Hayat, değişimden ibarettir.
Ve dedikleri gibi, değişim sabittir.
Değişim sabittir.
Çünkü, eğer siz kendi seçiminizle değişmezseniz, şeytan sizi zorla değiştirecektir.
Bu karar vermekle ilgili. Ya isteyerek değişmeyi tercih edersiniz,
ve hayatınızın dizginlerini elinize alırsınız,
ki bu, sizin bu hayattaki göreviniz, sizin yaratılış sebebiniz,
Allah’ın her şeyi sizin hizmetinize vermesinin nedeni.
Çünkü bu dünyada karar verecek olan sizlersiniz.
Güneş kendi rotasına karar vermiyor.
Ay (karar) vermiyor.
Yağmur (karar) vermiyor.
Dünya (karar) vermiyor.
Yeşillikler (karar) vermiyor.
Bitkiler, hayvanlar… Hayatlarıyla ilgili hiç bir şeye karar vermiyorlar.
Belirli bir şekilde davranmaya ve belirli bir yolu izlemeye programlanmışlar.
Karar veren bir tek sizlersiniz!
Melekler karar vermiyor. Sadece talimatları takip ediyorlar.
Sizler, insaoğulları ve cinler, karar verme yetisi verilen tek yaratıklarsınız.
Ve bu ikisi, fesadın/yozlaşmanın tek kaynakları.
Çünkü, yanlış kararlar veriyorlar.
Allah’ın bize verdiği en büyük nimetlerden biri,
Her birimize verdiği şey, tercihdir. Karar verme yetisidir.
Gideceğiniz rotayı tercih etme yetisidir.
Yapacağınız şeyi tercih etme yetisidir.
Atacağınız adımları,
Olayları ilişkilendirme, çevrenizdeki dünyayı anlayabilme, kendinizi anlayabilme,
Çevrenizdeki insanları anlayabilme, olan olayları anlayabilme yetisidir.
Bunların hepsi bir tercihin sonucudur. Hayatınızın her anında tercihler yapıyorsunuz.
Ama çoğumuz, bu nimetten elini çekiyor.
Toplumun bizim için karar vermesine müsaade ediyoruz.
Kültürümüzün bizim için karar vermesine müsaade ediyoruz.
Bazen, eş ve dostlarımızın, bizim için karar vermesine müsaade ediyoruz.
Öğretmenlerin bizim için karar vermesine müsaade ediyoruz.
Ebeveynlerimizin bizim için karar vermesine müsaade ediyoruz.
Televizyonun bizim için karar vermesine müsaade ediyoruz.
Devlet adamlarının/politikacıların bizim için karar vermesine müsaade ediyoruz.
Ama hesap gününde, bu tercihlerin hepsinin sonuçlarından mükellef olacaksınız.
Siz yapmış olsanız da, başkasına yaptırmış olsanız da.
Hesap gününde sonuçlarla yüzleşeceksiniz.
Allah’ın (subhanehu ve te’ala) önünde yalnız duracaksınız. Yalnız!
Rivayetlere göre, Peygamberimiz (sallallahu aleyhi ve sellem) buyuruyor:
Anneler bile, hesap gününde oğluna gelecek ve diyecek ki;
Ey oğlum!
Seni karnımda 9 ay taşıdım.
Seninle ilgilendim.
Seni sütümle besledim.
Sadece sana bakmak için tüm gece ayakta bekledim.
Sadece senin büyüyebilmen ve bağımsız olabilmen için yıllarımı ve ömrümü feda ettim.
Ve, sen bağımsız ve başarılı oldun.
Şimdi senden tüm istediğim, hesap gününde.
-Oğlunun kalbini neredeyse yaptığı her şeyden bahsederek kendine yakınlaştırmaya çalışıyor.-
Sonra diyor ki, oğlum, bunlara karşılık olarak, senden tek istediğim sadece bir hasenat.
Bir iyilik. Bir ödül.
Hatırım için sadece bir ödül.
Böylece cehennemin ateşinden kurtulmuş olurum.
Cennette bir pozisyon veya bir yer garantileyemiyorum. Senden istediğim tek şey bu.
Biliyor musunuz?
O oğul, annesine karşı tüm saygısı ve sevgisiyle diyor ki: Anne, tüm saygımla,
-Bu arada, farklı sözcüklerle açıklıyorum-
Senin benden istediğin hasenata,
Herkesten daha fazla ihtiyacım var.
Bir dahaki sefere anne, bir dahaki sefere.
O gün, Allah’ın (subhanehu ve te’ala) huzuruna yalnız çıkacağınız gün, her kararınızdan hesaba çekileceksiniz.
Caddede yürümekte olan kadına baktığınız ve bakmaya devam ettiğiniz zaman,
Canlı olarak karşınıza getirilecek, görebileceksin.
Yalnız olduğunuz ve kötü bir şey yaptığınız zaman,
Size ait olmayan haram bir parayı aldığınız zaman, faizle uğraştığınız zaman,
Birinin arkasından gıybet ettiğiniz veya iftira attığınız zaman, o zaman,
Hemen o zamandan önce, karar vermeye yetiniz vardı;
Onu günaha çevirmek veya bırakıp gitmek için.
Ama yanlış tercihi yaptınız. Ve ‘o’ zaman, size gelecek.
Yerini alacak ve gözlerinizin önünde açıkça gösterilecek.
Allah’ın (subhanehu ve te’ala) huzurunda iken, O size soracak.
Ezan okunduğunda namaz zamanı olduğunu biliyordunuz ama kılmadınız.
Çünkü başka bir şeyle meşguldünüz.
Herhangi bir şey, dünyayla ilgili olan herhangi başka bir şey. Sizin karşınıza getirilecek ve de kararınızdan pişman olacaksınız.
Şeytanın fısıltılarını dinlediğinizde, arkadaşlarınızın, ailenizin ve kültürünüzün tavsiyelerini dinlediğinizde ve yaptıklarını yaptığınızda,
Çoğunluğa uyduğunuzda (akışa kapılıp gittiğinizde),
O zamanlar size getirilecek ve onun hakkında hesaba çekileceksiniz ve acı çekeceksiniz.
Acıyı hissetmeye başladığınız ilk an,
Meleklerin size gelip ruhunuzu bedeninizden çıkarması olacak.
Bu, Allah’ın (subhanehu ve te’ala) Kur’an’da defalarca bahsettiği bir şey. Defalarca.
Allah (subhanehu ve te’ala) diyor ki:
Nihayet onlardan (müşriklerden) birine ölüm gelip çattığında,
“Rabbim, der, lütfen beni (dünyaya) geri gönder.”
O an, ruhunun bedeninden çıkmaya başladığı andır.
“Rabbim, der, lütfen beni (dünyaya) geri gönder.”
«Ta ki, boşa geçirdiğim dünyada iyi iş (ve hareketler) yapayım.»
Sadece iyi işler. O, Allah’ın merhametli olduğunu biliyor.
Allah bir şey buyurduğunda, gidip otomatik olarak yapacaklarını biliyor.
Başka bir şey (diğer tercihleri) düşünmeyecekler, hepsi bu.
Ama Allah bizleri insan olarak var ederek şereflendirdi.
Bize güvendi. ‘Seçebilirsiniz’ dedi.
Melekler seçemez, ama siz seçebilirsiniz.
Güneş ve tüm evren, tüm ihtişamı ile, seçemez. Herhangi bir tercih yapamaz.
Siz seçebilirsiniz.
Siz seçebilirsiniz ve her şeyin sizin hizmetinize verilmesinin sebebi de bu.
Kontrol edebilirsiniz.
-Belirli bir derecede.-
Ve kontrol edilecek en önemli şey,
O et parçası.
Hayatınızdaki her şeyi kontrol ediyor, merkezi nokta orası.
İnsanoğlunun merkezi orası, siz kontrol edebilirsiniz.
Hayatınızdaki her şeyi kontol edebilirsiniz.
Gözlerinizi kontrol edebilirsiniz.
Ellerinizi,
Dilinizi ve her şeyinizi.
Kalbinizi yola getirin.
Hayatınızda her şey yerli yerine oturacak.

Moutasem Al Hameedi

Yorumlar

yorumlar

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu yazın.
Please enter your name here