Gezi - SanatYaşam & Kültür

Galata’da Başka Bir Âlem: Arap Camii

Galata’nın ara sokaklarında saklı bir tarih; Arap Camii… Kalabalığın ve dar sokakların içinde alışılagelmedik minaresiyle merak uyandıran yapı, tarihi ve atmosferi ile de hakikaten şaşırtıyor. Bu merak ve şaşkınlık camiyi ziyaret esnasında ise yerini  “daha önce neden gelmemişim” duygusuna bırakıyor.

İstanbul’da ilk inşa edilen, ilk ezan sesinin duyulduğu cami

Arap Camii, “İstanbul’da ilk inşa edilen, ilk ezan sesinin duyulduğu cami” olarak rivayet edilir. Hicretin 98. yılında, Emevi halifesi Süleyman bin Abdulmelik’in emriyle , kumandan Mesleme bin Abdulmelik önderliğinde İslam ordusu İstanbul’u fethetmek ve Peygamber ﷺ ‘in övgüsüne mazhar olmak için 15 Ağustos 717’de Konstantinopolis’i kuşatmıştır. Bir yıl süren kuşatma sonrası fetih gerçekleşememiş ve İslam ordusu Şam’a geri çekilmiştir; bu süre içinde Galata bölgesi kontrol edilmiş ve burada bir mescid inşa edilmiştir.

Kuşatma esnasında Galata Hisarı’nın Hz. Mesleme tarafından yaptırıldığı rivayetler arasındadır.  Bu hisar “Kal-atül Mesleme” (Mesleme’nin Kalesi)  olarak anılmıştır. 12. yy’da Konstantinopolis’e gelen seyyah Ali El Herevi de bu kaleden söz etmiştir. Zamanla Kalat ,Galat ve Galata’ ya dönüşmüş ve müslümanlarca bu bölge “Galata” olarak anılmıştır. Bizans ve Latin İmparatorluğu’nun bu bölge için Galata değil, “karşı taraf” anlamına gelen “Pera” ismini kullandığı da kaynaklarda belirtilir.

Belirtmek gerekir ki; bu rivayetler kesin olarak doğrulanmış değildir ve farklı görüşler ileri sürülmüştür. Türk Bizantolog ve sanat tarihçisi merhum Semavi Eyice Arap Camii’ne dair bu rivayetin doğru olmadığını ve Bizans’ın müslümanlar için yapılmasına müsaade ettiği mescidin Galata’da değil şehrin içinde olduğunu belirtmiştir. Ayrıca Galata isminin italyanca “merdivenli yol” anlamına gelen Calata’dan geldiği de rivayetler arasındadır.

Arap Camii’nin hicri 98. yılda müslümanlarca inşa edildiği bilgisini destekleyen bir diğer rivayet

Arap Camii’nin hicri 98. yılda müslümanlarca inşa edildiği bilgisini destekleyen bir diğer rivayet ise Selçuklu tarihi için önemli bir eser olan İbnü’l Esir’de geçmektedir. Selçuklu ile Bizans arasında yapılan Pasinler Savaşı sonucunda; Bizans mağlup olmuş ve esir düşen Gürcü kralı için Selçuklu Sultanı Tuğrul Bey, Arap Camii’nin tekrar ibadete açılmasını şart koşmuştur. Bizans tarafından kiliseye çevrilen Arap Camii , 1048’de yeniden camiye çevrilmiş ve Abbasi halifesi ile Sultan Tuğrul Bey adına hutbe okutulmuştur.

Bu yapı, ilk cami olarak mı inşa edildi kilise olarak mı sorusu kesin olarak bilinmese de, bu noktaya, 1204-1261 Latin Hakimiyeti sırasında “San Paolo” adında bir katolik kilisesi inşa edilmiştir. 14.yy’da katolik tarikatı olan Dominiken tarikatı mensuplarınca kilise genişletilmiş “San Paolo ve San Domenico” manastırı adını almıştır. İstanbul’un fetih öncesinden kalan tek gotik kilisesi de burasıdır.

1453 İstanbul’un fethi ile birlikte, Fatih Sultan Mehmet’in emriyle San Domenico kilisesi camiye çevrilmiştir. 1475’de ibadete açılan cami Fatih Vakfiyesinde “Galata Camii” ve Galata bölgesindeki en büyük cami olması sebebiyle “Cami-i Kebir” olarak geçmektedir. 1492’de İspanya’dan göç eden Endülüslü müslümanlar bu bölgeye yerleştirildiği için zamanla Galata Camii, Arap Camii olarak anılmıştır. Bu isimle anılmasının bir diğer sebebi cami minaresinin Şam Emevi Camii minaresine olan benzerliği ile caminin hicri 98. yıldan itibaren günümüze gelen tarihidir.

17.yy’da yaşayan büyük Osmanlı seyyahı Evliya Çelebi, Arap camii’ni ziyaret etmiş ve şunları yazmıştır;

“Galata cânibine ubûr edüp Galata kal‘asın amân vermeyüp feth edüp Galata burnunda Kurşunlu Mahzen nâm câmi‘i binâ etdi. Ve Galata içre Arab câmi‘i nâmıyla ma‘rûf olan câmi‘i binâ etdüğiyçün Arab Câmi‘i derler, kıblesi gâyet dürüstdür”

Evliya Çelebi tarafından Caminin kıble yönüne doğru inşa edildiğinin belirtilmesi yapının ‘ilk’ cami olarak inşa edildiğine dair önemli bir işarettir.

Gotik mimariden kalma ögeler…

Dikdörtgen uzun bir yapıya sahip olan cami içerisinde 22 ağaç sütun, 8 mermer sütun bulunmaktadır. Ahşap tavanı, sivri külahlı minaresi ve 70 penceresi ile klasik Osmanlı dönem camilerinden ayrışır. I. Mahmud’un annesi Saliha Sultan Arap Camii’ne çok önem vermiş, camiyi tamir ettirmiş ve cami avlusuna şadırvan yaptırmıştır. Caminin mihrap ve hünkar mahfili barok üslupta olduğu için Saliha Sultan döneminde yaptırıldığı düşünülmektedir. II. Mahmud’un kızı Adile Sultan da 1868’de camiyi ve avlusundaki şadırvanı tamir ettirmiştir. Ayrıca yapıda gotik mimariden kalma ögeler mevcuttur.

1807 yılında çıkan yangın sonrasında Arap Camii bir kez daha tamir ettirilmiş ve bu tamir sonrasında Dîvânı Hümâyun kâtiplerinden Hacı Emin Efendi caminin tarihçesini taşa işlemiştir. Bu levha mihrabın sağında yer almaktadır. 1807 tarihli manzumede caminin tarihi Hz. Mesleme’ye dayandırılmaktadır.

Mihrabın yanındaki hücre “Mesleme’nin çilehanesi” olarak kabul edilmektedir. Cami avlusunda ise Hz. Mesleme bin Abdulmelik’in makam türbesi bulunmaktadır.

Galata’nın tüm keşmekeşi içinde başka bir alem; Arap Camii; İstanbul’da mutlaka ziyaret edilmesi gereken yerlerden. Bu kadim şehirde, Ezanı Muhammedi’nin semalara ilk yükseldiği yerden bir dua; şairin dediği gibi minareleri sen ezansız bırakma Allah’ım…

Yaşadığımız toprakları Allah’ın izni ve yardımıyla islamlaştıran ve tüm islam eserlerinin günümüze kadar gelmesine sebep olan ecdadımıza rahmetle ve minnetle…

 

 

mosquesty

Based on Masjid diaries

Bir Cevap Yazın

Başa dön tuşu