MultimedyaÖncü ŞahsiyetlerVideo

Ebu Muslim el-Havlani – Ali Hammuda

Ebu Muslim el-Havlani, tabiin neslinden salih bir abiddir. Kendisi yalancı peygamber Esved el-Ansî’nin peygamberliğini kabul etmemiş ve bu sebeple ateşe atılmıştır. Ömer r.a ve Ebubekir r.a ile bizzat görüşmüştür ve bu iki sahabe tarafından övülen biridir. Ali Hammuda bu videosunda Ebu Muslim el-Havlani hayatından kesitler anlatıyor.

“Ömer’in (r.a) bilinen özelliklerinden biri neydi? Feraset, önsezi. Ebu Muslim al-Havlanî’yi görüyor, ondaki büyüklüğü fark ediyor ve ona “Nereden geliyorsun?” diyor. O da “Yemenliyim ben, Havlânlıyım” diyor. Ona “O yalancı tarafından ateşe atılan adama ne oldu?” diye soruyor. Ömer (r.a) bir şeyler hissediyor çünkü. “Adı Abdullah ibn-i Suvab olan bir adamdı o” diye cevap veriyor. İlgi odağını kendinden uzaklaştırıyor yani SubhanAllah. Ama Ömer bir şeyler seziyor tabii. Ve bu arada kardeşlerim, bu, geçmişimizde yüce Allah için kendini iyi amel yapmaya adamış veya bu tip mucizevi olaylarla yardım edilmiş tüm erkek ve kadınlarımızda gördüğümüz tekrar eden bir olay. İnsanların onları bilmelerini istemiyorlar ve Allah’ın onlar vasıtasıyla gerçekleşmesine izin verdiği bu iyi amellerini saklıyorlar. Aynı bizim insanlardan günahlarımızı saklayacağımız gibi belki de.

Samimiyet gerçek olduğunda, ihlasın, samimiyetin verdiği sonuç bu oluyor. İnsanların bilmesini istemiyor. “Ateşe atılan adama ne oldu?” diye soruyor o da “Abdullah ibn Suvab isminde biriydi o” diye cevap veriyor. Ve bu bizim açımızdan çok üzücü bir durum, bir felaket, gerçek bir trajedi kardeşlerim ve devam etmeden önce birazcık burada durmak istiyorum. Şöyle ki bazen birimiz insanlara tavsiye vermeyi veya doğru olana çağırmayı onlara kendi tecrübelerinden, kendi iyi amellerinden ve kendi başarılarından bahsetmeden yapamıyor. Bu bir musibet, felaket bir şey ve ihlas açısından da iyi bir gösterge değil.

Bu yüzden de İmam Ez-Zehebî, siyerinde, ibn Vahab’dan alıntıyla, İmam Malik “Kendini överek gezen bir adam görürseniz o nur ondan alınacaktır” dediğinden bahsediyor. O parlaklık, Allah’ın iyi insanlara, İslam’a çağıran insanlara, ilim ve ihlas, samimiyet sahibi insanlara verdiği o nur, onları kendi başarıları ve kazançları hakkında övünürken gördüğünüzde onlardan gidecektir.

“…Ben nasıl bile isteye sanki şeytanın fısıldamalarına karşı korumalıymışım gibi fitnenin kapılarını kendime açarım?”

Burada “İnsanlara kendi tecrübelerimi ve Allah’ın benim vasıtamla gerçekleşmesine izin verdiği iyi şeyleri anlatmamın nedeni onlara şevk vermek. İnsanların daha iyi Müslümanlar olmalarını istiyorum” denebilir. Ama gerçek şu ki eğer bir insan Allah’ın kitabından o ilhamı almıyorsa, Allah’ın elçisinin (s.a.v) yolundan ve geçmişimizdeki insanların hayatlarından o ilhamı almıyorsa, bu insan senin ya da benim hayatımdan ilham almayacaktır. İslami tavsiye, kendimizi ve insanları geliştirmek için aradığımız o öneriler Allah’ın kitabında ve elçinin (a.v.s) sünnetinde varlar. Bizim hayatlarımızda değil. Geçmişimizdeki kuşaklar yaptıkları iyi amelleri öğrenecekler diye ağlar ve üzülürlerdi. O zaman ben nasıl bile isteye sanki şeytanın fısıldamalarına karşı korumalıymışım gibi fitnenin kapılarını kendime açarım?

Bu yüzden, kardeşlerim, İslami denilen kazanımların birçoğunun her türlü bereketten yoksun olduğunu görmemiz hiç garip değil. Oldukça az bereketi, oldukça az kalıcı etkileri oluyor. “Benim enstitümden 50 kişi mezun oldu. Benim vasıtamla 100 kişi Kur’an ezberledi. Binlercesi…”. Vesaire, vesaire. Ama bu insanlara, bu mezunlara, Kur’an yoksunluğunda yaşanılan hayatlara baktığınız zaman aslında bunların bir başarı değil bir hayal olduğunu fark ediyorsunuz. Bir illüzyon.

Yani kardeşlerim kendim ve sizler için bir hatırlatma olarak söylüyorum, özellikle de şimdi kitlesel iletişimin ve medyanın yaygınlaşmasıyla, İslam dinini tanıtmak için kendi amellerinizi ve başarılarınızı kullanmak konusunda dikkatli olun ve şunu bilin ki kazandığınız ve kazandığım her bir başarıda bizden önce daha iyisini yapan birileri ve düşünmeye daha çok değecek olan yaşamlar vardı. Yani bunu bir düşünün, kardeşlerim…” – Ali Hammuda

Bir Cevap Yazın

Başa dön tuşu