İlimKuran - Tefsir
Trend

Kuran’ı Doğru ve Güzel Okuma Merkezi “Kuran Diyarı” ile Özel Röportaj

Kur’ân-ı Kerimi, doğru ve güzel okuma eğitim merkezi “Kuran Diyarı” kurucularından Ümmü Bişr hoca ve Türk bölümü sorumlusu Tuğba Saraçoğlu hoca ile istifadeli bir röportaj gerçekleştirdik.

Genç Müslümanlar: Esselamu aleykum hocam, öncelikle sizi kısaca tanıyabilir miyiz?

Ümmü Bişr Hoca: Aleykumselam ve rahmetullah. Benim adım Suzan Shıkha, Suriye Şam’da doğdum. Normal liseye gittim. 18 yaşında Türkiye’ye geldim. İlk önce Ankara’ya sonra İstanbul’a geldim. 23 yaşında Kur’an ezberlemeye karar verdim. Çünkü burada yalnızdım, yanımda kimse yoktu, ailem de yoktu. Suriye’de mühendislik okuyordum, bırakıp buraya geldim ve bütün vaktimi Kur’an’a verdim. 2000 yılında Kuran’ı kendi kendime ezberlemeye başladım. Tabii o zamanlar internet yok, başka şeyler yok sadece kaset vardı. Hocayı dinleyerek, tekrar ederek kendi kendime ezberledim. Tabii ki zor bir adımdı, çünkü bir hoca olunca daha kolay oluyor.

O sıralar Türkiye’de Araplar çok azdı, hiç yoktu bilirsiniz. Belki İstanbul’da en fazla yüz kişi vardı. Bu yüz kişi Fatih’te Darüsselam Vakfı diye bir dernek açmışlardı. Orada bir hoca bana yüzünden hatim okuttu Allah ondan razı olsun. O zaman ben doğru okumayı çok iyi öğrendim. Öncesinde sadece sesten anlıyordum burada ihfa mı var idgam mı var med mi var, onların adını bilmiyordum sadece yapmaya çalışıyordum. Sonra onların adını, nasıl yapıldığını öğrendim. Sonrasında elhamdülillah hocam, Rihab hocamızla tanıştırdı, Suudi Arabistan’a gittim. Kur’an’ı ezberden Asım kıraati Hafs rivayeti üzerine okudum ve icazet aldım. 10 kıraati Hûd suresine kadar okudum hocamızla. Suudi Arabistan’a sürekli gidiyordum, ezber vermek için. Çünkü hocamız orada yaşıyordu. Buradayken Fatih’teki hocayla sürekli hatim tekrar ediyordum, tek tek farklı kıraatlerle. Ebu Amr Basri, İbn Hişam, Hamza kıraatleriyle okudum. Nafi’nin Kâlun rivayetiyle okudum, tek tek. Muhacirler geldikten sonra, İsam Abdul Mevla isimli büyük bir hoca geldi buraya. O Şeyh Tarâbişi’nin yanında okumuş. Şimdi ben onunla okuyorum, tekrar ediyorum yani 10 kıraati. Elhamdülillah şimdi sona doğru yaklaştık.

Genç Müslümanlar: Kuran Diyarı kursunu ne zaman ve hangi niyetle açtınız hocam?

Ümmü Bişr Hoca: Kuran Diyarı 2015’te açıldı. Niyetim ise ben sürekli Fatih’te çalışıyordum yani Kur’an öğretiyordum. 20 senedir Başakşehir’de oturuyorum ve Başakşehir’den çok memnunum gerçekten. Ortam olarak, çevre olarak hatta benim komşularım ailem gibi oldular. Bu yüzden ortam çok müsait olduğu için, muhafazakâr bir yer, hem Kur’an eğitiminin değerini bilen kişiler olduğu için dedim ki, “Burada bir şeyler yapmam lazım. Kur’an öğretmem lazım.” Böyle bir niyete girdim ve uygun bir yer araştırmaya başladım. Allah razı olsun benim öğrencilerim çok. Öğrenci derken utanıyorum, Kur’an yoluna beraber gittiğimiz arkadaşlarımız çok var. Hem Türklerden hem Araplardan. Yardım istedim, dedim benim böyle bir niyetim var. Biliyorsunuz doğru okumaya ihtiyacımız var, hem Arapların hem Türklerin eksikleri çok. Sadece Türklerin değil, Arapların da var. Maalesef bütün Müslümanlar kendi dilini Kur’an’a indiriyorlar. Mesela Türkçe okuduğu gibi Kur’an okuyorlar. Araplar da kendi lehçeleri gibi Kur’an’ı okuyorlar.

Bunlar yanlış, Kur’an tek dil olarak indi, farklı lehçelerle okunmaması lazım. Bunu kaldırmak için hem Arap bölümünü hem Türk bölümünü açtık. Birde şu aklıma geldi, burada artık çok muhacir var. Ben Türkiye’de 27 senedir yaşadığım için az çok Türklerin huyunu biliyorum, hassasiyetlerini biliyorum, öz kültürünü biliyorum, eski ve yeni dönemi biliyorum, Türkiye nasıldı şimdi nasıl oldu hepsini bildiğim için muhacir Araplara anlatmaya çalışıyorum. Muhacirler savaştan geldiği için bazen yanlış yapabilirler, yanlış davranabilirler. Aradaki mesafeyi kapatmaya çalışıyorum. Tabii ki bunun en güzel yolu en etkili yolu Kur’an yoludur. Çünkü biz Müslüman olduktan sonra Kur’an deyince Türk-Arap-Kürt aramızda hiç fark olmamalı ve Kur’an altında hepimiz tek safta durmalıyız.

Biz vakıf olarak hiçbir cemaate bağlı değiliz. Özellikle bunu vurgulamam gerekiyor. Çünkü biliyorsunuz Türklerin hassasiyeti var, onlar sünniler mi vahabiler mi onlar şiiler mi? diye soruyorlar. Haklılar çünkü ortam biraz karışık. Bizim ortamımız Kur’an altında yani Kur’an bizim şemsiyemiz gibi toplandığımız yer. Hatta hiçbir yerden yardım almıyoruz. Bazı yerler çok ısrar ediyorlar lütfen alın diyorlar ama hiç almıyoruz.

Genç Müslümanlar: Kuran Diyarı Kursu’ndan ve sınıflardan bahsedebilir misiniz hocam?

Tuğba Hoca: Kursumuza 15-45 yaş arası hanımları alıyoruz. Hocamızın dediği gibi amacımız aslında sıfırdan Kur’an-ı Kerim öğretmek ve en önemlisi doğru ve sahih okumayı öğretmek. Bütün dillerin, lehçelerin farklılıklarından arınmış saf bir Arapça üzerine Kur’an-ı Kerim öğretmek, amacımız bu. Başlangıç, Hazırlık, Tahsin, İtkan ve Şehade seviyemiz var. Öğrenciler seviye seviye ezber yapıyorlar, tilavet yapıyorlar, sure sonunda veya ezberlerdeki müfredat sonunda  sınav oluyorlar, yüzüne sınav oluyorlar. Her daim kontrol altındalar.

Sınıf olarak sayımız makul seviyede yani her öğrenci ile bire bir iletişim olacak kadar. Mesela 8 kişi, 10 kişi gibi. Öğrenciyle sonuna kadar bu şekilde ilgileniliyor, sınavlar yapılıyor. Öğrencinin seviyesi daha yüksekse üst sınıfa çıkartılabiliyor. Sınavlar bittikten sonra sene sonu belgeler veriliyor.

En son hocamız okutuyor öğrencileri. Baştan sona hocamızın önünde Kur’an-ı Kerim’i hatmediyorlar. Hocamızın kulağı çok dakik, gerçekten bu işte duayen diyebileceğimiz bir insan, Rabbim ömrüne bereket ihsan eylesin. Hocamızın önünde bütün bir hatmi okuyup, bütün inceliklerine dikkat ederek hocamızdan artık itkan belgesi alıyorlar. Bu bazen 3 yıl oluyor bazen 4 yıl, bazen 5 yıl öğrencinin kapasitesine ve çalışma imkânına göre. Hafız öğrencilerimiz de hocamıza ezbere okuyarak, Hafs rivayetinden icazet alıyorlar. Biraz daha gayretli arkadaşlar varsa hocamıza Verş rivayetiyle okuyorlar, farklı rivayetler okuyorlar, ben de okudum elhamdülillah hocamıza. Süreç böyle tedricen ilerliyor.

Hocamızın kursu Başakşehir’den açmasının amacı Türkler ile Araplar arasındaki kardeşlik bağını kuvvetleştirmek. Hocamız her zaman bunu çok önemsiyor ve gerçekten bu şekilde oluyor. Bu Kur’an-ı Kerim eğitimi aslında hem bizim ruhumuzu ve bedenimizi tedricen iyileştirip, saflaştırıp temizliyor. Bazen öğrenciler geliyor sarılıyorlar, “Hocam burası benim terapi merkezim. Ben buraya sanki bir danışandan terapi almaya gelmişim gibi” diyorlar. Bu Kur’an-ı Kerim’in bütün bereketi vakıfta hissediliyor. Tamamen tedrici bir eğitim, yavaş yavaş, sindire sindire, acele etmeden ve fark ederseniz haftada bir gün tecvitle beraber 3 saatlik bir eğitim. Ömür ilerlerken bir yandan Kur’an-ı Kerim insanın diline ve beynine nakşedilmiş oluyor.

Genç Müslümanlar:  Kur’an-ı Kerim okumayı bilmeyen bir hanım kursunuza gelebilir mi?

Tuğba Hoca: Daha önce almıyorduk çünkü böyle bir imkânımız yoktu ama artık Kaidei Nuraniyye dersimiz var. Bu da Türkiye’deki cüz eğitimine benzer. Öğrenci orada harfleri, harekeleri tanıyor ama farklı bir üslupla, Arapların kullanmış olduğu bir üslupla. Bu sene hiç Kur’an-ı Kerim bilmeyen bayanları da alabiliyoruz. Hatta inşallah bu sene online eğitim olarak yurt dışından ve İstanbul dışından da öğrenci kabul ediyoruz.

Genç Müslümanlar: Kur’an-ı Kerim okuyuşumuzu düzeltmemiz için bize verebileceğiniz tavsiyeler var mı?

Ümmü Bişr Hoca: İbnu’l Cezeri’nin buyurduğu gibi: “وليس بينه وبين تركه الا رياضة امرئ بفكه” yani “Kur’an tilavetinde başarılı bir uygulamanın şartı; sürekli tekrar ve çalışma ile kazanılabilecek rahatlık ve akıcılık, kısacası tecrübedir.” Çalışmak, çalışmak ve pratik yapmak. Bir kişinin kabiliyeti olmasa bile çalışırsa başarır, bunu fark ettik. Mesela bir öğrenci geliyor çok kabiliyetli ama çalışmıyor. Başka bir öğrenci geliyor orta derecede kabiliyetli ama çok çalışkan, çok iradeli, sıkılmıyor bakıyorsunuz maşallah hemen ilerlemeye başlıyor. Kur’an konusunda işin özü, çalışmak. Evet, Kur’an bereketli ama dünyadaki her işimizdeki gibi buna da çalışırsak, derse iyi hazırlanırsak, çabalarsak sonuç alırsınız.

Hatta bir kişi vardı Nazife abla, 52 yaşında bizden icazet aldı. İlk geldiğinde benim sınıfımdaydı. Ben kendi kendime, ne yapacağım bu yaştaki kişi ile diye soruyordum. Çünkü ben derslerde öğrencileri takip ediyorum, çalıştınız mı çalışmadınız mı diye soruyorum, çalışmayan öğrenciye neden çalışmadın diye soruyorum. Dedim ki mutlaka iki üç hafta sonra bu kişi kaçacak benden. Ama ne kadar sabırlı olduğunu ne kadar iradeli olduğunu görünce beni şaşırttı bu hanım gerçekten. Sonra maşallah 3-4 seneden sonra benden icazet almıştı. İrade varsa yaş sınırı yok. Allah (s.v.t)’nın verdiği kabiliyeti iyi kullanmazsak faydalanamayız. Üniversite sınavına girdiğinde çalışmadan başarılı olamazsın, Kur’an’da da aynı şekilde.

Kur’anı doğru okumak çok önemli. Mana değişiyor doğru okumayınca mesela “عسى” ve “عصى” kelimelerinin tek farkı harfi kalın okuma farklıdır. “عسى” kelimesi keşke demek, “عصى” kelimesi  baston demektir. Tek harfi kalınlaştırarak kelimeyi değiştirdik. “ الحروف قواعد المعاني” yani harfler, mananın kaideleridir.

Tuğba Hoca:  Yaşı 40 olsun, 50 olsun fark etmez. Azimle, ihlâsla çalışıldığı vakit, olabilecek en iyi seviyede oluyor öğrenci. Bu Nazife ablamızı Rihab Şakaki hoca -Eymen Rüşdi Suveyd hocanın talebesi- gördüğü vakitte sarıldı. Sen bizim için bir delilsin yani bu yaşta bu azimle bu kadar iyi çalışan birisin diye kalktı sarıldı alnından öptü, çok duygulandı. Kur’an-ı Kerim’i ihlâsla çalışan için asla mahrumiyet yoktur. Bu bir hakikattir.

Ümmü Bişr Hoca: Tabii ki Kur’an yolu kolay değil, çünkü sürekli dünya seni bu yoldan almaya çalışacak. İllaki sıkıntısı oluyor ama insan irade ile her şeyi yapabilir.

Tuğba Hoca: Evet hocam dediğiniz gibi okumaya başlıyorsun bir bal çalınıyor ağzına işte onu sabırla takip ediyorsan, artık o lezzeti aldıktan sonra kopamıyorsun, mümkünatı yok. Bazı öğrencilerimize diyoruz, ablacım yeter artık çok yoruyorsun kendini, istersen burada bırak, ayrılmıyor vakıftan. Bu çok kıymetli bir ilim, kim bunu erkenden elde ederse çok nasiplidir.

Genç Müslümanlar: Kuran Diyarı’nda şuan eğitim alan toplam kaç öğrenciniz var hocam?

Ümmü Bişr Hoca: Türklerden 170-180, Araplardan 450 öğrenci var. Öğrencileri gruplara ayırarak her gruba haftada bir gün 3 saatlik ders veriyoruz.

Genç Müslümanlar: Çocuklara Kur’an-ı Kerim’i nasıl öğretmeli ve sevdirmeliyiz hocam?

Ümmü Bişr Hoca: Çocukluk çağı oyun oynama zamanıdır. Zorlamaya hiç gerek yok, sevdirmeye çalışmak lazım. Eğer bu yaşlarda çocuk Kur’an’dan nefret ederse kötü olur. Çünkü çocuk saatlerce oturmak zorunda kalacak, oyundan, oyuncaklarından mahrum kalacak. Bu kişisel bir durumdur mesela bir çocuk severek gider okur ama sevmezse zorlamayın lütfen. Her şeyin bir zamanı vardır. Büyüyünce severek giderse daha verimli oluyor.

Bakıyorsunuz çok İmam Hatip Lisesi mezunu var ama ahlak sıfır. Öğrendikleri hiç etki etmiyor. Çünkü bazı anneler zannediyor ki Kur’an okursa, hatim yaparsa çocuk iyi olacak. Ama sen o çocuğu güzelce yetiştirmezsen, ahlakını güzelleştirmezsen, Kur’an’ı sevdirmezsen olmaz. Çocuk istemiyorsa mesela Fatiha suresini, kısa sureleri öğretirsin namaz için, sonra büyünce beraber sayfa sayfa okutabilirsin daha detaylı öğretebilirsin. Çünkü çocuktan çocuğa fark ediyor. Çocuk hafız oluyor ama psikolojisi bozuk. Psikolojisi bozuksa hafızlığın ne faydası var. Her şeyi severek yaptırmak lazım.

Peygamberimiz (s.a.v) Bakara suresini 8 senede sahabelere öğretti, sadece Bakara suresini. Biz onlardan daha mı iyi yapabileceğimizi zannediyoruz. Çocuk oyun oynadığı zaman sen onu Kur’an’a çağırırsan tabii ki çocuğun içinde kalır. Oyundan sonra kısa bir zamanı Kur’an’a ayırabilirsiniz. Türkiye’de çok fazla hafız var, Araplardan daha çok var ama hafızlığın etkisi yok. Ben inanıyorum ki insanın psikolojisi iyi olursa doğru yola kendi kendine gider. Psikolojisi iyi olmazsa sen ne kadar Kâbe önüne de koysan yönünü farklı yere çevirecek. O yüzden sağlam bir çocuk yetiştirebilirsek en güzeli, çünkü o doğru yolu bulur inşallah.

Genç Müslümanlar: Biz gençlere tavsiyeniz nedir hocam?

Ümmü Bişr Hoca: Benim tavsiyem Kur’an’ı hiç bırakmamaları. Bırakmasınlar kardeşlerim. Bazı insanlar sadece Kur’an’ı bereket için sevap almak için zannediyorlar. Bu bizim anayasamız, nasıl yaşayacağımızı da Kur’an’dan öğrenmeliyiz. Kur’an’ı daha doğru okuyamazsak nasıl içerisindekini bileceğiz. O yüzden Kur’an’ı doğru okumayı öğrenmemiz lazım. Allah (s.v.t) bu Kur’an’ı neden yolladı bize sadece sevap almak için mi? Yoksa yaşamak için mi? Önceki ve şuan ki yaşadığımız tüm sıkıntılar Kur’an’dan uzak olduğumuz için maalesef. Kur’an’daki vasıflar ortada yok. Bu çareler Kur’an içerisinde ama biz sadece sevap almak için okuyoruz.

Sevap almak için okuyoruz ama okuduğumuzu anlamıyoruz. Bizi yaratan Allah (s.v.t)’yı ne kadar çok seviyoruz, ne kadar saygı gösteriyoruz ama Allah (s.v.t)’nın verdiği çağrıyı, indirdiği kitabın içeriğini bilmiyoruz. Bu yüzden gençler Kur’an’a önem verin. Sizden sonraki çocuklarla yeni nesillerle de bunu paylaşacaksınız. Bu ortamı değiştirmek istiyorsak, sağlam bir değişim istiyorsak illaki Kur’an yoluyla olmalı başka bir yol yok.

Tuğba Hoca: Gençlik yılları, insan ömrünün en kıymetli yılları en kıymetli zamanları. İnsan daha dinç vücut daha sağlıklı. Bence yeryüzünde Kur’an-ı Kerim’den daha kıymetli bir şey yok. Allah-u Teala bana bir ömür daha verse tekrar Kur’an’ı tercih ederdim, bin ömür verse tekrar Kur’an’ı tercih ederdim. Ben Kur’an-ı Kerim’den daha kıymetli bir şey görmedim. O yüzden ömrün en kıymetli çağı olan gençliği, en kıymetli nimet olan Kur’an-ı Kerim ile geçirmelerini tavsiye ederim. Çünkü yaş gittikçe iş daha çok zorlaşıyor. Erken kalkan erken yol alır hesabı. Ben istiyorum ki kardeşlerimizin hepsinin gerçekten Kur’an-ı Kerim’e hâdim olmaları. Bundan da âli bir şey yeryüzünde tanımıyorum.

Ümmü Bişr Hoca: Kur’an olmadan nasıl yaşayabilir ki insan… Bu tadı almadan, bu desteği Kur’an’dan ve Allah (s.v.t)’dan almadan bu dünyaya nasıl dayanacak. Gerçekten insan mahrum kalıyor, kendisine zarar veriyor Kur’an’dan uzak durdukça.

Tuğba Hoca: Ben bunu bir oksijen tüpüne benzetiyorum. Kur’an-ı Kerim bizim için bir oksijen, bu kadar felaketin, kötülüğün yaygın olduğu bu dünyada bizim için yaşam kaynağı. O oksijene bağlanmadan nasıl nefes alabiliriz. Ben nefes kaynağı olarak görüyorum Kur’an-ı Kerim’i. O yüzden kardeşlerimizin bu nefes kaynağından mahrum olmamasını dilerim. Kur’an-ı Kerim’i usulüne uygun okuduğunuz vakit, oradaki ahenk, o ses fonetiği insanın ruhunu kendine celbettiriyor, ruhundaki  yaraları tamir ettiriyor.

Ümmü Bişr Hoca: Kuran Diyarı Kursu’na gelen kişi azıcık öğrenince bırakmıyor bizi. Ağzına bal sürülmüş gibi güzel bir tadı nasıl bırakır. “Önceden okuyorduk ama içimize huzur gelmiyordu” diyorlar. Doğru okuduğun zaman daha manasını bilmeden etkisi oluyor. Daha sonra manasını, tefsirini öğrenip, ezber yapınca tamamlanmış oluyor.

“وَلَقَدْ يَسَّرْنَا الْقُرْآنَ لِلذِّكْرِ فَهَلْ مِن مُّدَّكِرٍ” “Andolsun biz Kur’an’ı düşünüp öğüt alınsın diye kolaylaştırdık. Öğüt alıp düşünen yok mu?” (Kamer, 22) Bu soruyu soruyor Allah bize, isteyen var mı? Anlayan var mı? Bu Kur’an yolunu kolaylaştırdık isteyen var mı? Cevabı bizde.

Tuğba Hoca: Aslında Kuran Diyarı, Kur’an-ı Kerim eğitimi için kuruldu ama Kur’an-ı Kerim’i tam manasıyla öğrendikten sonra hadis ve diğer ilimlerden de hocamızdan icazet alma imkânı var. İmam Nevevi’nin Kırk Hadis’i, Umdetu’l Ahkam, Riyazu’s Salihin, Kitabu’l-Kebair, Sahih-i Buharî, Sahih-i Müslim bu gibi kitaplar var.  Rabbim, peygamber (a.s)’ın usulü üzerine okuyabilmeyi ve ona göre amel edip ahlaklanmayı hepimize nasip eylesin.

Genç Müslümanlar: Amin, çok teşekkür ederiz hocam.

 

6 Yorum

  1. Vakfın instagram adresi var orada tel no var. Ordan kayıt bilgisi alınıyor. Ve evet ücretli.

  2. Ama Benim bildiyime göre Qurani Kerimi Ücretli öğretmek yasak. Allah rasulu s.a.s nehy etmiş. Ücretsiz olarak öğretmek lazım. Çünki İmkanı olmayanlar Kuran öyrenmesinlermi? Öyrenemezseler nasıl hayatlarını yaşasınlar. Biz islam üzere yaşamalıyız islam da Kuran ve sünnütden öğrenilir. Hakkınızı helal edin. Hatırlatayım dedim

Bir Cevap Yazın

Başa dön tuşu