Arapça Öğrenimiİlim

Hz. Ömer Dizisi Arapça Türkçe Replikler – 7

Hz. Ömer Dizisi 4. Bölüm

‏Abdullah bin Süheyl:
عِمْتُما صَباحًا
‏İkinize de günaydın

‏Ebu Cendel:
عِمْتَ صَباحًا
‏Sana da günaydın

‏Süheyl bin Amr:
إِلىَ أَيْنَ يا عَبْدَالله؟
Nereye Abdullah?

‏Abdullah:
في بَعْضِ شَأْني
‏Bazı işlerim var.

‏Süheyl bin Amr:
وَلَكَ شَأْنٌ تَكْتُمُهُ عَنّي؟
‏Benden saklayacağın bir iş mi?

‏Abdullah:
لَيْسَ بِالشَأْنِ الّذي أَكْتُمُهُ أَوْ أَبُوحُ بِه
Saklayacağım veya açıklayacağım bir iş değil.

‏Süheyl bin Amr:
أَلا تَخْرَجُ مَعَ أَبيكَ وَأَخِيكَ إِلىَ نادي القَوْم؟
‏Baban ve kardeşinle birlikte kavmin toplantısına gelmez misin?

أَمْ أنَّكَ تَرْغَبُ عَنْ مَجْلِسِ أَبِيك؟
‏Yoksa babanın meclisinden hoşlanmıyor musun?



Abdullah:
لا أَرْغَبُ فِيهِ وَلا أَرْغَبُ عَنْه
‏Ne hoşlanıyorum ne de hoşlanmıyorum.

‏Süheyl bin Amr:
إِنْ كانَتْ صُحْبَتي وصُحْبَةُ غَيْري سِيّانَ عِنْدَكَ، فَلْيَكُن مَجْلِسِي
Benim sohbetim ve başkasının sohbeti senin için aynıysa benim meclisime gel.

‏Abdullah:
لِكُلِّ طَائِرٍ مَشْرَبُه
‏Her kuşun bir meşrebi vardır.

Süheyl bin Amr:
ومَشْرَبي لا يُعْجِبُكَ؟
‏Benim meşrebimi beğenmiyor musun?

‏Abdullah:
يا أَبَتِ، لا طاقَةَ لِي بِجِدالِك
Baba seninle tartışmaya takatim yok

Süheyl bin Amr:
أَفَكُلَّمَا حَدَّثْتُكَ قُلْتَ لا طاقَةَ لي
Ne zaman seninle konuşsak takatim yok diyorsun.

Abdullah:
ِما الّذي تَفْعَلُونَهُ فِي مَجالِسِكُمْ غَيْرِ الخَوْضِ فِي أَمْر مُحَمَّدٍ وأصْحابِه؟
Meclislerinizde Muhammed ve ashabını eleştirmekten başka ne yapıyorsunuz?

Süheyl bin Amr:
وتُسَمِّيهِ خَوضًا؟ أَفلا تَدْري ما أحْدَثَ فينا؟
Eleştirmek mi diyorsun? Bize ne yaptığını bilmiyor musun?

Abdullah:
قُل لي يا أَبَتِ، ما أَحْدَثَ فِيكُم؟
Sen söyle baba, size ne yapmış?

Süheyl bin Amr:
عابَ دِينَنا وأصْنامَنا
‏Dinimizi ve putlarımızı ayıpladı.

Abdullah:
وأنْتُمْ أَغْيَرُ عَلَى آلِهَتِكُمْ ودِينِكُمْ مِنْها عَلَى نَفْسِها؟
‏Siz putlarınıza ve dininize onların kendisinden daha mı çok sahip çıkıyorsunuz?

أَلَسْتُمْ تَذْهَبُونَ إِلَيْها كُلّما حَزَّ بِكُمْ أَمْر؟
‏Ne zaman başınız sıkışsa onlara koşmuyor musunuz?

فَتَتَضَرَّعُونَ إِلَيْها وَتَسْأَلُونَها العَوْنَ وَتَسْتَقْسِمُونَ عِنْدَها بِأَزْلامِكُم؟
‏Onlara yalvarıyor, yanlarında ok çekerek yardım dilenmiyor musunuz?

هَلْ نَفْعَلُ أَمْ لا نَفْعَل؟‏ 
Yapıyor musunuz yoksa yapmıyor musunuz?

وَتَنْحَرُونَ عِنْدَها لِتَرَضَى عَنْكُمْ وَتَفِيضَ عَلَيْكُمْ
Sizden razı olmaları için önlerinde kurban kesmiyor musunuz?

فهِيَ أَجْدَرُ أَنْ تَدْفَعَ عَنْ نَفْسِها وعَنْكُمْ
‏Sizi ve kendilerini savunmak onlara düşmez mi?

ذَرُوا مُحَمَّدًا لَها، فَهِيَ كَفِيلَةٌ بِه
‏Muhammed’i onlara bırakın, onlar ona yeter

إلاّ أَنْ تَكونوا فِي شَكٍّ مِنْ قُدْرَتِها
‏Tabii eğer kudretlerinden şüphe etmiyorsanız.

 

‏Süheyl bin Amr:
اُخْرُجْ عَقَقْ لا حاجَةَ لي بِكْ
‏Çık dışarı asi çocuk, sana ihtiyacım yok

اُنْظُرْ إلَيْك
‏Şu haline bir bak!

أَلَمْ تَجِدْ هِنْدامًا خَيْرًا مِنْ هَذا وتَخْرُجُ بِهِ إلىَ النَاس؟
İnsanların karşısına çıkmak için bundan daha iyi bir kıyafet bulamadın mı?

ما عَساهُمْ يَقولون فينا؟
Hakkımızda ne derler?

‏Abdullah:
لا بَأْسَ يا أَبَتِ
‏Merak etme baba

قَدْ عَرَفَ الناسُ عَطائكَ في الغَرِيبِ فلا يَتَّهِمُونَكَ فيِ القَريبِ
‏İnsanlar yabancılara ne kadar cömert olduğunu bilir, yakınlarına da ne kadar cömert olduğundan şüphe etmezler.

وإِنْ فَعَلوا كَذََبَهُم مَظْهَرُ أخي أبا جَنْدَل
Eğer ederlerse kardeşim Ebu Cendel’in görünüşü onları haksız çıkaracaktır.

أَلا تَخْرُجُ مَعَي يا أبا جَنْدَل؟
Birlikte çıkalım mı Ebu Cendel?

‏Süheyl bin Amr:
أبا جَنْدَل، بَل تَخْرُجُ أَنْتَ مَعَي
‏Ebu Cendel sen benimle çıkacaksın.

Bir Cevap Yazın

Başa dön tuşu