Hz. Aişe

Allah, Yüce Kur’an’da Aişe (ra)’ı savunurken tüm Müslüman kadınların haklarını desteklemiştir. Aişe’nin (ra) yaşamı, Müslüman kadınların İslam mesajının yayılmasında önemli bir rolü olduğunu gösterir. Aişe, Peygamber Efendimiz (sallallahu aleyhi vessellem)’in yakın arkadaşı olan Ebu Bekir (ra)’ın kızıdır. Peygamber (sallallahu aleyhi vessellem), ilk eşi olan sevgili Hatice (ra)’ın ölümünden sonra onunla evlenmiştir. Aişe (ra) ile evlenmeden önce, Peygamber Efendimiz (sallallahu aleyhi vessellem) rüyasında Cebrail’in (as) kendisine Aişe’i eşi olarak tanıttığını görmüştür. Peygamber (sallallahu aleyhi vessellem), Aişe (ra)’a olan sevgisini toplum içerisinde göstermekten çekinmemiştir.

Bir keresinde, sahabenin biri Peygamber Efendimiz (sallallahu aleyhi vessellem)’e, “Senin için en sevgili kişi kimdir?” diye sormuştur. Peygamber (sallallahu aleyhi vessellem), “Aişe,” diye cevaplamıştır. Ardından sahabe, “Peki erkekler arasından kimdir,” diye sormuştur. Peygamber (sallallahu aleyhi vessellem), “Aişe’nin babasıdır,” diye yanıtlamıştır. (Buhari)

Allah, Aişe’yi (ra) Yüce Kur’an’da Nasıl Onurlandırmıştır?

Hicretin 6. senesinde, Aişe (ra) büyük bir iftiraya uğramıştır. Peygamber Efendimiz (sallallahu aleyhi vessellem) ve sahabelerle bir yolculuktadır. Medine’ye dönmeye hazırlanırlarken, ihtiyacını gidermek için gruptan ayrılır. Döndüğünde, kolyesini düşürdüğünü fark eder ve onu bulmaya gider.  Grup onun kapalı bineğinde olduğunu sanır ve oradan ayrılır. Döndüğünde kimse orada yoktur. Bir taşa oturur ve beklemeye başlar. Arkada kalan bir sahabe gelir ve onu bulur. Birbirleriyle hiç konuşmazlar ve Aişe (ra) sahabenin atına biner. Sahabe ise yürüyerek onu Medine’ye götürür.

Münafıkların lideri Abdullah bin Übey bu durumu kendi avantajına kullanmaya karar verir. Aişe (ra) ve sahabenin büyük günah olan zina suçunu işledikleri söylentisini etrafta yaymaya başlar. Aişe bu sırada hastadır ve söylentilerden haberi yoktur. Öğrendiği zaman ailesinin evine gider. Söylentiyi öğrenmeden önce Peygamberin (sallallahu aleyhi vessellem) kendisine biraz soğuk davrandığını söyler. Her zamanki kadar yumuşak değildir ve Aişe (ra) nedenini anlamaz. Söylentiyi duyduğunda nedenini anlar ve izin isteyip ailesinin evine gider. Oraya vardığında ailesine söylentinin yayılıp yayılmadığını sorar. Aişe’nin (ra) anlayışlı olan ailesi yayıldığını söyler. Orada kalır ve Allah’a dua etmeye başlar. Hz. Peygamber (sallallahu aleyhi vessellem) ise etrafta bu söylentinin doğruluğunu araştırmaktadır. Sonunda Aişe’yi (ra) ziyarete gelip, onunla ve ailesiyle konuşur. Peygamber nazikçe, “Aişe, senin hakkında bunu duydum. Eğer masumsan, Allah’ın senin masumluğunu bildirmesini bekliyorum. Fakat bu günahı işlediysen, tövbe etmeli ve Allah’ın affını dilemelisin. Allah (svt), kulu pişmanlığını itiraf edip tövbe ederse onu affeder,” der.

Aişe (ra), “Hepiniz benim hakkımda bir şey duydunuz ve ona inandınız. Şimdi masum olduğumu söylersem –ki Allah masum olduğuma şahittir- bana inanmayacaksınız. Eğer asla yapmadığım bir şeyi itiraf edersem –ki Allah yapmadığımı bilir- bana inanacaksınız. Yusuf Peygamberin babasının sözlerini tekrarlamaktan başka bir şey yapamam: ‘fe-sabrun cemil’: Buna zarafet ve sabırla katlanacağım,” diye cevaplar.

Sonrasında Aişe (ra) uzanır ve Allah’ın (svt) ona yardım edeceğini umar. O sırada, Peygamber Efendimizde vahiy inme hali görülür. Yüzünde inci taneleri gibi terler birikir. Bittiğinde, Peygamber (sallallahu aleyhi vessellem) sevinçle, “Müjde Aişe, Allah masumiyetinin kanıtını indirdi,” der. Sonra Nur Suresinin 11-21. ayetlerini okur.

(Peygamberin eşine) bu ağır iftirayı uyduranlar şüphesiz sizin içinizden bir gruptur. Bunu kendiniz için bir kötülük sanmayın, aksine o, sizin için bir iyiliktir. Onlardan her bir kişiye, günah olarak ne işlemişse (onun karşılığı ceza) vardır. Onlardan (elebaşlık) yapıp bu günahın büyüklüğünü yüklenen kimse için de çok büyük bir azap vardır. Bu iftirayı işittiğinizde erkek ve kadın müminlerin, kendi vicdanları ile hüsnüzanda bulunup da: “Bu, apaçık bir iftiradır,” demeleri gerekmez miydi?
(Yüce Kur’an 24:11-12)

Müslüman Kadınların Hakları

Aişe’nin (ra) hikâyesi, kadınların iftiralardan korunma hakkını temsil eder. Zina konusunda (haram cinsel ilişkiler), suçlayan taraf dört şahit getirmelidir:

Onların (iftiracıların) da bu konuda dört şahit getirmeleri gerekmez miydi? Mademki şahitleri getiremediler, öyle ise onlar Allah nezdinde yalancıların ta kendisidirler.
(Kur’an 24:13)

Kadınlara iftira atmak Allah (svt) katında çok büyük bir günahtır:

Siz bu iftirayı, dilden dile birbirinize aktarıyor, hakkında bilgi sahibi olmadığınız şeyi ağızlarınızda geveleyip duruyorsunuz. Bunun önemsiz olduğunu sanıyorsunuz. Hâlbuki bu, Allah katında çok büyük (bir suçtur).(Kur’an 24:15)

Ayrıca Aişe’nin (ra) hayatı kadınların da İslam âlimi olabileceğini gösterir. Aişe (ra) hayatını erkek ve kadınlara İslam’ı öğretmeye adamıştır. Aişe (ra), Peygamberimizin (sav) 2.210 hadisini aktarmıştır.

İslam âlimi Urve bin Zübeyr ve takipçileri, Aişe (ra) hakkında şöyle demiştir:
“Yüce Kur’an, helal ve haram emirleri, soy bilimi ve Arap şiiri bilgisi konusunda Aişe’den (ra) daha usta birini görmedim. Bu yüzden, Peygamberimizin (sallallahu aleyhi vessellem) kıdemli sahabeleri bile karışık meselelerin çözümünde Aişe’ye (ra) danışırdı.”
(Jala-ul-Afham,İbni Kayyım ve İbni Sa’d, Vol.2,s.26)

Sahabe Ebu Musa el-Eşari (ra) şöyle demiştir: “Aişe’ye (ra) bir zorluğun çözümü için gittiğimizde ondan yararlı bilgiler edinmeden döndüğümüz hiç olmamıştır.”
(Sırat-i-Aisha, Tirmizi, s.163)

Aişe’nin (ra) güçlü karakteri ve İslam bilgisine olan adanmışlığı onu tüm Müslümanlar için bir ilham kaynağı yapmıştır.

Bu yazı Quran Academy sitesinden alınarak “Genç Müslümanlar” ekibi tarafından tercüme edilmiştir.

Kuran’ı Kerim’de Övülen Hanımlar – 1. Bölüm

Kuran’ı Kerim’de Övülen Hanımlar – 2. Bölüm

 

Yorumlar

yorumlar

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu yazın.
Please enter your name here