Allah(c.c.) Kuran’ı Kerimde
“Nefsânî arzulara, (özellikle) kadınlara, oğullara, yığın yığın biriktirilmiş altın ve gümüşe, soylu atlara, sağmal hayvanlara ve ekinlere düşkünlük insanlara çekici gelmiştir. İşte bunlar dünya hayatının geçici menfaatleridir. Halbuki varılacak güzel yer, Allah’ın katındadır.’’
[Ali İmran:14]
buyurmuştur.

Her ne kadar ayette  geçen nimetler şükredilmesi gereken şeyler olsa da, burada erkeklerin bu nimetlere olan düşkünlüğü ve bu nimetlerin insana cazip kılınması vurgulanmış. Bu ayet ışığında anlayabileceğimiz ve çoğumuzun da tahmin edebileceği gibi erkeklere cazip kılınanlar listesinin en başında kadınlar yer alıyor. Bu gerçeği Efendimiz (s.a.v)
“Benden sonra, erkekler için kadınlardan daha zararlı bir fitne bırakmadım’’
hadisinde de aşikar bir biçimde görebiliyoruz.

Başka bir hadisi şerifte Efendimiz (s.a.v)

“Dünya tatlı ve hoştur. Allah sizi ona varis kılacak ve nasıl hareket edeceğinize bakacaktır. Öyleyse dünyadan sakının, kadından da sakının! Zira Beni İsrail’in ilk fitnesi kadın yüzünden çıkmıştır.” Muslim Zikr 99 (2742) Tirmizi Fiten 26 (2192) İbn Mace Fiten 19 (4000)

 buyuruyor. Bir diğer hadiste peygamber efendimiz (s.a.v.) kadınların önemini vurgulayarak şöyle buyurmuştur

“Kadın bir avrettir (kendisine karşı haya beslenen bir varlıktır). Dışarı çıktığında şeytan onu erkeklere süslü göstermeye çalışır.’’ Tirmizi, Rada

Kadınlar çekiciliklerinden dolayı avret (gizlenmesi lâzım gelen şey) olarak tanımlanmıştır. Bu sebeple İslam da kadın güzelliğini evinde sergilemeli ve bu cazibesini toplumda ilgi çekmek için kullanmamalıdır. Çoğumuzun zannettiği gibi gözleri haramdan korumak sadece erkekler için yada kadınları tehlikelerden korumak için değil, aynı zamanda kadınların kendi nefislerini korumaları, oluşabilecek muhtemel haramlardan sakınmaları içindir.

Bu minvalde yürünmediğinde günümüz internet ortamında haramın ne kadar yaygınlaştığını, sanal dünyanın pornografiyle ve çocukların dahi cinselleştirilmesiyle dolu olması sonucunu ortaya çıkardığını görüyoruz. Kadın ve erkeğin birbiriyle iffet, dürüstlük ve saygı kavramları çerçevesinde nasıl etkileşim kurması gerektiği tüketim ve cinsellik odaklı toplumumuza tamamen yabancı bir hal almış durumda. Genellikle toplumun bazı kesimi tarafından İslam’ın öne sürdüğü gibi iffetli ve şerefli bir ‘’hanımefendi’’ (veya beyefendi) olarak yaşamak alay konusu olabiliyor veya hor görülüyor.

Unutmamalıyız iffetin esası insanın kendisini sınırlaması, karşı tarafa olan saygısı ve hayasıdır.

Efendimiz (s.a.v) bir hadisi şerifte “Haya ile iman, ikiz kardeştir. Biri giderse diğeri de gider.’’  buyurmuştur.

Aslında gerçektende Müslümanların özgürlük başlığı altında harama bakma ve iffeti koruma prensiplerinden taviz verdiğinde veya gevşeklik gösterdiğinde hangi konumlara düştüğünü, kendimizin de hangi konumda olduğunu hikmetle baksak belki görebiliriz.

Çoğu kişinin tesettürden anladığı şeyler sadece başörtüsü veya dış kıyafet. Fakat anlamamız gereken dış görünüşten daha derin. Bu bir insanın nasıl davrandığı, kendisini nasıl taşıdığı ile ilgili, kişinin karşı cinse yönelik kendisini nasıl bir yerde konumlandırdığıyla, kendini karşı cinse karşı ne oranda kontrol ettiğiyle ilgili. Tüm bunların uygun ölçüde gerçekleşmesi kalbin temizliğine, günahlardan uzak durmaya ve Allah’la olan bağımızın kuvvetine bağlıdır.

Allah(c.c)  Nur suresi 30. Ayette şöyle buyuruyor:

“Mü’min erkeklere söyle, gözlerini haramdan sakınsınlar, ırzlarını korusunlar. Bu davranış onlar için daha nezihtir. Şüphe yok ki, Allah onların yaptıklarından hakkıyla haberdardır.’’

İbn-i Kayyım bu ayetle ilgili şunları söylemiştir:

“Bir kişi harama bakmaktan sakınırsa Allah o kişiyi günahlarından arındırır.”

Gözleri haramdan sakındırmanın ne derece önemine binaen insana olan faydaları:
Allah rızası için bakışları haramdan başka yöne çevirirse kişi imanın tadına varır.
Kim Allah rızası için bir günahı terk ederse Allah Teala o kişiye daha hayırlısını verir.

Evet, insan güzel şeylere bakmaya onları izlemeye fazlasıyla eğilimli olarak yaratılmış. Gözler de kalbin izleyicisi ve etrafta olanları takip etmekle görevlendirilmiştir.

Kim gözlerine herhangi bir sınırlama koymadan etraftaki haram manzaralara bakmasına izin verirse her daim bir pişmanlık ve huzursuzluk içinde olacaktır. Haram sevmek ve bunun neticesinde oluşan psikolojik bunalımlar buna sadece bir örnektir.
Kişi haram nazarla bakarsa bu bakış gittikçe daha da artar ve kalbe söz geçemeyecek şekilde hisler yoğunlaşır ve bunlar insanın kalbine sanki bir alacaklı gibi yapışır kalır. Bu his, takıntı haline ve aşırı bir aşka dönüşür kalbin içinde gittikçe ilerler… Bunların hepsi kişiyi sanki bir köle gibi yapar, tüm bu ızdırabın esas ve ilk sebebi ise haram bakışlardır.

Bütün bu ayetler ve hadisler ışığında anlıyoruz ki kadınlara emirlere uygun olarak giyinme ve erkeklere de bakışlarını haramdan sakınma sorumluluğu düşüyor.

Ayette emredildiği üzere harama bakmak günahtır ve günahlar kalbi karartır. Bunlar ancak pişmanlık ve tövbeyle temizlenebilir.

Şeyh Halil demiştir ki: “Eğer kişinin kalbi harama bakmamaya ve bu sebeple kazandığı hayırlara mutmain olursa o zaman kişi bakışlarını haramdan çekebilir.’’

Elbette insan nefsi ve şeytan kişiyi harama bakmak için zorlayacaktır. Burada bizlere düşen harama bakmamaya gayret etmektir. Bunu yaparken hiçbir çaba sarf edilemezse haram bakış kalbe kendi zehrini salar ve bu zehir kalpte ve ruhta onarılamaz üzüntülere, ıstırap ve pişmanlıklara neden olur.

Allahtan bizi korumasını ve günahlara karşı bizleri muvaffak kılmasını diliyoruz…

Yorumlar

yorumlar

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu yazın.
Please enter your name here