Bir sonraki haftaya yetiştirmeye çalıştığınız yıllık ödeviniz üzerinde çalıştığınızı hayal edin, o esnada doktorunuzdan bir telefon geliyor ve sadece birkaç günlük ömrünüzün kaldığını ve hemen ahirete uzanan yolculuğunuz için valizlerinizi hazırlamanız gerektiğini söylüyor.
Tamam sakin olun, sadece hayal edin dedim! Allah sizleri ve sevdiklerinizi korusun, sizlere sağlıklı, bereketli, imanlı ömürler nasip etsin, âmin!

Şimdi verdiğimiz örneğe geri dönelim: Çıldırıyorsunuz ve arkadaşlarınızı aramaya (ya da sosyal medyadan veda etmeye) başlıyorsunuz, onlardan helallik alıyorsunuz; derhal abdest alıp namaz kılmaya koyuluyorsunuz ve tabii ki kazaya kalan namazlarınızı tamamlamaya çalışıyorsunuz. Cüzdanınızı ve banka hesabınızı kontrol ediyorsunuz; ardından sağa sola yardım gönderiyorsunuz, kapağını uzun süredir açmadığınız Kur’an-ı Kerim’e sarılıp defalarca okumaya başlıyorsunuz…

Oradan oraya koşuştururken, bir arkadaşınıza para, kitap ya da herhangi bir borcunuzun olup olmadığını hatırlamaya çalışıyorsunuz. Çok iyi biliyorsunuz ki emaneti muhafaza etmek ve kul hakkına riayet etmek şakası olmayan meselelerdir.

Genellikle bu senaryoyu öğrencilerime veririm, onların ‘ölmeden önce yapılacaklar’ listelerinde bir müminin son anındaki isteklerini yazdıkları yaratıcı cevapları görmekten keyif alırım. Yukarıdaki tüm yazılanlara katılıyorum, özellikle sadaka insanın ölüm anında gerçekleştirmek istediği bir ameldir. Allah-u Teala ayetinde buyuruyor ki:

”Birinize ölüm gelip de: ”Ey Rabbim! Ne olur beni yakın bir vakte kadar (öldürmeyip) ertelesen de sadaka versem, iyilerden olsam!” demeden önce, size rızık olarak verdiğimiz şeylerden (Allah için) harcayın.” 63. sure, 10. ayet

Ahiret Odaklı Üretkenlik Nedir?

Ölmeden önce yapılacaklar listesini sorduğum kişilerin hiçbirinin listesinde bitirme ödevi, dönem ödevi ya da herhangi bir dünyalık iş yok. Biz insanlar, ahiret işleri ve dünyevi işler ayrı olmalıdır diye kabul edip dünya-ahiret ikilemine sahip oluyoruz. Ya ibadet etmeliyim ya da çalışmalıyım diye şartlıyoruz kendimizi. Ya kâr amacı gütmeyen bir kuruluşta gönüllü faaliyetlerde bulunarak Allah’ın rızasını kazanmaya çalışıyoruz ya da bir sonraki iş programımızı planlamaya devam ediyoruz.

Hayattan beklentilerimizin ve ahirete olan arzumuzun bu denli farklı olması aslında ümmetimizin geçmişte lider konumdayken şimdilerde ise çok gerilerden gelmesinin sebeplerinden biridir. Bu farklılık maalesef birçok insanın dini küçük görmesine ve İslami etkinliklerden ve dindar insanlardan uzak durmasına sebep oluyor. Ve şüphesiz bu fark, genç Müslümanların kendi yetersizliklerini ve tembelliklerini haklı göstermek adına son çare olarak başvurdukları bir nevi ilaç haline geliyor.

Br. Abu Productive ile (Muhammed Faris, ProductiveMuslim CEO’su) ilk tanışmamda sonra ‘Ahiret Odaklı Üretkenlik’ hakkındaki ilk izlenimlerimi yazıp paylaşmaya karar verdim. Adından da anlaşılacağı gibi bu, bir Müslümanın elleri ve kollarıyla dünyaya sarılırken aynı zamanda aklının da ahirette olmasına yardımcı olacak bir kılavuzdur. Ölüm üzerine biraz düşündüğümüz zaman, hayatımızda bazı değişiklikler yapmamız gerektiği arzusu doğar içimize, bu çok doğal. İnşallah bu yazı, bu arzunun içinize doğması için sizlere kılavuz olacak, adımlarınızı daha emin ve etkili atmak için sizi harekete geçirecek.

Elinizdeki Fidanı Dikin

Aşağıdaki hadis, Ahiret odaklı üretkenliğin temel yapı taşıdır; bir mümine ölüm ve ahiret hatırlatıldıktan sonra atması gereken doğru adımları bize açıklar. Hz. Muhammed sallallahu aleyhi ve sellem (Allah’ın selam ve rahmeti onun üzerine olsun) buyuruyor ki:

“Yarın kıyametin kopacağını bilseniz bile, bugün elinizdeki fidanı dikin” (Edebül-müfred)

Bir saniyeliğine düşünün: Kıyamet Günü lafını duyduğumuzda zihnimizde neler canlandı?

Güneş batıdan doğuyor, İsrafil (aleyhisselam) Hz. Muhammed(s.a.v.) zamanından beri başında hazır beklediği sur’a üflüyor, yer yerinden oynuyor, güneş ve ay çarpışıyor, dağlar sökülüp yerinden oynuyor…
Bütün bunlara rağmen, bizim güzelliklerle dolu dinimiz elimizdeki fidanı dikmemiz gerektiğini bize nasihat ediyor ve kimse bu ağaçtan bir şey olsun yiyemeyecek! O ağacın altında kimse ne gölgeye sığınabilecek ne de ne kadar güzel olduğunu seyredebilecek! Muhtemelen artık nefes alabilmek için oksijen ve o ağacı büyütecek güneş olmayacak! İslam bize şunu açıkça öğretiyor: Üstüne düşeni yap. Kişi fidanını dikerken ne kadar verimli olduğu konusunda sorumludur ancak yetişecek meyvelerden mesul tutulmaz.

Muhtemelen şu anda merak ediyorsunuz: ‘Pekâlâ, anladım; ahirete hazırlık yapmak adına elimden geldiği kadar fidan dikmeliyim!’ Ama nasıl bir fidan dikmek için çaba harcamalıyım? Nereden başlamalıyım? Müslümanlar tarihinde ölene kadar fidan dikmeyi sürdüren kimse var mı?

Son Nefesine Kadar Oku

Hikâye Vakti! Benim bu konuyla ilgili en sevdiğim hikâye Hanefi Düşünce Okulu’nun fikir babası olan İmam Ebu-Hanefi’nin en meşhur talebesi Yusuf Elhadi’nin hikayesidir. Hikâye şöyle: Ölüm döşeğinde, can çekişirken bir grup insan onu ziyaret eder, bunların ilim talebesi olduklarını varsayabilirsiniz. Yusuf Elhadi onlara sorar:

”Birisi hac ibadetini yerine getirirse ve şeytan taşlamaya (bayramın ilk üç günü) ulaşırsa bunu yürüyerek mi yoksa bir binek üzerinde yapması mı daha iyidir?

Orada bulunanlar bu çıkarımdan hayli etkilenirler ve şöyle cevaplarlar: ‘Ey Ebu Yusuf Allah seni bağışlasın! Şu son nefesinde bile bize bu hükmü soruyorsun?’

Ebu Yusuf şöyle yanıtlar: “Ben bu sorunun cevabından habersiz olarak değil; cevabı bilerek Rabbimle karşılaşmayı tercih ederim.”

Hayatımız boyunca dinimiz hakkındaki tüm malumatları bilmemiz hiçbir zaman mümkün olmayacak; ancak yine de tüm çabamızı ilim yolunda harcamalıyız bu sayede tek vücut olarak ölebiliriz, inşallah. Mahallenizde bulunan camideki haftalık derslere katılın, online kurslara kayıt olun ya da Youtube’dan ders videolarını takip edin.

Ahiret Odaklı Üretkenliğe Doğru Ufak Adımlar

Şimdi size ahirete yönelik üretken ve verimli olma konusunda ufak ipuçları vereceğim:

  • Gününüzü planlarken ya da yapılacaklar listenizi oluştururken, en önemli işinizden başlayın ve tüm işlerinizi tamamlayın.
  • Listenizde yer alan herhangi bir iş önceliklerinizi (5 vakit namaz, ailenizle vakit geçirmek) aksatmanıza sebep oluyorsa, o işleri yapmaya zahmet etmeyin, demek ki yanlış fidanı dikmeye çalışıyorsunuz.
  • Sosyal medyada paylaşım yaparken bu dünyaya bir iz bıraktığınızı aklınızdan çıkarmayın ve daima utanç verici bir şey yapmaktan sakının.
  • Ahiretle alakalı bir ders dinledikten sonra kendinizi hesaba çekin, bu duygu yüklü ders sizde nasıl bir tesir oluşturdu? Uyanış mı sağladı yoksa daha fazla depresyona ve çaresizliğe mi sebep oldu? Neticeyi belirleyin ve bunun için kesin örnekler, sayılar ve ifadeler kulanın.
  • Niyetinizde ve davranışlarınızda daima samimi olun. Böylelikle işinizde, uykunuzda, boş vakitlerinizde ve ibadetlerinizde daha verimli ve kaliteli zaman geçireceksiniz.

وما من كاتب إلا سيفنى و يبقي الدهر ما كتبت يداه
فلا تكتب بخطك غير شيء يسرك يوم القيامة أن تلقاه

‘Dünyada yaşayan insanlar aslında sonunda yok olacak birer yazardır,
Ve günler o yazılanları günü gününe saklayan hatırattır,
Bu yüzden her ne yazarsanız yazın
Kıyamet gününde sizin için gurur kaynağı olmasına dikkat edin.’

Bu makalenin, sizi ahiret odaklı üretkenliğinizi artırmak için motive etmiş olmasını umuyoruz. Peki sizin ahiret odaklı üretkenliğinizi artıran unsurlarınız neler? Aşağıda bu unsurları yorum olarak yazarak tüm ümmetle paylaşabilirsiniz!

Yazar: Mohannad Hakeem

Bu makale “Productive Muslim” sitesinden alınarak “Genç Müslümanlar” ekibi tarafından Türkçe’ye tercüme edilmiştir.

Yorumlar

yorumlar

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu yazın.
Please enter your name here