Bundan 2,5 yıl kadar önce, buradaki birçok arkadaşın katkısı ve hatırlatmasıyla “modern zamanlarda aklımızdan çıkan, kolay ve pratik salih ameller” listesi hazırlamıştık.

“Hatırlamak ve hatırlatmak güzeldir” prensibinden hareketle, o listeyi tekrar sunuyorum.

Rabbimiz bizleri “salih amelleri tavsiye eden” ve o amelleri ihlasla yerine getiren kullarından eylesin..

Buyurunuz efendim:

– Anne-baba uzaktaysa eğer, mutlaka hatırlarını sormak; düzenli aramak,
– Anne-babayla konuşurken kırıcı olmamak; onların yanlışlarına müdahale ederken şefkati elden bırakmamak,
– Serviste uyuyakalan arkadaşını ineceği durağa gelince uyandırmak,
– Toplu taşıma araçlarında, yaşlı olmasa dahi yorgun olduğu belli olanlara, eşyası olanlara, kitap okuyanlara vs. mümkün olduğunca yer vermek,
– Ters istikamette dahi olsa, arkadaşlarını gideceklerini yere bırakmak,
– Arabası olan arkadaşa, “Beni bırak” şeklinde yük olmamak, – Mümkün olduğunca, yalnız yemek yememek,
– Maddi imkânlar el verdiği ölçüde, yemek ısmarlamak, evlerde yemekli davetler vermek,
– Bildiğin bir konu bile olsa, karşı tarafı sabırla dinlemek, – Toplu taşıma araçlarında, Akbil’i olmayanın yerine Akbil basmak,
– Akbil’i bitenlerden herkes gözlerini kaçırırken, kartını uzatmak,
– Ağzından kötü sözler çıkan arkadaşları, kırmadan uyarmak, – Gıybet, dedikodu vs. edilirken, konuşanı kırmadan lafı değiştirmek, başka bir konu açmak,
– Toplu taşıma araçlarına binerken zorlanan yaşlılara ya da eşya taşıyanlara yardımcı olmak,
– Trafik kurallarına azami dikkat etmek, emniyet şeridini ihlal etmemek,
– Mahalle çeşmelerinin yanından geçerken, boşa akıp giden suyu kapatmak,
– Pazardan dönen insanların poşetlerini taşımalarına yardımcı olmak,
– Hep gülümsemek, asık suratlı olmamak, insanları germemek,
– Evlatlarımızın terbiyesiyle bizzat ilgilenmek, onları teknolojiye rehin bırakmamak,
– Çöpleri mutlaka çöp kutularına atmak,
– Kuşlar yiyip ölmesin diye sakızları ortalığa atmamak,
– İsrafı azaltmak için çöpleri geri dönüşecek şekilde ayrıştırmak,
– Araç kullanırken, mecbur olmadıkça kornaya basmamak,
– Araç kullanırken yayalara ve araçlara yol vermek,
– Eve tebessüm edip selam vererek girmek,
– İş yerine selamla ve tebessümle girmek,
– Sevdiğine sevdiğini söylemek; belli etmek,
– Hediyeleşmek; hediye vermek için illa özel bir vesile beklememek,
– Zillere nazik ve kısa basmak,
– Telefonla birini ararken ısrarla ve tekrar tekrar çaldırmamak, – Günlük diyaloglarda, yüksek sesle ve bağırarak konuşmamak,
– Öfkeni kontrol etmek, gerekirse öfke kontrol kurslarına gitmek,
– Asfaltın ortasında kamış bir solucanı çimenlik alana taşımak ya da zorda kalan minik bir böceğe bile yardım etmek,
– Zarar vermedikleri sürece hayvanları, böcekleri vb. öldürmemek,
– Randevulara sadık olmak, söz verince mutlaka gitmek, gecikme ya da iptal durumunda mutlaka zamanında bilgilendirmek,
– Bir kazaya karıştığın zaman haklı da olsan önce alttan alıp “Kardeş kusura bakma” diye söze başlamak
– Faize düşme tehlikesi altında olan bir Müslüman kardeşine, “karz-ı hasen” (Faizsiz borç) ile yardımcı olmak,
– Arkadaş çevresi içinde, ihtiyacı olanları düşünerek, faizsiz borç verebilmek için küçük fonlar oluşturmak,
– Gürültü çıkaran ayakkabıları giymemek, giyilmişse nazik yürümek,
– Arabayla giderken, özellikle yaşlı yayaları gidecekleri yere bırakmak,
– Esnaf isek, kusurlu ürünü müşteriye satmamak ya da satarken kusurunu belirtmek,
– Kişisel temizliğe dikkat etmek; ağız ve ter kokusu yaymamak için tedbir almak,
– Tuvalette, başkasının çekmeyi unuttuğu sifonu çekivermek, – Tehlike arz eden kırık bir ağaç dalı, çukur, kopmuş bir elektrik kablosu vs. görünce mutlaka yetkililere bildirmek, aksaklığın giderilmesine yardımcı olmak,
– Rastlanacak çocuklara dağıtmak üzere, yanında küçük hediyecikler taşımak,
– Su içen hayvanları ürkütmemek, yol üzerindeyseler uzaklarından geçmek,
– Özellikle sınav haftalarında, -çok elzem olan- renkli kalemleri arkadaşlarla paylaşmak,
– Arkadaşınla camiden çıkarken, onun ayakkabısını da çıkışa kadar taşımak,
– Cami çıkışlarındaki ayakkabı öbeklerini, çıkanların rahatça giyebileceği şekilde dizmek,
– Yemekhane ya da toplu halde bulunulan diğer mekânlarda sandalye ve masaları gürültü çıkarmadan hareket ettirmek, – Camilere temiz çoraplarla gelmek,
– Camilerde cep telefonunun sesini mutlaka kapatmak,
– Camilerde koku ikram eden amcaları kırmamak; ama insanların hoşlanmayacağını düşünerek, mümkün-mertebe kimseye koku ikram etmemek,
– Cep telefonlarımızın seslerini, herkesi rahatsız edecek derecede yüksek açmamak,
– İş yerinden çıkarken, eğer unuttuysa arkadaşımızın bilgisayarını da kapatmak,
– İş arkadaşının iş yükünü hafifletmek, işinin ucundan tutmak, – Yediğimiz meyve-sebzelerin tohumlarını biriktirip, müsait yeşil alanlara serpmek,
– Cami bahçesinde mendil satanlardan mendil alıp, abdest alanlara ikram etmek,
– Muhatabının elbisesindeki/saç sakalındaki bir kusuru fark ettirmeden düzeltmek ya da buna dikkatini çekmek; (Bıyıklarda çorba, dişte maydanoz, sakalda peçete),
– Ev işlerini mümkün mertebe sırtlanmak; eşleri yalnız bırakmamak,
– Toplu ulaşım aracına yetişmeye çalışan için şoföre seslenmek, Otobüslerdeki diğer seslenme durumlarını da düşünürsek: Sesi yetmeyenin sesi olmak,
– Aşkdan, hastalıktan, dertten, borçtan, temaşadan vb hayrete düşmüşlere, şaşırmışlara yol göstermek,
– Dert dinlemek, gönüllere huzur ve sürur telkin etmek, – Sabrı ve merhameti tavsiye etmek,
– Özellikle evliliklerde çıkan sorunlarda nasihat vermek durumunda kaldığımızda, tarafların ikisini de dinlemek, duygusal ve taraflı hükümler vermemek,
– Münasip üsluplarla, güzellikleri tavsiye etmek,
– Yol, adres sorana yol göstermek,
– İlgilisi olan bir şeyin gözden yitip gitmesine müsaade etmemek; (“Bu kitap tam sana göre”, “Bu makale senin çalıştığın konuyla ilgili”),
– Çay getirmek (evde, işte),
– Toplu taşıma araçlarında telefonla konuşurken yavaş sesle konuşmak ve başkasını rahatsız etmemek,
– Toplu ortamlarda sakız çiğnerken garip sesler çıkarmamak,
– Toplum içinde müzik dinlerken kulaklığın sesini sonuna kadar açmamak,
– Evcil hayvanlarımızı sokakta gezdiriyorsak, pisliklerini kaldırıma ya da ağaç diplerine bırakmamak,
– Sokak hayvanları için, özellikle yaz aylarında dışarıya su kapları koymak,
– Apartmana girerken arkada kucağında bebeği, elinde poşeti olanlar vs. varsa onlara yol vermek, elindekileri almak, asansörü çağırmak, hatta gideceği kata bırakmak,
– Asansörden indikten sonra, yetişmek için koşanlar varsa onlar için asansörü tutmak,
– Hamile kadınlara yol ve yer vermek; o anda yediğimiz bir şey varsa mutlaka ikram etmek,
– Bizimle oynamak isteyen bir kediyi reddetmemek,
– Herhangi bir şeye ihtiyacı olan birini görünce, ihtiyacını ona hissettirmeden gidermek,
– Sadaka, zekat vb. verirken, muhtaçları rencide etmemek,
– Evlenmek isteyenlere yardımcı olmak,
– Ödemeli arayan arkadaşın çağrısını mutlaka kabul etmek, kontörsüzlüğünü yüzüne vurmamak,
– Camide insanlarla namaz kılarken, sureleri ve duaları sesli sesli okuyup yanımızdakini şaşırmamak,
– İnsanların canı çekebileceği için, sosyal medyada yemek ve ziyafet fotoğrafı paylaşmamak,
– Allah’ın verdiği maddi imkânları değerlendirirken, muhtaçları da düşünerek mütevazı olmak,
– Birilerinden duyduğu “mış’lara/mişlere”, “gözümle görmedim” diye karşılık vermek,
– Erkekler için: Tesettürü kadınlara mahsus bir farz zannetmemek, giyinirken edebi ve tesettürü muhafaza etmek,
– Yanımızdan ambulans geçtiğinde, içindeki hasta için dua etmek,
– Sünnet olduğu üzere: Mezarlıklara, orada yatan Müslüman ahaliye selam vererek girmek,
– Hataları yüze vurmamak, muhatabı utandırmaktan sakınmak,
– Muhatabımız konuşurken yanlış bir kelime kullanırsa, doğrusunu cümle içinde kullanmak,
– Dar bir kaldırımda karşıdan bebekli bir anne geliyorsa, kaldırımı ona terk etmek,
– Çöpçülere, temizlik işçilerine, çaycılara, müstahdemlere, sokaklarda kâğıt toplayan çocuklara selam vermek, hatırlarını sormak,
– Arabaların önüne atlayıp, şoförleri zor durumda bırakmamak,
– Araba kullanırken, karşıdan karşıya geçmeye çalışan yaşlıları korkutmamak, onların geçmesi için yavaşlamak ya da durmak,
– Yaya isek, bize yol veren şoföre teşekkür etmek ya da elle selam vermek,
– Mahalle esnafı ile tanışmak, alışverişlerde hal-hatır da sormak,
– Doktorsak, hastaya merhametle muamele etmek,
– Devlet memuru isek, vatandaşın işini savsaklamamak, onları gereksiz yere bekletmemek,
– Kötü bir haber vermek gerekiyorsa, mutlaka empati ve şefkatle düşünülmüş cümleler kurmak…

Taha Kılınç Facebook hesabından alınmıştır.

Yorumlar

yorumlar

1 YORUM

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu yazın.
Please enter your name here