Rabbim, bana: “Bana isyan etmekten utanmadın mı?” diye sorduğunda..
“Kullarımdan hatalarını gizliyor ama bana isyanla geliyorsun.”
Vah bana! Nasıl cevap veririm ve kim korur beni?
Kendimi umutlarla avutuyorum andan ana…
Ve ölümden sonrasını unutuyorum.. Artık ne yeterli olur bana?
Hayata sarılmışım, sanki ölüm bana hiç gelmeyecekmiş gibi..
Ve geldi ölümün şiddetli acıları, kim koruyacak beni?
Yüzlerine baktım… Yok mu benim yerime kendini feda edecek biri?
Sorgulanacağım.. Ancak dünyada işlediğim ameller kurtaracak beni..
Dinimdeki eksikliklerimden sonra bana nasıl icabet edilir?
Yazıklar olsun bana! Allah’ın beni çağıran kelamını işitmedim mi?
Kaf ve Yasin surelerinde gelen uyarıları işitmedim mi?
Haşr, toplanma ve din gününü işitmedim mi?
Beni çağıran, bana seslenen ölüm çağırıcısını işitmedim mi?
Ey Rabbim! Tevbe eden bir kulum.. Beni kim koruyabilir?
Bağışlayıcılığı geniş bir Rabb’den başka… Kim doğru yolu gösterir?
Sana geldim.. Affet beni ve mizanımı ağırlaştır…
Cezamı hafiflet… Sen en iyi karşılık verensin.

Bu beyitlerin İmam Ahmed bin Hanbel ile ilgili olan bir hikayesi vardır. Kendisine bir adam gelip; Ey İmam bu şiir hakkında ne dersin? dediğinde, ona; “Bu şiir de nedir?” demişti. Adam şiiri okumaya başladı;
“Rabbim, bana: “Bana isyan etmekten utanmadın mı?” diye sorduğunda..
“Kullarımdan hatalarını gizliyor ama bana isyanla geliyorsun.”
Vah bana! Nasıl cevap veririm ve kim korur beni?”
İmam bu beyitleri sesi çocukların ağlama sesi gibi oluncaya dek ağlayarak tekrarlamaya başladı. Taki öğrencileri, İmam çok ağlamaktan neredeyse ölecek, dediler..

Yorumlar

yorumlar

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu yazın.
Please enter your name here