a- Gıybetin Manası Ve Tarifi:

Gıybet, duyduğu takdirde hoşlanmayacağı bir şeyi kardeşinin arkasından söylemendir. Bu kusur, onun bedeni, soyu, ahlakı fiili, sözü, dini, dünyası ya da elbisesiyle alakalı olabilir. Bunların hepsi aynıdır.

b- Gıybetin Kötülüğü:

– “Biriniz diğerinizi arkasından çekiştirmesin. Biriniz ölmüş kardeşinin etini yemekten hoşlanır mı? Bundan tiksindiniz değil mi? Öyleyse gıybeti terk edin.’’[1]

– Ebu Hureyre (r)’ den Rasulullah (s) şöyle buyurmuştur:
Birbirinize buğz etmeyin, kin tutmayın, bazınız bazınızın gıybetini yapmasın. Ey Allah’ın kulları kardeş olun!’’[2]

– Ebu Hureyre(r)’ den Rasulullah (s) şöyle buyurmuştur:
“ ‘Gıybet nedir bilir misiniz?’ dedi.
‘Allah ve Rasulü bilir’, dediler. Rasulullah:
‘(Gıybet) Hoşlanmayacağı bir şeyle kardeşini anmandır.’ buyurdu. Ashabdan biri:
‘ Ya Rasulullah bana haber ver, eğer söylediğim şey kardeşim de varsa? Dedi. Rasulullah:
‘Söylediğin şey kardeşinde varsa işte o zaman gıybet etmişsindir. Söylediğin şey onda yoksa ona iftira etmişsindir.’ cevabını verdi.’’[3]

– Enes (r)’ den Rasulullah (s) şöyle buyurmuştur:
“İsra (Mi’rac) gecesinde, tırnaklarıyla yüzlerini parçalayan bazı kavimlerin yanından geçtim. Ben,
‘Ey Cebrail! Bunlar kimdir?’ diye sordum; Cebrail,
‘Bunlar, insanların gıybetini yapan, ırzlarına dil uzatanlardır.’ dedi.’’[4]

– Süleym b. Cabir (r) şöyle anlatıyor:
Bir gün Allah Rasulü’ nün yanına gelerek,
“Ey Allah’ın Rasulü, bana faydalanacağım bir hayır öğret’’ dedim. Bunun üzerine Rasulullah (s),
“Kendi kovandan, su isteyenin kabına su boşaltman ya da kardeşini güler yüzle karşılaman gibi kolay işler dahi olsa iyilikten hiçbir şeyi küçük görme. Kardeşinin yanından ayrıldığında sakın gıybetini yapma.”Buyurdu. [5]

– Bera b. Azib (r) şöyle anlatır:
Bir gün mescide Rasul-i Ekrem (s), evlerinde oturanların da duyacağı yüksek bir sesle bize şöyle hitap etti:
“Ey diliyle iman edip kalbiyle iman etmeyenler! Müslümanların gıybetini yapmayın, kusurlarını araştırmayın. Her kim kardeşinin kusurlarını araştırırsa, Allah da onun kusurlarını araştırır. Allah kimin kusurlarını araştırırsa, onu evinin içinde bile rezil eder.’’[6]

– Ebu Hureyre(r)’ den Rasulullah (s) şöyle buyurmuştur:
“Gıybet ederek dünyada kardeşinin etini yiyene, ahrette kardeşinin eti ona sunulur ve ‘Diri iken etini yediğin gibi, ölüsünü de ya’ denir. O da yer; yüzünü buruşturur ve feryat eder.’’[7]

– Hz. Aişe(r) şöyle demiştir:
“Sizden biriniz kimsenin gıybetini yapmasın. Ben bir keresinde Allah Rasulü’ nün yanındayken bir kadın için ‘ Şu kadının etekleri ne kadar uzunmuş’ deyince Rasulullah (s) : ‘Tükür, tükür’ buyurdu. Tükürdüm, ağzımdan et parçası çıktı.[8]

c-Gıybet Yalnız Dil İle Yapılmaz:

Dille gıybet etmek, kardeşinin ayıbını başkasına anlatmak ve hoşlanmadığı şeyle onu anmak olduğu için haram kılınmıştır. Üstü kapalı söylemek, fiil ile belirtmek de açıkça söylemek gibidir. Bu hususta, kardeşinin arkasından işaret, ima, göz işareti, yazı, hareket gibi şeylerde gıybet sınıfına girer. Böyle yapmak haramdır.

– Hz. Aişe’nin (r) şu sözü buna örnektir:
“Bir gün kadının biri bize geldi. Kadın gittikten sonra başparmağımı göstererek kısa boylu oluşuna işaret ettim. Bunun üzerine Allah Rasulü (s);
‘ Onun gıybetini yaptın’ buyurdu.[9]

– İbni Sirin birinden bahsederken şu siyah adam dedi daha sonra durumun farkına varıp Allah’tan af diledi.
Yine ibni Sirin İbrahim en-Nehai’den bahsederken ellerini gözüne koyardı. Gözü kör demezdi.

Bir kişinin yürüyüşünü ya da aksaklığını taklit etmek de gıybete girer. Hatta bu şekil anlatım daha tehlikelidir. Çünkü taklit, kusuru anlatmada ve gözler önüne sermede daha etkilidir.
‘Gördüklerimizden bazıları’ gibi kelimeler söylendiğinde seni dinleyen kimin olduğunu anlarsa bu da gıybet olur. Çünkü sakıncalı olan, gıybeti yapılan şahsın tanıtılmasıdır. Şayet muhatap, bu konuşmalardan kimin kastedildiğini bilmiyorsa gıybet sayılmaz.

– Allah Rasulü, birinden hoşlanmadığı bir şey gördüğünde, ‘’ Bazılarına ne oluyor ki, şöyle şöyle yapıyorlar.’’[10] Buyurarak kişiyi belli etmezdi.

d- Gıybeti İşiten Ne Yapmalı? 

Gıybeti işiten, diliyle karşı çıkmadığı ya da korkuyorsa kalbiyle nefret etmediği müddetçe o günaha ortaktır. Sözü başka bir kelamla bölmeye ya da oradan kalkıp gitmeye gücü yettiği halde, yapılan gıybete karşı bir tavır almazsa, günaha ortak olur. Çünkü gıybeti dinleyen de gıybetçilerden biridir!

– Hasan Basri kendi hakkında gıybet eden birini işittiğinde, bir tabak hurma hazırlayıp gönderir ve “duydum ki günahlarımı yüklenmek istemişsin teşekkür ederim, ancak benim sana verdiğim hediye seninkinin yanında çok küçüktür.” der.

– Allah Rasulü şöyle buyuruyor:
“Her kim, yanında bir mü’min kötüleniyor, o da gücü yettiği halde kardeşine yardım etmiyorsa, Allah onu kıyamet günü mahlûkatın önünde rezil eder.’’[11]

– Ebu’d-Derda(r)’ den Rasulullah (s) şöyle buyuruyor:
“Her kim, kardeşinin arkasından onun haysiyet ve şerefini korursa, kıyamet günü onun haysiyetini korumayı Allah üzerine almıştır.’’[12]

e-Dili Gıybetten Korumanın Çareleri:

1. Allah’ın gazabından korkmak: Kişi, gıybet etmekle Allah’ın gazabına uğrayacağını, gıybetin, kazandığı sevapları kıyamet günü yok edeceğini bilmelidir. Çünkü o gün, kişinin dünyada gıybet ettiği kimsenin şahsiyetine verdiği zarara karşılık sevapları ona verilir. Sevapları bulunmazsa, gıybet ettiği kimsenin günahlarından ona yüklenir. İşte o zaman vay onun haline. Çünkü o muflisin (varını yoğunu kaybeden) ta kendisidir.

2. Kendi nefsinin ayıbını görmek: Gıybetten kurtulmanın çarelerinden biri de kendi ayıplarıyla meşgul olmaktır.

– Rasululah (s) şöyle buyurmuştur:
“Kusurları. Kendisini başkasının kusurlarıyla uğraşmaktan alıkoyan kimseye müjdeler olsun![13]

Bir gün Hz. Musa israiloğullarına bana aranızdaki en hayırlı kişiyi getirin der. Onlar da getirir. Daha sonra getirilen adama “sen bunların en hayırlısı mısın” der, adam “öyle iddia ediyorlar” deyince Hz. Musa “o halde sende git israiloğullarının en kötüsünü getir” der. Adam gider bir süre sonra yanında kimse olmadan döner ve “ben onların hiç birini kendimden daha iyi tanımıyorum benimse günahlarım o kadar çok ki” der. Hz. Musa da “evet gerçekten sen israiloğullarının en hayırlısısın der.”

3. Kendi gıybetinin yapılmasını istemediği gibi başkasının da gıybetini yapmamak. İnsan bilmeli ki, birinin kendisinin gıybetini yapmasından nasıl üzüntü duyarsa, başkasının gıybetini yapmak da o kişiyi üzer. Kendi nefsi için razı olmadığı bir şeye başkası içinde razı olmamalıdır.

f- Gıybete İzin Verilen Durumlar:

1. Zalimin zulmünden şikâyetçi olmak: Bir kimse, kendisi zulme uğramadığı halde, zulme uğradığını söylerse gıybet yapmış olur. Eğer zulme uğramışsa zalimi şikâyet edebilir. Çünkü hakkını ancak bu yöntemle alabilir. Bu konuda Rasulullah (s) şöyle buyurmuştur:
“Hak sahibi için söz hakkı vardır.’’[14]

2. Kötü halin düzelmesi için yardım istemek: Bu konuya örnek olacak şu olay rivayet edilmiştir:
Bir gün Hz. Ömer(r), Hz. Osman’ın (r) (Hz. Talha olduğunu söyleyenlerde vardır) yanından geçerken selam verdi. Hz. Osman selamını almadı. Bunun üzerine Hz. Ömer, aralarını bulsun diye gidip durumu Hz. Ebu Bekir’e anlattı.
Bu gıybetten sayılmaz.

3. Fetva istemek: Bir kimse müftüden fetva alırken, içinde bulunduğu durumu olduğu gibi anlatabilir.

4. Bir Müslümanı kötülükten korumak: Bir kimseye gelecek kötülüğü önlemek için, ona zarar verecek kimsenin durumunu anlatmak gıybet olmaz.

5. Bilinen lakabı ile tanıtmak: Bunlar öyle lakaplardır ki kendisi için söylenen kimse, bunu duyduğunda alınmaz, rahatsız olmaz. Çünkü o, bununla meşhur olmuştur.

6. Açıktan günah işleyeni tanıtmak: Halkın içinde çekinmeden günah işleyen kimselerin bu hallerini anlatmak gıybet olmaz.

– Rasulullah(s) şöyle buyurmuştur:
“Yüzünden hayâ perdesini atan kişinin gıybeti olmaz.’’[15]

–  Rasulullah(s) şöyle buyurmuştur:
“Facirin (açıkça günah işleyen kimsenin) ismini söylemekten çekiniyor musunuz? ( Hayır, çekinmeyin) Onun halini ortaya dökün ki insanlar onu tanısın. Yaptıklarını anlatın ki insanlar ondan sakınsın.’’[16]

g- Gıybetin Keffareti:

Gıybet eden kişi büyük günah işlemiştir; bunun için pişman olup tövbe etmelidir. Gıybette iki hak vardır; biri yüce Allah’ın hakkı, diğeri de gıybeti yapılan kimsenin hakkıdır.

– Enes b. Malik (r) ‘den Rasulullah (s) şöyle buyurmuştur:
“Gıybet ettiğin kişinin kefareti, onun için mağfiret istemendir.’’[17]

– Kadının biri, başka bir kadın hakkında, ‘’Eteği uzundur.’’ Deyince, Hz. Aişe(r) onu şöyle uyarmıştır:
“ Gerçekten onun gıybetini yaptın. Git ondan helallik iste.’’[18]

h- Havasın (seçkin insanların) gıybeti:

– Birinden bahsederken “Allah hayâmızı artırsın” veya “kanaatsizlikten Allah’a sığınırız” gibi sözler söylemek. Böyleleri kurnazca dua kelimeleri kullanarak başkalarının ayıbını ortaya çıkarırlar.
–  “Falan ne de güzel namaz kılardı ama ne yaparsın hepimizin başına gelen gevşeklik ona da geldi” gibi sözler söylemek. Bu kişi her ne kadar kendisini olayın içine katsa da maksat o kişiyi kötülemektir.
– “Falanın başına gelen beni üzdü Allah kurtarsın” diye (güya) dua etmek. Eğer o kişi kardeşinin haline gerçekten üzüldüyse namazlarının ardından o kardeşine gizlice dua etsin!

Muhammed bin Sirin gıybet yapan birilerini görünce:“kalkın da abdestinizi yenileyin çünkü söylediğiniz bu sözler bedenlerinizden çıkan pislikten daha kötüdür! “Derdi.

_______________

[1] Hucurat 49/12.
[2] Süyuti, Camiu’s-Sağir, nr. 2919; Heysemi, Mecmau’z-Zevaid, 8/91, 92.
[3] Müslim
[4] Ebu Davud, Edep, 40; Ahmed, Müsned, 3/224.
[5] Taberani, el- Mu’cemü’l- Kebir, 7/74; Tahavi, Müşkilü’l- Asar, 3/324.
[6] Ebu Davud, Edeb, 40; Taberani, el-Mu’cemül Kebir, 11/186; Ahmed, Müsned, 3/420.
[7] Heysemi, Mecmau’z- Zevaid, 8/92; İbn Ebü’d-Dünya, Kitabü’s-Samt, nr. 178.
[8] Heraiti , Mesaviü’l- Ahlak, nr. 201; İbn Ebü’d-Dünya, Kitabü’s-Samt, nr. 216.
[9] Ahmed, Müsned, 6/136, 189; Ebu Davud, Edeb, 40.
[10] Ebu Davud, Edeb, 6.
[11] Taberani, el-Mu’cemü’l-Kebir, 6/89; Ahmed, Müsned, 3/487.
[12] Ahmed, Müsned, 6/461; Beyhaki, es-Sünenü’l- Kübra, 8/168.
[13]Heysemi, Mecmau’z-Zevaid, 10/228.
[14] Buhari, İstikraz, 3; Müslim, Müsakat,120.
[15] Beyhaki, es-Sünenü’l- Kübra, 10/355; Suyuti, el- Camiu’s-Sağir, nr. 8525.
[16] Taberani, el- Mu’cemü’l-Kebir, 19/184.
[17] Suyuti, Camiu’s-Sağir, nr. 6259.
[18] Beyhaki, Şuabu’l-İman, nr. 6767.

Mektebi Suffa’nın hazırlamış olduğu bu dosyayı da incelemenizi tavsiye ederiz: Gıybet (Dedikodu) Nedir? Zararları Nelerdir? Nasıl Kurtuluruz?

Yorumlar

yorumlar

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu yazın.
Please enter your name here