İSLAM’DA RESMİN HÜKMÜ

Hamd, Alemlerin Rabbi Allah’adır. Salât ve Selâm Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem’in, Ehlinin, Sahabesinin ve de kıyamete kadar onları dost edinen herkesin üzerine olsun.

İslam, küçük büyük demeden hayatın tüm alanlarına hükmeden kapsamlı ve mükemmel bir dindir. Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem vefat etmezden önce ümmetine, akide ve ahkâmdan tuvalete girme adabına kadar, ihtiyaçları olan her şeyi öğretmiş, açıklanması gereken her şeyi de açıklamıştır. Bu ümmetin diğer ümmetlerden farklı olmasını isteyen Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem, dinî/şer’i mahiyetteki meselelerde, hatta (zaruret haricindeki) dünyevî meselelerde bile diğer dinleri taklid etmeyi, onlar gibi davranmayı yasaklamıştır ki, böylece bu dinin, diğer dinlerden ayrı ve farklı olduğu ortaya çıksın.

Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem’in, ümmetine beyan ettiği/açıkladığı meselelerden biri de resim yapmak, yaptırmak veya bulundurmakla ilgilidir. Müslümanlar bu konuda, özellikle yaşadığımız bu son yüzyılda kafirlerin etkisinde kalarak büyük bir musibete düşmüşlerdir. Kafirlerden o derece etkilenmişlerdir ki, artık İslam’ın bu meselelerdeki hükmünü dahi sormaz olmuşlardır. Hatta bazıları bu konuların din ile uzaktan yakından hiçbir ilgisinin olmadığını düşünmekte ve “Din ile resim, tiyatro, sanat, müzik ve benzeri şeylerin ne ilgisi var?!” diye sormaktadırlar.

Tabiî ki bunun nedeni dini bilmemek ve Batı karşısında aşağılık kompleksine kapılmaktır. Müslümanların sosyal, siyasî, askerî ve ekonomik alanlarda yaşadığı bu geri kalmışlığın nedeni; İslam’ın hayat sahasından çıkarılması sonucunda inanç ve düşüncelerin bozulmuş olmasıdır.

Resim ve fotoğrafın hükmünü açıkladığımız bu risaleyi Müslüman kardeşlerimizin istifadesine sunuyoruz. Yardım Allah’tandır.

Resmin tanımı:
Bir cismin dış görünüşünü kalemle veya ona benzer aletlerle levhada, kağıt üzerinde veya duvarda belirlemektir.

Tasvirin (suret/şekil vermenin) tanımı:

Bir şeyin şeklini hayalinde canlandırarak suret vermektir. Tasavvur bir şeyi zihinde canlandırmak, tasvir ise onu gerçek dünyada aktararak somut bir şekilde taş, ağaç, kireç ve heykel gibi bir şekilde suret vermektir.

Gerçek Şekil Veren (Musavvir) Allah’tır

Allah Teala şöyle buyuruyor:
“O, yaratan, var eden, şekil veren (musavvir) Allah’tır.” (Haşr, 24)
“Rahimlerde sizi dilediği gibi şekillendiren O’dur.” (Âl-i imran, 6)
“Yeri sizin için yerleşim alanı, göğü de bir bina kılan, size şekil verip de şeklinizi güzel yapan ve sizi temiz besinlerle rızıklandıran Allah’tır.” (Ğafir, 64)
“Ey insan! Seni yaratıp seni düzgün ve dengeli kılan, seni istediği bir şekilde birleştiren, ihsanı bol Rabbine karşı seni aldatan nedir?” (İnfitar 6-8)
“Andolsun sizi yarattık, sonra size şekil verdik, sonra da meleklere, ‘Âdem’e secde edin!’ diye emrettik.” (Âraf, 11)

Yâni bütün mahlukatı yaratıp onları dilediği gibi tasvir eden (şekillendiren) hakiki musavvir (şekil verici) Allah Teala’dır.

Kur’an-ı Kerim’de heykel, put ve resimlerin hükmü

Kur’an-ı Kerim’de Allahu Teala, kendisinden başka ibadet edilen heykel, put ve resimleri yapanları ve onlara tapanları ayıplamış, zemmetmiş, cehaletle ve akıl zayıflığıyla suçlamıştır. Allah Teala şöyle buyuruyor:

“(Rasûlüm!) Onlara İbrahim’in haberini de naklet. Hani o, babasına ve kavmine, ‘Neye tapıyorsunuz?’ demişti. ‘Putlara tapıyoruz ve onlara tapmaya devam edeceğiz.’ diye cevap verdiler. İbrahim, ‘Peki, yalvardığınızda onlar sizi işitiyorlar mı? Yahut size fayda ya da zarar verebiliyorlar mı?’ dedi. Şöyle cevap verdiler: ‘Hayır, ama biz babalarımızı böyle yapar bulduk.’ İbrahim dedi ki: ‘İyi ama ister sizin, ister önceki atalarınızın; neye taptığınızı (biraz olsun) düşündünüz mü? İyi bilin ki onlar benim düşmanımdır; ancak âlemlerin Rabbi (benim dostumdur).’” (Şuara, 69-77)

“İsrailoğullarını denizden geçirdik, orada kendilerine mahsus birtakım putlara tapan bir kavme rastladılar. Bunun üzerine ‘Ey Musa! Onların ilahları olduğu gibi, sen de bizim için bir ilah yap!’ dediler. Musa, ‘Gerçekten siz cahil bir toplumsunuz.’ dedi.” (Âraf, 138)

İbrahim ve Nuh’un kavimlerinden ve İsrailoğullarından putlara tapanların kalıntıları günümüzde hâlâ mevcuttur. Allah Teala tüm bunları şeytan işi pislikler olarak adlandırır ve şöyle buyurur:

“Ey iman edenler! Şarap, kumar, dikili taşlar (putlar), fal ve şans okları birer şeytan işi pisliktir, bunlardan uzak durun ki kurtuluşa eresiniz.” (Maide, 90)

Ümmü Seleme radıyallahu anha Habeşistan hicretinde bir kilisede gördüğü fotoğrafları/tasvirleri kendisine zikrettiğinde Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: “Onlar, içlerinden salih bir adam öldüğü zaman kabri üzerine mescid bina ederler ve orayı resimlerle donatırlar. Allah katında insanların en şerlileri onlardır.” (Muttefekun aleyh)

Bugün Hıristiyanlar hâlâ birtakım resimlere, heykellere ve haç şekillerine tapıyorlar. Aynı şekilde Budistlerin ve dünyada mevcut bulunan başka birçok dinin temel ibadetleri, resim ve heykellere tapmaktan ibarettir. Bunlar tağutların resim ve heykellerini yapıyorlar, sonra da tapıyorlar. Günümüz tağutları için yapılanlar gibi…

Resim konusundaki hadisler

1- Kıyamet gününde insanlar arasında en çok azap çekenler musavvirlerdir (resim yapanlardır):

Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyuruyor:
“Kıyamet gününde insanlar arasında en çok azap çekenler musavvirlerdir (resim yapanlardır).” (Buhari)

“Bu resimleri yapanlar, kıyamet gününde azaba uğrayacaklardır, onlara ‘yaptığınızı diriltin’ denilecektir.” (Muttefekun aleyh)

“Her resim yapan ateştedir. Yapmış olduğu her resme can verilecek ve can verilen o resimler cehennemde ona azap edeceklerdir.”(Muslim)

“Kıyamet günü insanların en çok azab görecek olanı Allah’ın yarattıklarını taklid edenlerdir.” (Muttefekun aleyh)

“Kıyamet gününde ateşten, gören iki gözü, duyan iki kulağı ve konuşan dili olan bir boyun çıkar ve şöyle der: Ben üç grup insana azap etmekle memurum: İnatçı zorbalara, Allah’tan başka bir ilaha tapanlara ve resim yapanlara.” (Tirmizi)

Sözü geçen ayet ve hadisleri düşünen herkes, resim yapmanın ne kadar büyük bir günah olduğunu görmüş olur.

Ehl-i sünnet alimleri bu hadisler hakkında şöyle diyorlar:
Eğer resmi yapan kafir ise, Firavun ile birlikte en çetin azaptadır. Eğer müslüman ise büyük günah işlemiş isyankardır ve isyanıyla çetin bir azaba çekilir. Eğer Allah’ın yaratttığına benzetmeye çalışıyorsa bu küfürdür. Bu durumda birinci şıkka dahil olur, yani Firavun’la birlikte azaba uğratılır.

İmam Nevevî rahimehullah şöyle dedi: “Ruh taşıyan (insan ve hayvan) herhangi bir şeyin resmini yapmak kesinlikle haramdır ve büyük günahlardandır.” Resmin haram olmasının nedeni şudur: Allah’ın yarattığına benzetmek, O’nun yaptığına benzer bir şey yapmaya çalışmaktır. Oysa Allah Teala bu sıfatları kendisine hasretmiştir. Ressam, resim yaparak Allah’ın sıfatlarına tecavüz etmektedir ki bundan Allah’a sığınırız. Aynı şekilde bir nedeni de bunun resim ve heykellerin tazimine ve bunların Allah’tan başka ilahlar ve rabler edinilmesine vesile olmasıdır.

2- Resim yapanlara lanet edilmiştir:

Ebu Cehîfe radıyallahu anh dedi ki: “Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem tüm musavvirleri lanetlemiştir.” (Buhari)

Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem, kandan, köpeğin bedeli olan kazançtan ve fuhuş yoluyla kazanılan paradan nehyetti. Faiz alana ve verene, dövme yapana ve yaptırana, resim yapana lanet etti. (Buhârî)

Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyuruyor:

“Allah bir kavme bir şeyi yemeyi haram kılmış ise, onun bedeli olan kazancı da haram kılmıştır.” (Ebû Dâvûd)

3- Rahmet melekleri, içinde köpek veya resim bulunan eve girmezler:

Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyuruyor:
“İçinde resim bulunan bir eve rahmet melekleri girmez.” (Muttefekun aleyh)
“İçinde köpek ve heykeller bulunan bir eve rahmet melekleri girmez.” (Buhârî)
“İçinde köpek ve suretler (resim/fotograf/heykel) bulunan bir eve rahmet melekleri girmez.” (Müslim)
Cibril aleyhisselam şöyle dedi: “Biz içinde köpek ve resimler bulunan bir eve girmeyiz.” (Tirmizî)

Hz. Ali radıyallahu anh diyor ki: “Bir gün yemek yaptım, Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem’i davet ettim. Geldi evde resim görünce eve girmedi, geri döndü.” (İbn Mace)

Bu hadisler de gösteriyor ki, içinde resimler bulunan bir eve, müminleri ziyaret edip onların hayrı için dua eden, zikir ve namaz halkalarında toplanan rahmet melekleri girmezler. Bu, o ev halkı için büyük bir mahrumiyettir. Aynı şekilde evde köpek bulunması da bu hayırdan mahrum olmaya neden olur.

4- Resimleri yok etmek vaciptir:

Aişe radıyallahu anha’dan şöyle dedi: “Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem evinde bulunan her tasviri mutlaka yok ederdi.” (Buhârî)

Ebu Hayyac el-Ezdi dedi ki: Ali radıyallahu anh bana şöyle dedi: “Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem’in beni vazifelendirdiği şey ile seni vazifelendireyim mi? Silmediğin resim ve yerle bir etmediğin yüksek kabir kalmasın.” (Muslim)

Usame radıyallahu anh şöyle dedi: “Kâbe’de Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem’in yanına girdim. O bir resim gördü. Benden bir kova su istedi, ben de getirdim. Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem bu su ile o resmi silmeye başladı. Silerken şöyle diyordu: ‘Allah yaratamadıkları şeylerin resimlerini yapanları kahretsin.’” (Müsned, Tayâlîsi)

Cabir İbn Abdullah radıyallahu anh dedi ki: Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem, Mekke’nin fethi günü Ömer radıyallahu anh’a Kâbe’nin üç duvarında bulunan bütün resimlerin silinmesini emretti. Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem burada bulunan bütün resimler silinmeden içeri girmedi. (Müslim)

Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:
“Bana Cibrîl aleyhisselam geldi ve ‘Dün sana gelmiştim (ama yanına girmedim). Girmeyişimin sebebi de üzerinde timsaller bulunan perde beziydi. Orada bir de köpek vardı, kapının üzerinde de insan resimleri bulunuyordu. Timsallerin başlarının koparılmasını emret ki ağaç şekline dönsün. Örtüden ayak altına atılacak iki minder yapılmasını, köpeğin de dışarı çıkarılmasını söyle!’ dedi. Bu söylenenler yapıldı.”(Tirmizi)

Bütün bu hadis ve eserlerden, resimlerin yok edilmesinin vacip olduğu anlaşılmaktadır. Ali hadisinde bunların yok edilmesi emir sigasıyla gelmiştir. Yukarıda Cibril hadisinde geçtiği gibi, resmin silinmesi veya resimdeki canlının başının kesilmesi durumunda haramlık illeti ortadan kalkmış olur. Zira yüz, yaratılış kudretinin mahallidir.

İbn Abbas radıyallahu anhuma şöyle buyurdu: “Resim baştır. Eğer baş kopartılırsa resim, resimlikten çıkar.” (Ebu Davud)
Hafız İbn Hacer de Fethu’l-Bari’ de “Resimden kasıt yüzdür.” diyor. Alimlerin hepsi de bu görüştedir.

5- Evlerin duvarlarına resim asmak ve örtülere resim nakşetmek haramdır.

Cabir İbn Abdullah radıyallahu anhuma dedi ki: “Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem evlerde fotoğraf/resim bulunmasını nehyetti/yasakladı.”(Tirmizi)

Aişe radıyallahu anha anlatıyor: “(O yokken) ben, yüklüğün önüne, üzerinde resimler bulunan bir bez çekmiştim. Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem perdeyi görünce, çekip attı, (öfkeden) yüzü de kızarmıştı. ‘Ey Âişe!’ buyurdu, ‘bil ki, kıyamet günü insanların en çok azab görecek olanı Allah’ın yarattıklarını taklit edenlerdir.’ Hz. Âişe radıyallahu anha rivayetine devamla dedi ki: “Biz o bezi kestik bir veya iki minder yaptık.”(Muttefekun aleyh)

Ehl-i sünnet alimleri bu hadislerden evlere resim asmanın, onlara saygı göstermenin haram olduğu sonucunu çıkartmışlardır. Zira bu hususta zahiren de olsa, büyüklerinin ve azizlerinin resimlerini evlerine asıp onlara tapan kafirlere benzemekten kaçınılmalıdır. Bu nedenle Rasulullahsallallahu aleyhi ve sellem hanımının, eve üzerinde resim bulunan bir bez astığını görünce çok kızmıştır. Bilinmeli ki! Hz. Aişe’nin o resimleri saygı amacıyla astığını söylemek mümkün değildir. Fakat Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem zahiren dahi olsa kafirlere benzemekten şiddetle kaçındırmış ve şirke giden tüm yolları kapamıştır.

Bu ve benzeri bütün hadisler, bütün canlıların resimlerinin haram ve büyük günahlardan biri olduğuna açıkça delalet eder. Bu hüküm geneldir ve duvarlar, örtüler, elbiseler üzerindeki resimler de buna dahildir. Zira Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem gölgesi olan (heykel) yahut gölgesiz (resim) olanlar hususunda herhangi bir ayırım yapmamıştır. Bilakis resim yapanların en şiddetli azaba uğratılacaklarını haber verdi ve bu hususta herhangi bir ayırım yapmadı.

İstisna edilenler

Aişe radıyallahu anha anlatıyor: “Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem’in yanında oyuncak bebeklerle oynardım. Arkadaşlarım (da oynamak için) yanıma gelirlerdi. Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem (eve gelince, utanarak) saklanırlardı. Ama aleyhissalâtu vesselâm onları tekrar bana gönderirdi. Beraber oynamaya devam ederdik.” (Muttefekun aleyh)

İbn Abbas radıyallahu anhuma anlatıyor: “Kendisine bir adam gelip ‘Ben resim yaparak geçimimi sağlayan bir insanım. Bana bu hususta fetva ver!’ dedi. İbn Abbas, adama, ‘Bana yaklaş!’ dedi, adam yaklaşınca, ‘Bana daha da yaklaş!’ dedi. Adam yaklaştı. İbn Abbas elini başının üzerine koyarak şöyle dedi: Ben Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem’i dinledim. Şöyle diyordu: ‘Bütün tasvirciler ateştedir. Allah ressamın yaptığı her bir resim için onlara ruh verinceye kadar azab eder. O da ebediyyen onlara ruh veremez.’ Bunun üzerine adam korkusundan sarardı ve titredi. İbn Abbas devamla adama dedi ki: “İlla da resim yapacaksan ağaç yap, canı olmayan şeyin resmini yap.” (Buhârî)

Can sahibi olmayan nehirler, ağaçlar, manzaralar ve cansız varlıkların yahut eğitim amacıyla bedenin, el, ayak gibi organlarının resimlerinin yapılmasında bir sakınca yoktur.

Oyuncak bebeklere gelince; alimler bu konuda ihtilaf etmişlerdir ki onların görüşlerinden, en uygun ve tercihe şayan olanın, bu tür resimli oyuncaklardan kaçınmak olduğu görüşüdür.

Çünkü bunun helal olması hususunda şüphe vardır. Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem’in Aişe radıyallahu anha’ya izin vermiş olması, resimlerin izale edilmesi emrinden önce olabilir ki bu durumda izin neshedilmiş olabilir. Veya oyuncak olması hasebiyle değersiz olduğu için oynamasına izin vermiş olabilir.

Sözün kısası, bu tür şeylerin terk olunması daha evlâdır. Zira Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:
“Seni şüpheye düşüren şeyi bırak, şüphelenmediğin şeyi al.” (Buhari)

Çocukların oynamaları, eğitimleri için zaruridir. Bu zarurete binâen geçmişte çaputtan/bezden yapılan, yüzünün şekli belli olmayan ve ev oyuncağı denilen oyuncaklara cevaz verilmiştir. Ancak günümüzde alçı ve plastik gibi maddelerden yapılan ve tamamen Allah’ın yarattıklarına benzeyen (yüz hatları belli olan, konuşan, yürüyen, hatta adeta küçük bir insan suretinde olan) oyuncaklar, yukarıda geçen hadislerden de anlaşılacağı gibi, haramın ta kendisidir. Allah daha iyi bilir!

Fotoğraf yolu ile elde edilen resim

Son dönem alimleri fotoğraf makinesi vasıtasıyla elde edilen resimler konusunda ihtilaf ettiler. Fakat tercih olunan görüşe göre bu caiz değildir. Zira neticede bu da bir tasvirdir. Bu konuda zaruret ve maslahat gereği ile yetinmek gerekir. Zira el ile çizilmemesine rağmen, gazete ve dergilerdeki fotoğraf yolu ile elde edilen birçok muzır resim vardır ki, bunlar toplum için el ile çizilen resimlerden çok daha tehlikelidir. Ayrıca resmin haram olmasının tek nedeni, Allah’ın yarattıklarını taklit etmek değildir. Geçmiş kavimlerin çoğu resim yolu ile Allah’a şirk koşmuşlar ve resim, putçuluğa açılan bir kapı olmuştur. İçlerinden salih bir adam öldüğü zaman, anısını canlandırmak için onun resmini yaparlardı… Sonra gelen nesiller ise Allah’ı bırakıp bu resimlere taparlardı.

Resim de bir meslektir ve diğer meslekler gibi o da gelişme göstermiştir. O halde ister el ile yapılsın ister herhangi bir alet vasıtasıyla elde edilsin caiz değildir. Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem az söz ile çok anlam ifade edebilme özelliğine sahipti ve buna göre o, genel hükmü içeren kapsamlı ifadelerle resim yapmayı haram kılmıştır.

Ancak teknolojinin ilerlediği günümüzde ortaya çıkan yeni bir durum vardır. Şöyle ki bilgisayar, televizyon ve cep telefonu vasıtasıyla aktarılan ve kağıt, levha gibi kalıcı maddeler üzerinde olmayan resimlere/fotograflara alimler cevaz vermişlerdir.

Resimle ilgili bazı bid’atler

• Süslü taş bebekler:
Çağımızda kafirleri taklid ve onlara benzeme arzusu neticesinde müslümanlar arasında yaygınlık kazanmış olan bid’atlerden biri de taş bebekler, insan ve hayvan biçimindeki çocuk oyuncakları ve çeşitli heykelciklerin (özellikle mağaza vitrinlerine konan cansız mankenler) kullanımının, evlere, bürolara ve ticarî mahallere kadar taşınarak yaygın bir hale gelmiş olmasıdır. Bu iş kesinlikle haramdır. Hiçbir alim bu gibi timsallerin (helkel, heykelcik vb.) yapılmasına cevaz vermemiştir. Müslümanların, bu konuda Allah’tan korkmaları ve şeriate uygun olmayan süslemelere tevessül etmemeleri gerekir.

• Anıtlar ve meçhul asker anıtları:
Bu bid’at birçok müslüman ülkeye yayılmış durumdadır. Ülkeleri ve halkları için fedakarlık yapmış kimse veya kimselerin anılarını ebedileştirmek için anıtlar yapmak, müslümanlara Batı sömürgeciliğinden miras kalan kötü bir adettir. Eğer ölüleri tazim caiz olsaydı, herkesten önce peygamberler için caiz olurdu. Halbuki Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu.
“Allah’ım! Kabrimi tapılan bir put kılma.” (Muttefekun aleyh)

Bu davranışın İslam ile hiçbir ilgisi yoktur ve İslam’ın hoş görmediği bir iştir.

Hakkı murad eden kimse için bugün gazeteler, dergiler ve sair matbuâtta yer alan ruh taşıyan varlıkların resimlerinin bu derece yayılmış olmasının bariz bir yanlış ve apaçık bir haram olduğu ortadadır. Bunu görebilen bir müslümanın, geçmişte yaptıklarına tevbe ederek nasihat ve uyarma ile kardeşlerini de bunlardan vazgeçirmeye çalışması gerekir.

Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:
“Şurası muhakkak ki, haramlar apaçık bellidir, helaller de apaçık bellidir. Bu ikisi arasında (haram veya helal olduğu) şüpheli olanlar vardır. İnsanlardan çoğu bunları bilmez. Bu durumda, kim şüpheli şeylerden kaçınırsa, dinini ve ırzını korumuş olur. Kim de şüpheli şeylere düşerse harama düşmüş olur, tıpkı koruluğun etrafında sürüsünü otlatan çoban gibi ki, her an koruluğa düşebilecek durumdadır.”(Muttefekun aleyh)

Allahu Teala’dan, bizi dinimizde ince anlayış sahibi kılmasını, ihlas ile rızıklandırmasını, bize imanı sevdirip kalplerimizi onunla süslemesini, küfür ve fısktan da uzak tutmasını dileriz.

Sözlerimizi bitirirken; Peygamberimiz Muhammed’e, ailesine ve ashabına salât ve selam ederiz.

Abdullah Yolcu

Müslüman Âlimler Birliği
Yüksek Konsey Üyesi ve
Türkiye Temsilcisi

Yorumlar

yorumlar

1 YORUM

  1. İçinde köpek ve resim olan
    eve meleklerin girmeyeceğini iddia etmek aynı zamanda evinde
    resim ve köpek olan kimselerin, evlerinin içindeyken ölmelerinin
    mümkün olmadığını iddia etmektir. Çünkü ölen kişinin canını
    almak için melekler görevlendirilmişlerdir. Üstelik söz konusu
    hadis rivayetinde bunların rahmet melekleri olduğuna dair bir
    bilgi yoktur. Genel olarak tüm melekleri kapsamaktadır. Diğer
    rivayette görüldüğü gibi vahiy meleği de buna dâhil edilmiştir.
    Bu anlayışa göre ölüm melekleri canını teslim almak üzere
    geldikleri kişinin evden dışarı çıkmasını beklemelidirler. Yani bir
    anlamda kapısının önünde nöbet tutmalıdırlar. Uydurulan dinin,
    dini ne hale getirdiğini anlamak zor olmasa gerek. Kur’an açık bir
    şekilde ifade eder: “Allah, süresi dolan hiçbir canı ertelemez.
    Allah, yaptıklarınızı haber alandır.” (Münafikun Suresi 11).

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu yazın.
Please enter your name here