu dinleyin : Allah dışında yalvarıp yakardığınız o varlıkların hiç biri, asla bir sinek bile yaratamazlar; bu iş için hepsi bir araya toplansa dahi.. Dahası, eğer sinek kendilerinden bir şey kapıp kaçacak olsa, ondan onu dahi geri alamazlar: (zira) almak isteyen de aciz, alınmak istenen de! (22/73)

Andolsun ki şu Kurân’da insanlar için her türlü misali kullandık.. Belki tezekkür ederler (unutmuş oldukları hakikatlerini hatırlayıp) üzerinde derin düşünürler diye! (39/ 27)
Onlar hiç Kur’an üzerinde derin derin düşünmezler mi? Yoksa kilit vurulmuş kalplere mi sahipler?(47/ 24)
Eger Biz bu Kur’anı bir dağa indirmiş olsaydık, onun Allah’a saygısından boyun eğmişbir halde, şerha şerha yarılıp eridiğini görürdün. (59/21)

Ey insanlık ailesi! işte Peygamber size Rabbinizden hakikati getirdi : artık iman ederseniz sizin için hayırlı olur. Yok eğer hakikatı inkar ederseniz, iyi bilin ki göklerde ve yeryüzünde olan her şey Allah’a aittir. (4/170)
Işte bu Kur’an, uyarı dolu bir öğüttür. Bundan böyle dileyen Rabbine varan bir yol tutsun! (73/19)Bakın! Kalpler ancak Allah’ın zikri olan Kur’an ile mutmain olur (13/ 28) Kim benim zikrim(olan Kur’an’dan) yüz çevirirse, iyi bilsinki onun hayat alanı daraldıkça daralacak ve Kıyamet günü Biz o kimseyi kör olarak kaldıracağız. (20/124)

Doğrusu Biz size şeref ve itibar kazandıran bir Mesaj indirdik: şu halde , hâlâ aklınızı başınıza almayacak mısınız? (21/10) Hiç şüphe yok ki bu Kur’an, hidayete yöneltmekte; erdemli ve güzel davranış sergileyenleri, kesinlikle muhteşem bir karşılığın beklediğini müjdelemektedir (17/ 9)

Ben görünür-görünmez, bilinir-bilinmez tüm iradeli varlıkları sadece Bana kulluk etsinler diye yarattım (51/56) Nihayet ölüm gelip seni buluncaya dek Rabbine kulluğunu (sürdür)! (15/ 99)

Ey insanlar! Peygamber size Rabbinizden hakkı (gerçeği) getirdi. O halde kendi iyiliğiniz için iman edin. Eğer inkar ederseniz bilin ki, göklerdeki her şey, yerdeki her şey Allah’ındır. Allah hakkıyla bilendir, hüküm ve hikmet sahibidir. (4/170)

Iman eden ve imanına uygun iş işleyen kimselere gelince: evet, onların günahlarını mutlaka örteceğiz. Ve onları kesinlikle yaptıklarının en güzeliyle ödüllendireceğiz! (29/ 7) Işte onlar için (ahirette) belirlenmiş bir rızık vardır; lezzet kaynağı her tür ürün.. Zira onlar (tarifsiz bir) ikrama mazhar olacaklar (37/41-42)

İnkâr edenler ve âyetlerimizi yalanlayanlara gelince, işte bunlar cehennemliktir. Onlar orada ebedî kalacaklardır. (2/ 39) Ve elbet inkârda direnen bu kimselere şiddetli bir terkedilmişlik acısı tattıracağız. Ve onları kesinlikle yapa geldiklerinin en kötüsüyle cezalandıracağız! (41/ 27)
Inkara saplananların, yeryüzünde keyiflerinin peşi sıra gezip tozmaları seni yanıltmasın! O geçici ve uçucu bir hazdır ; sonunda varacakları yer cehennemdir , o ne kötü bir meskendir! (3/196-197)

Ey insanlık ailesi! Rabbinize karşı sorumluluğunuzu hatırlayın! Dahası ne anne bababın çocuğuna, ne de çocuğun anne babasına hiçbir fayda saglamayacağı bir günün dehşetinden sakının! Unutmayın ki Allah’ın vaadi gerçekleşecektir : su halde bu dünya hayatı sizi asla ayartmasın; dahası, aldatıcının hiçbir türü sizi Allah ile aldatmasın! (31/ 33)

Zorlama dinde yoktur. Artık doğru ile yanlış birbirinden seçilip ayrılmıştır. Su halde kim şeytani güç odaklarını reddeder de Allah’a inanırsa, kesinlikle kopmaz bir kulpa yapışmış olur. (2/256)

Ve eğer dünyanın tüm ağaçları kalem olsa denizleri de mürekkep, buna yedi deniz dahi eklense, Allah’ın kelimeleri yine de tükenmez. Çünkü Allah’tır her işinde mükemmel olan, her hükmünde tam isabet kaydeden… (31/27)

2. Hale Başdal (Kayseri)

Siz, insanlar için çıkarılmış en hayırlı ümmetsiniz. İyiliği emreder, kötülükten men eder ve Allah’a iman edersiniz. (3:110)

De ki: O Allah, birdir. Allah, Samed’dir (her şey O’na muhtaçtır, daimdir, hiçbir şeye ihtiyacı olmayandır). O, doğurmamıştır ve doğurulmamıştır.( 112:1-2-3) O kendisinden başka ilah olmayan, hüküm sahibi mukaddes, esenlik veren, güven veren gözetip koruyan üstün ve galip olan otorite sahibi, gerçekten ulu olan Allah’tır. Yüce Allah onların ortak koştuklarından münezzehtir.(59: 23)

O, yaratan, yoktan var eden, şekil veren Allah’tır. Güzel isimler O’nundur. Göklerdeki ve yerdeki her şey O’nu tesbih eder. O, mutlak güç sahibidir, hüküm ve hikmet sahibidir.(59:24)

Andolsun, biz insanı, çamurdan (süzülmüş) bir özden yarattık. Sonra onu az bir su (meni) hâlinde sağlam bir karargâha (ana rahmine) yerleştirdik. Sonra o su damlasını bir alak (embriyo) olarak yarattık; ardından o alak’ı (hücre topluluğu) bir çiğnem et parçası olarak yarattık; daha sonra o çiğnem et parçasını kemik olarak yarattık; böylece kemiklere de et giydirdik; sonra bir başka yaratışla onu inşa ettik. Yaratıcıların en güzeli olan Allah, ne yücedir. (23:12-13-14)

Andolsun, biz sizin üzerinizde yedi yol yarattık. Biz yarattıklarımızdan habersiz değiliz. Biz gökten belli bir miktarda su indirdik ve onu yeryüzünde yerleştirdik; şüphesiz biz onu (kurutup) giderme gücüne de sahibiz. Onunla sizin için hurma bahçeleri ve üzüm bağları meydana getirdik. Bu bağ ve bahçelerde sizin için pek çok meyveler vardır ve siz onlardan yiyorsunuz. Hayvanlarda da sizin için gerçekten bir ibret vardır. Onların karınlarındakilerden size içiriyoruz ve sizin için onlarda hem birçok yararlar vardır, hem de etlerinden yersiniz. Onların üzerinde ve gemilerde taşınırsınız.(23:17-18-19-21-22)

Gerçek şu ki, yeryüzünde güzel olan ne varsa Biz hepsini, hangisinin daha iyi davrandığını ortaya koymak üzere, insanları sınamak için bir araç kıldık.(18:7) Biz, gökleri, yeri ve bunlar arasında bulunanları, eğlenmek için yaratmadık.(44:38) Ben cinleri ve insanları, ancak bana kulluk etsinler diye yarattım.(51:56)

Müjdeleyiciler ve uyarıcılar olarak peygamberler gönderdik ki, peygamberlerden sonra insanların Allah’a karşı bir bahaneleri olmasın. Allah, mutlak güç sahibidir, hüküm ve hikmet sahibidir.(4:165)

Ey Peygamber! Biz seni bir şahit, bir müjdeleyici, bir uyarıcı; Allah’ın izniyle kendi yoluna çağıran bir davetçi ve aydınlatıcı bir kandil olarak gönderdik.(33: 45-46) Senden önce hiçbir resûl göndermedik ki ona: «Benden başka İlâh yoktur; şu halde bana kulluk edin» diye vahyetmiş olmayalım. (21:25)

O, sana Kitab’ı hak ve kendisinden öncekileri doğrulayıcı olarak indirdi. O, daha önce Tevrat’ı ve İncil’i insanlar için birer hidayet olarak indirmişti.( 3:3) Bu Kur’an tüm insanlara yönelik bir duyurudur. Onun aracılığı ile insanlar uyarılsın, herkes Allah’ın tek olduğunu öğrensin ve sağduyulu kimseler onun ibret derslerinden yararlansın diye inmiştir. (14: 52)

Allah, buyurmuştur ki: İki ilâh edinmeyin. O, ancak bir ilâhdır. Onun için yalnız benden korkun.(16:51) Eğer yerde ve gökte Allah’tan başka ilâhlar olsaydı, kesinlikle ikisinin de düzeni bozulurdu. Demek ki, Arş’ın Rabbi Allah, onların nitelemelerinden uzaktır, yücedir.(21:22)

Şüphesiz Allah, kendisine ortak koşulmasını asla bağışlamaz. Bunun dışında kalan (günah)ları ise dilediği kimseler için bağışlar. Allah’a şirk koşan kimse, şüphesiz büyük bir günah işleyerek iftira etmiş olur.(4: 48) Muhakkak sizi biraz korku, biraz açlık ve mallardan, canlardan, ürünlerden biraz eksiltmekle deneriz, sabredenleri müjdele.(2:155) İnsanlara bir zarar dokunduğu zaman, Rablerine yönelerek O’na dua ederler. Sonra Allah, onlara kendinden bir rahmet tattırınca da, bir bakarsın ki içlerinden bir grup, Rablerine ortak koşuyorlar.(30:33)

Allah, sizi yaratan, sonra size rızık veren, sonra sizi öldürecek ve daha sonra da diriltecek olandır. Allah’a koştuğunuz ortaklardan, bunlardan herhangi bir şeyi yapabilen var mı? O, onların ortak koştuklarından uzaktır, yücedir.(30:40)

Her nefis ölümü tadacaktır. Sizi bir imtihan olarak hayır ile de şer ile de deniyoruz. Ancak bize döndürüleceksiniz. (21:35)

O gün hepsini mahşere toplayacağız. Sonra Allah’a ortak koşanlara: « Hani nerede o Allah’a ortak saydığınız ortaklarınız?» diyeceğiz.(6: 22) Allah’a ortak koşanlar, ortaklarını gördüklerinde diyecekler ki: “Rabbimiz! Bunlar, seni bırakıp kendilerine tapmış olduğumuz ortaklarımızdır.” Koştukları ortaklar da onlara: “Siz elbette yalancılarsınız” diye laf atacaklar.(16:86) Onlara, “Ebedî kalmak üzere cehennem kapılarından girin. Büyüklük taslayanların yeri ne kötüdür!” (denir).(40:76) Onlar için üstlerinde ateşten katmanlar, altlarında (ateşten) katmanlar vardır. İşte Allah, kullarını bununla korkutur. Ey kullarım, bana karşı gelmekten sakının. (39:16)

Kötü işler yapmış olanlara gelince, bir kötülüğün cezası misliyledir ve onları bir zillet kaplayacaktır. Onları Allah’( ın azabın) dan koruyacak hiçbir kimse de yoktur. Sanki yüzleri, karanlık geceden parçalarla örtülmüştür. İşte onlar cehennemliklerdir. Onlar orada ebedî kalacaklardır. (10:27)

İnkâr edenler için ise cehennem ateşi vardır. Öldürülmezler ki ölsünler. Kendilerinden cehennem azabı da hafifletilmez. İşte biz her nankörü böyle cezalandırırız.(35:36) İşte böyle! Şüphesiz azgınlar için elbette kötü bir dönüş yeri, cehennem vardır. Onlar oraya girerler. Orası ne kötü bir yataktır!(38:55-56)

(Fakat) iman edip salih ameller işleyenlere gelince, Rableri onları imanları sebebiyle, hidayete erdirir. Nimetlerle dolu cennetlerde altlarından ırmaklar akar.(10: 9) Onlar, Allah’a verdikleri sözü yerine getiren ve sözleşmeyi bozmayanlardır. Ve onlar ki, Allah’ın, riayet edilmesini emrettiği haklara riayet ederler; Rablerine saygı besler ve hesabın kötü çıkmasından korkarlar. Onlar, Rablerinin rızasına ermek için sabreden, namazı dosdoğru kılan, kendilerine verdiğimiz rızıklardan gizli olarak ve açıktan Allah için harcayan ve kötülüğü iyilikle ortadan kaldıranlardır. İşte bunlar için dünya yurdunun iyi sonucu vardır.(13: 20-22) İşte onlar için içlerinden ırmaklar akan Adn cennetleri vardır. Orada tahtlar üzerine kurularak altın bileziklerle süslenecekler, ince ve kalın ipekten yeşil giysiler giyeceklerdir. O ne güzel karşılıktır! Cennet de ne güzel bir yaslanacak yerdir! (18:31)

Andolsun Asr’a! Gerçekten insan, ziyan içindedir. Ancak iman edip salih amellerde bulunanlar, birbirlerine hakkı tavsiye edenler ve birbirlerine sabrı tavsiye edenler başka. (103:1-3)

3. Esra Arat (Tekirdağ)

Hikmetli Kur’an’a yemin olsun. (36/2)

De ki: “O, Allah’tır, bir tektir.
Allah Samed’dir. (Her şey O’na muhtaçtır; O, hiçbir şeye muhtaç değildir.)”
O’ndan çocuk olmamıştır (Kimsenin babası değildir). Kendisi de doğmamıştır (kimsenin çocuğu değildir)
Hiçbir şey O’na denk ve benzer değildir. (112/1-4)

Ey insanlar! Peygamber size Rabbinizden hakkı (gerçeği) getirdi. O hâlde, kendi iyiliğiniz için iman edin. Eğer inkâr ederseniz bilin ki, göklerdeki her şey, yerdeki her şey Allah’ındır. Allah, hakkıyla bilendir, hüküm ve hikmet sahibidir. (4/170)

Şüphesiz, göklerin ve yerin yaratılışında, gece ile gündüzün birbiri ardınca gelişinde, insanlara yarar sağlayacak şeylerle denizde seyreden gemilerde, Allah’ın gökyüzünden indirip kendisiyle ölmüş toprağı dirilttiği yağmurda, yeryüzünde her çeşit canlıyı yaymasında, rüzgârları ve gökle yer arasındaki emre amade bulutları evirip çevirmesinde elbette düşünen bir topluluk için deliller vardır. (2/164) O, doğunun da batının da Rabbidir. O’ndan başka hiçbir ilâh yoktur. Öyle ise O’nu vekil edin. (73/9)

Allah’a ve Peygamberlerine iman edenler var ya, işte onlar sıddîklar (sözü özü doğru kimseler) ve Allah katında şahitlerdir. Onların mükâfatları ve nurları vardır. İnkâr edip âyetlerimizi yalanlayanlara gelince; işte onlar cehennemliklerdir. (57/19)

İnsan, bizim, kendisini az bir sudan (meniden) yarattığımızı görmedi mi ki, kalkmış apaçık bir düşman kesilmiştir. (36/77)

Rablerini inkâr edenlerin durumu şudur: Onların işleri, fırtınalı bir günde rüzgârın şiddetle savurduğu küle benzer. (Dünyada) kazandıkları hiçbir şeyin (ahirette) yararını görmezler. İşte bu, derin sapıklıktır. (14/18)
Yahut (inkârcıların küfür içindeki hâlleri) derin bir denizdeki karanlıklar gibidir. (Bir deniz ki) onu dalga üstüne dalga kaplıyor, üstünde de bulutlar var. Karanlıklar üstüne karanlıklar. İnsan, elini çıkarsa neredeyse onu bile göremez. Kime Allah nur vermezse, onun için nur diye bir şey yoktur. (24/40)

Dinlerini oyun ve eğlence edinenleri ve dünya hayatı kendilerini aldatmış olanları bırak. Hiç kimsenin kazandığı yüzünden mahrumiyete sürüklenmemesi için Kur’an ile öğüt ver. Yoksa ona Allah’tan başka ne bir dost vardır, ne de bir şefaatçi. (Kurtuluşu için) her türlü fidyeyi verse de bu ondan kabul edilmez. İşte onlar kazandıkları yüzünden helâke sürüklenmiş kimselerdir. Küfre saplanıp kalmalarından dolayı onlara çılgınca kaynamış bir içecek ve elem dolu bir azap vardır.(6/70)

Ancak tövbe edip inanan ve salih amel işleyenler başka. Onlar cennete, Rahmân’ın, kullarına gıyaben vaad ettiği “Adn” cennetlerine girecekler ve hiçbir haksızlığa uğratılmayacaklardır. Şüphesiz O’nun va’di kesinlikle gerçekleşir. (19/60/61)

Şüphesiz Allah, adaleti, iyilik yapmayı, yakınlara yardım etmeyi emreder; hayâsızlığı, fenalık ve azgınlığı da yasaklar. O, düşünüp tutasınız diye size öğüt veriyor. (16/ 90)
Şüphesiz iman edip salih ameller işleyen, namazı dosdoğru kılan ve zekâtı verenlerin mükâfatları Rableri katındadır. Onlara korku yoktur. Onlar mahzun da olmayacaklardır. (2/277)

Dinde zorlama yoktur. Çünkü doğruluk sapıklıktan iyice ayrılmıştır. O hâlde, kim tâğûtu tanımayıp Allah’a inanırsa, kopmak bilmeyen sapasağlam bir kulpa yapışmıştır. Allah, hakkıyla işitendir, hakkıyla bilendir. (2/256)
Kim iyi bir iş yaparsa kendi lehinedir. Kim de kötülük yaparsa kendi aleyhinedir. Rabbin, kullara (zerre kadar) zulmedici değildir. (41/46)

De ki: “Ey kendilerinin aleyhine aşırı giden kullarım! Allah’ın rahmetinden ümidinizi kesmeyin. Şüphesiz Allah, bütün günahları affeder. Çünkü O, çok bağışlayandır, çok merhamet edendir. (39/53)
Artık siz Allah’a, peygamberine ve indirdiğimiz nûra (Kur’an’a) iman edin. Allah, yaptıklarınızdan hakkıyla haberdardır. (64/8)

Yorumlar

yorumlar

1 YORUM

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu yazın.
Please enter your name here