Aynı zamanda yola çıkmıştık biz.
Aynı şartlarda.
Aynı samimiyet ve gayretle.
Niyetlerimiz çok güzeldi.
Güzel nesiller yetiştirecektik hepimiz.
Savrulmalar mı yaşadı bazılarımız…
Kaymalar, düşmeler, çarpmalar…
Sınırlar mı aşıldı? Taşlar yerinden mi oynadı?
Muhasebesini yapmalıyız geçmişin
Ders almak için, yanlışların tekrarlanmaması için.
Gevşek mi davrandık acaba?
Aşırı mı gittik?
İstikameti tutturamadık mı bir türlü?
“Sen ve seninle birlikte Allah’a yönelenler emrolunduğunuz gibi dosdoğru olun ve haddi aşmayın.”(Hud, 112)
Emri bizi ihtiyarlatmadı mı Rasulullah aleyhisselam gibi.
Biz mi dosdoğru olamadık, çevremizdekiler mi?
Ötekilerin yanlışlığından, bizim doğruluğumuzdan şüphe mi ettik yoksa? (Hud, 109–110)
Yoksa zulmedenlere en ufak bir meyil bile yasaklanmışken (Hud, 113) biz onlarla beraber mi olduk?
Çocuklarımıza yeterli eğitimi; bilgi ve bilinci vermeden;
Yoldan çıkarsın diye Samirilerin kucağına mı ittik?
Her daim süslü putlarla kandırılsınlar diye kontrolsüzce okullara, çarşı-pazar ve sokaklara mı saldık?
Rahat etmek adına televizyon, bilgisayar, internet başına oturturken, lüzumsuz cep telefonu serbestisi verirken; hayâlarının, vicdanlarının, beyinlerinin ne kadar hasara uğrayabileceğini, zamanlarının nasıl boşa geçeceğini (heder olacağını) mi düşünemedik?
Dünyalık idealler uğruna bir yerlere teşvik ederken onları nasıl (ne boyutta) tehlikelerin beklediğini mi hesaba katmadık?
Yaş, cinsiyet, karakter, kapasite farkı gözetmeden tüm çocukları aynı eğitim ve öğretime mi tabi tuttuk?
Ruh yapılarını-fıtratlarını, çocukluk ve gençliklerini göz önünde bulundurmadan hemen bizim gibi olmalarını mı istedik?
Bir şeyleri yasaklarken yerine meşru alternatiflerini mi koyamadık?
Batılı eğitim kitaplarından etkilenerek çocuklara gerektiğinden fazla mı özgürlük verdik?
Yetmiyormuş gibi her olumsuzlukta, hayal kırıklığına uğrayarak ve kendimizi suçlayarak karamsarlığa mı büründük?
“Kaynağımız Kur’an ve Sünnettir” söylemiyle dillerimizde tüy bitmişken, pratikte okuma ve yaşama yetersizliğimizden, her esen değişim rüzgârından mı etkilendik?
Niyetin, samimiyetin tek başına yeterli olamayacağını, yapılan işlerin doğru, yerinde ve zamanında yapılması gerektiğini mi dikkate almadık?
İnanç, düşünce ve değerlerin boşluk kabul etmediğini, tam donanımlı olmayan beyin ve gönüllerin kendilerini koruyamayacağını mı göz ardı ettik?
Muhasebe yapmalıyız:
Hatalarımızı görmek,
Yanlışlarımızı düzeltmek,
Eksikliklerimizi tamamlamak,
Gelecek nesillere ışık olmak için
Muhasebe yapmalıyız.
Fatıma Neşe Tuna

Yorumlar

yorumlar

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu yazın.
Please enter your name here