Ailelerinin evinden çıkıp, yeni bir başlangıç yapabilecekleri uzak bir yere, üniversiteye gitmek her liselinin idealidir. En azından benim için öyleydi.

Konfor alanımın dışında, evden kilometrelerce ötede en iyi üniversitelerden birinden kabul mektubu aldığımda kendime inanamamıştım. Artık tamamen bağımsız olmak için ve anne babamın ’Neredesin?’, ‘Eve ne zaman geliyorsun?’, ‘Paranı neye harcandın?’ gibi sorularını cevaplamak zorunda olmayacağım için sabırsızlanıyordum. Devam etmeye hazırdım, yeni bir hayata başlamaya, yeni arkadaşlarla tanışmaya, kendi bütçemi kontrol etmeye ve sadece kendime hesap vermeye de. Ama yanılmıştım. Evet, artık ebeveynlerim tarafımdan sorgulanmayacaktım ama hala Allah tarafından sorguya çekilecektim. Yine anladım ki, orada beni bekleyen büyük bir sorumluluk vardı.

Bu tecrübe, beni hem manevi hem de sosyal açıdan zorladı.

Duygusal ve Manevi Zorluklar

Manevi/duygusal boyutta, evi ilk özlediğim zamanı, annemin ve lise arkadaşlarımın beni teselli etmek için çabalayışlarını ve sayısız telefon konuşmalarını hatırlıyorum. Uykusuz geçen geceleri yeni hayatıma alışmanın yollarını düşünerek geçirdiğimi ama hiçbir şeyin beni yatıştırmadığını hatırlıyorum. Bir gün eve gelip, yardımına ihtiyacım olan şeyin, bu dünyanın dışında olduğunu farkedene kadar bu böyleydi. O Kudret sahibi (subhanehu ve te’ala) tarafından yardım eli uzatılması için güçlü ve kararlı olmalıydım. Allah (subhanehu ve te’ala)’nın yardımı ve rehberliğine muhtaçtım. Korku veya şüphe içindeyken beni rahatlatması için O’na (subhanehu ve te’ala) muhtaçtım. Bana rehberlik etmesine muhtaçtım. Ayaklarımı doğru yolda sabit kılması için O’na (subhanehu ve te’ala) muhtaçtım.

Allah’ın (subhanehu ve te’ala) dışında kimseden yardım istememeye karar verdiğimde, yapmak için bir kaç şey belirledim. Yapmak istediğim şeyler sadece proaktif değildi, aynı zamanda imanımın kapı eşiği olacak şeylerdi.

Sosyal Çevredeki Zorluklar

Sosyal seviyede daha büyük bir sorumluluğum olduğunu farkettim; attığım her adımda, verdiğim her kararda ve söylediğim her sözde İslam’ı temsil edebilmeliydim. Çünkü insanlar bana sadece hata yapabilen bir birey olarak bakmıyorlardı. Genelde beni İslam’ı temsil eden biri olarak görüyorlardı. Düşünceler ve kişisel ifadeler İslam’ın doğrularıyla karıştırılınca problemler ortaya çıkıyor ve yanlış anlaşılmalar doğurabiliyor.

Tecrübelerim sayesinde, yaptığım veya söylediğim şeylerin kişisel düşüncelerim mi yoksa dinimin gerektirdiği bir şey mi olduğunu etkili bir şekilde nasıl iletebileceğimi öğrendim.
Bu makalede, zorlu dönemlerimizde Allah (subhanehu ve te’ala)’ya nasıl daha yakın olabileceğimizi ele alacağız. Ayrıca bazı sosyal durumlardan ve onlarla nasıl başa çıkabileceğimizden bahsedeceğiz, inşaAllah.
İlk olarak, kendimizi manevi olarak nasıl geliştirebileceğimiz bahsedelim.

Manevi Gelişim için İpuçları

1. Sabah namazına kalkın ve zamanında kılın

Bizim dinimiz önlem almayı tavsiye eden bir dindir. Hiçbir şey yapmadan Allah’tan (subhanehu ve te’ala) doğru yolda sabit tutulmayı ve O’nun (subhanehu ve te’ala) yardımını isteyemeyiz. Bu, derslere katılmayıp, ödevleri yapmayıp profesörlerimizden bizlere yüksek not vermesini istememizin uygun olmaması gibidir. Allah (subhanehu ve te’ala) çok daha önceliklidir ve görevlerimizde gevşeklik yaptıktan sonra O’nun lütfunu isteyemeyiz. Son teslim tarihini, sizi cezbeden dünyevi şeyleri veya zamanınızı alan diğer şeyleri bir kenara bırakıp O’nun (subhanehu ve te’ala) karşısında durun, namazlarınızı zamanında kılın ve sabah namazına nasıl kalkılacağını öğrenin.

2. Düzenli Kur’an okuyun

Kur’an okumayı günlük alışkanlık haline getirin. Her gün en az bir sayfa okuyun. Kur’an okumak sadece ahiretinize değil bu dünyanıza da mükafat olacaktır. Size ihtiyacınız olan rahatlığı verecektir ve sizi yatıştıracaktır. Her zaman bağdaştırabileceğiniz bir ayet veya ibret alacağınız bir kıssa bulacaksınız. Bu sadece tecrübeyle öğrendiğim bir şey değil. Allah (subhanehu ve te’ala) 1400 yıl önce Yüce Kur’an’da buyuruyor:

“Onlar, iman etmiş ve kalbleri Allah zikriyle yatışmış olanlardır. Evet, iyi bilin ki, kalbler Allah’ın zikri ile yatışır.” (13/Ra’d-28)

3. Sabah ve akşam zikirlerinizi çekin

Sabah ve akşam zikir çekmeyi günlük alışkanlıklarınızdan biri haline getirin. Bunlar sizi kendinizden gelebilecek fenalıklara (yoldan çıkarabilecek isteklere kapılmanıza), şeytanın ve diğer insanların fenalıklarına karşı korur. Ayrıca sabah zikri, Allah’ın (subhanehu ve te’ala) her şeyi kontrol ettiğini hatırlatarak güne huzurlu başlamanızı ve yatışmanızı, sakinleşmenizi sağlar. Ayrıca, Allah’ın (subhanehu ve te’ala) hayatınızdaki en küçük detayları bile doğrudan kontrol ettiğini bildiğinizde, hayatınızdaki her şeyin Allah’ın (subhanehu ve te’ala) mükemmel planı dahilinde olduğunu bilirsiniz ve bu sizi güvende hissettirir.

4. Dua edin

Duanın gücü açıklanamaz, çok büyüktür. Nasıl bir dünyevi sıkıntınız olursa olsun, Allah (subhanehu ve te’ala)’nın sizi duyacağından emin olun ve dua edin. Eğer gerçekten güvenerek ve inanarak dua ederseniz, Allah (subhanehu ve te’ala) probleminizi çözecektir, inşaAllah. Allah (subhanehu ve te’ala) ile konuşun. O’na (subhanehu ve te’ala) canınızı neyin acıttığını, sizi neyin korkuttuğunu, neye sinirlendiğinizi söyleyin ve size rehberlik etmesini isteyin. O’ndan (subhanehu ve te’ala) sizi geceleri uykularınızdan eden sorunlarınızı, her ne olursa olsun, çözmesini isteyin. Sizi emin olmadığınız şeylerin şerlerinden korumasını isteyin. O’ndan (subhanehu ve te’ala) sizi, sizin için en hayırlı olacak şeye iletmesi için yardımını ve rehberliğini isteyin. Size cevap vereceğinden emin olun. Sizi dinlediğinden emin olun. Emin olun ki, O (subhanehu ve te’ala) sizinle ilgileniyor ve sizi gözetiyor.

5. Teheccüd için kalkmayı bir hedef olarak belirleyin

İbadet ettiğiniz Rabbinizin (subhanehu ve te’ala) size yakın olduğunu hissetmenizden daha güzel bir şey yoktur.
Ebu Hureyre (r.a)’den rivayet edilen bir Hadis-i Kudsi de, Rabbimizin şöyle buyurduğu haber verilmektedir:
“Kim bana dua ediyorsa ona icabet edeyim. Kim benden bir şey istemişse onu vereyim, kim bana istiğfarda bulunursa ona mağfirette bulunayım” der.

Daha ne istiyoruz? Bir kul Rabb’inden daha ne isteyebilir? İnanan biri daha ne ister? Bir sorununuz mu var? Rabb’inize açın içinizi. Sınavınız varsa Rabb’inizden size kolaylaştırmasını isteyin. Bir günah işlediyseniz Rabb’inizden merhamet ve mağfiret dileyin. O’nu (subhanehu ve te’ala) özlediğinizde veya doğru yoldan uzaklaştığınızı hissettiğinizde O’na (subhanehu ve te’ala) gidin ve O’nunla (subhanehu ve te’ala) olmak istediğinizi, O’na (subhanehu ve te’ala) yakın olmak istediğinizi söyleyin. Sizi korkularınızdan, size zarar verebilecek insanlardan, kendinizden, ruhunuzu çürüten ve o yüce Kudret (subhanehu ve te’ala) ile bağlantı kurmanızı engelleyen dünyevi isteklerinizden korumasını isteyin.

6. Attığınız her adımda Allah’ın size olan yakınlığını hissedin

Allah (subhanehu ve te’ala)’nın ma’iya’sı içerisinde olmak demek, koruması altında olmak, lütfuna ve merhametine mazhar olmak demektir. Attığınız her adımda onun korumasını hissetmeniz demektir. Herhangi bir şey yapmadan önce Allah’ı (subhanehu ve te’ala) ve O’nu (subhanehu ve te’ala) nasıl memnun edeceğinizi düşünmenizdir. Gittiğiniz her yerde, attığınız her adımda ve söylediğiniz her sözde sizin yanınızda olduğunu hissetmenizdir. Kendinize, yaptığınız ve söylediğiniz şeylere dikkat etmenizdir. Allah (subhanehu ve te’ala)’nın razı olmayacağı şeyleri yapmamanız ve söylememenizdir. Allah (subhanehu ve te’ala)’nın yanınızda bulunmasından dolayı hoşnutluk duymanızdır. O’na (subhanehu ve te’ala) yakın olmak istemeniz, o şekilde rahat hissetmeniz ve sevinçle dolmanızdır. Bu noktaya geldiğinizde artık uzaklaşmamak için çabalamalısınız.

Sosyal İlişkileriniz için Birkaç Tavsiye

İşte size kafanızı karıştırabilecek durumlarda yardımcı olabilecek bir kaç hatırlatma:

7. Sabırlı ve akıllı davranın, medya kaynaklı yanlış anlaşılmalara kapılmayın.

Marketlerde reyonlardan yürürken, tramvaydayken, sınıftayken ve hatta yurttayken, bir yerlerde birilerinin size dikkatlice, bir şüpheliyi izler edasıyla, baktığını hissedebilirsiniz… Bu tip insanların problemi, İslam hakkında yeterli anlayışının ve bilgisinin olmayışıdır.
Bugün medya birçok insanın öncelikli bilgi kaynağı oldu. İnsanlar asıl kaynakları bırakıp/kısıtlayıp, dünyada olan olaylara veya diğer insanlar hakkındaki bilgilere ulaşmak için tamamen medyaya itibar ediyor. İnsanlar, çevrelerindeki dünyaya medya lensleri sebebiyle tarafsız bir şekilde bakamıyorlar. Bu durum artık tehlikeli hale gelmiş durumdadır ve yanlış anlaşılmalara çok fazla yol açmaktadır.

Geçenlerde, alışveriş merkezinin birinde, bir satıcıyla konuştum. Nereli olduğum sorusu ile başlayarak oranın Irak veya Afganistan’a yakın olan bir yer olup olmadığını, eve giderken kadınlara taciz edilip edilmediğini, deve sürüp sürmediğimizi, medeni mi barbar mı olduğumuzu ve buna benzer birçok soru sordu.

Onun konuştuğu gibi konuştuğumu, aynı şeylerin ilgimizi çektiğini ve benim de onun gibi etrafımdakilerle şakalaşabildiğimi görünce çok şaşırdı. Kelimesi kelimesi dediklerini hatırlıyorum:

“Orta doğu hakkında hiçbir şey bilmiyorum. Okulda bunun hakkında pek bir şey öğrenmedik. Sadece televizyonda gördüğüm kadarıyla biliyorum.”

Bu bayan aslında çok nazikti ve daha iyi öğrenmek istiyordu. Diğer taraftan, bazı arkadaşlarımın sert mizaçlı kişilerle karşılaştığı da oldu. Bunun sebebi ise yine medyadan aldıkları yanlış düşüncelerden başka bir şey değildi.

Bu gibi durumlarla karşılaştığınızda, sabırlı olun ve tavırlarınızı en güzel şekilde ayarların. Mütebessim olun -bu Peygamberimizin (sallallahu aleyhi ve sellem) sünnetidir- ve onlardan farklı olmadığınızı gösterin. Benzer ilgilerinizin ve endişelerinizin olduğunu göstermeye çalışın (mümkünse sınıftaki tartışma ortamlarında). Medyada İslam hakkındaki çarpıtılmış iddiaların önemi olmadığını ve SİZİN İslam’ın yaşayan, yürüyen örneği olduğunuzu unutmayın. Bu şekildeki iddiaları destekleyici davranmak ta yalanlayıp gerçekte nasıl olduğunu göstermek te sizin elinizde. İnsanları İslam’a yumuşak bir şekilde davet edebilmenin ve onun muhteşem güzelliğini gösterebilmenin davranışlarımıza ve insanlarla olan etkileşimlerimize/iletişimimize bağlı olduğunu hatırlayın.

8. Öğrenmeye niyeti olmayanlarla tartışmaktan kaçının

Bu gibi insanlarla çok sık karşılacaksınız. Size tartışmaya yol açacak sorular sorarlar, inancınızdan şüphe ederler ve imanınızı sorgulamaya kalkarlar. İslamla bağlantılı şeyleri kimseyle konuşmadan önce, ödevinizi tam yaptığınızdan emin olun: okuyun ve daha iyi bilen birilerine (alimlerimize) sorun.

Her savaşın mücadele etmeye değer olmadığını hatırlayın. Konuşmanın ilerleyişinden, karşıdaki insanın niyetini kolayca anlayabilirsiniz. Gerçekten öğrenmek mi istiyor yoksa sadece zamanınızı mı alıyor anlamanız mümkündür. Eğer sizin durumunuz ikincisi ise, Allah (subhanehu ve te’ala)’nın şu sözlerini hatırlayın:

“O çok merhametli Allah’ın (has) kulları onlardır ki, yeryüzünde tevazu ile yürürler ve cahil kimseler kendilerine laf attığı zaman (incitmeksizin) ‘selam’ derler (geçerler).”

Peygamberimiz (sallallahu aleyhi ve sellem)’in göğüslemek zorunda olduğu güçlükleri, bizim bugün karşılaştığımız sıkıntıları ve bunların benzerliklerini hatırlayın. Allah (subhanehu ve te’ala)’nın sözlerini ve İslam’ı yaymak, O’nun (sallallahu aleyhi ve sellem) için kolay bir yolculuk değildi, bizim için de olmayacak. Allah’ın (subhanehu ve te’ala) şu sözlerini hatırlayın:
“Biz insanı gerçekten bir sıkıntı içinde yarattık.” (90/Beled-4)

Firdevs’i ve Cennette güzel bir mertebeyi hak ettiğimizi O’na (subhanehu ve te’ala) başka nasıl kanıtlarız? Bu tip zorluklarla karşılaştığımızda öğrenip, kendimizi geliştirip (manevi anlamda), günahlarımızdan arınıp cennette yüksek mertebelere ulaşırız inşaAllah.

9. Ortama uymak için dini değerlerinizden taviz vermeyin.

Öğretilerinize ve değerlerinize ters hareketler içermediği sürece, sizinle benzer görüşlere sahip arkadaşlarınızla takılmanızda veya gidip bir kahve içmenizde, yemek yemenizde kesinlikle herhangi bir problem yoktur.
Arkadaşlarınızla keyif alarak vakit geçirin; beraber koşuya gidin, basketbol, tenis veya futbol oynayın, hatta yüzmeye gidin. Arkadaşlarınız zamanla içmediğinizi, yemediğiniz yemek çeşitlerini (haram olan yemekler) veya onların yapıyor olabileceği bazı aktiviteleri yapmadığınızı öğreneceklerdir. Sizinle benzer değerlere sahip olan ve bu değerleri el üstünde tutan birçok gayri-müslim insan bulacaksınız. Gece kulübüne gitmemek veya içmemek sizi ezik yapmaz. Tam tersine, insanlar size daha fazla saygı duyar ve değerlerinizi el üstünde tutarak muhafaza ederler.

Bir gün yurtta aynı katta olduğumuz kızların beraber gelip beni gece kulübüne davet ettiğinde kibarca reddettiğimi hatırlıyorum. Nedenini öğrenmek için ısrar ettiklerinde ise, inançlarımın beni ahlaksız veya gayrimeşru hareketlerin bulunduğu herhangi bir yerde bulunmaktan alıkoyduğunu söyledim. Sonra şaşırdılar, diğer müslüman kız giderken benim neden gitmediğimi sordular. Bunun dinimizin çelişkili olduğu anlamına mı geldiğini merak ettiler. Ben de İslami öğretilerimizin sabit olduğunu ama müslümanların bunları uygulayıp uygulamamasının tercih meselesi olduğunu açıklamak zorunda kalmıştım.

10. İslami öğretiler ile sizin şahsi düşünceleriniz/davranışlarınız arasındaki farkı belirtin

İslam ve Müslümanlar arasında çok büyük fark vardır. Bunu çok iyi biliyoruz, ama bunu insanlara da anlatmamız gerekiyor. İslami esaslar sabittir ve Müslüman olarak bunu uygulasanız da uygulamasanız da değişmez. İslami kurallara uymayanlar, bu kurallara herhangi bir şekilde etki edemez. Diğer dinlerde olduğu gibi, İslam’da da dini kuralları benimseyip uygulayanlar da vardır, uygulamayanlar da. Yanlış usullerle yapılan şeylerin İslam’ı temsil etmediğini etkili bir şekilde anlatın.

11. Tekrar edilen sorulara sakin bir şekilde ve gülümseyerek cevap verin.

Bazı etleri (domuz eti mesela) neden yemediğiniz, gece kulübüne neden gitmediğiniz, neden içmediğiniz veya neden örtündüğünüz kaç defa sorulursa sorulsun, sakin ve mütebessim bir şekilde cevaplayın. Bir insanın içine işleyebilmek için samimi ve yumuşak sözler ile bir tebessüm kadar etkili başka bir şey yoktur. Gününüz ne kadar kötü olursa olsun veya ne kadar yorgun olursanız olun, tebessüm etmeyi ihmal etmeyin. Gülümsemenin kendisi bir sadakadır (Tirmizi). Allah (subhanehu ve te’ala) yorgunluğunuza ve aynı soruları duymaktan oluşan bıkkınlığınıza rağmen açık bir zihin ve samimi bir kalp ile insanlara yardım edip, endişelerine ışık tutup gülümseyişinizi ödüllendirecektir.

Cahiliye devrinde insanların nasıl Müslüman olduğunu düşünüyorsunuz? Allah (subhanehu ve te’ala) Peygamberimize (sallallahu aleyhi ve sellem) diyor ki:

“Sen (o zaman), sırf Allah’ın rahmetiyle onlara karşı yumuşak davrandın. Eğer kaba, katı yürekli olsaydın, onlar senin etrafından dağılıp giderlerdi. Artık onları sen bağışla, onlar için Allah’dan mağfiret dile. (Yapacağın) işlerde onlara da danış, bir kere de azmettin mi, artık Allah’a dayan. Muhakkak ki Allah kendine dayanıp güvenenleri sever.” (3/Âli İmrân-159)
Kelimelerin gücü akıl almaz derecede büyüktür. Müslüman kardeşlerinize tavsiye verirken bile, sert ve kaba sözler yerine yumuşak kelimeleri kullanmanız önerilir. Aksi takdirde insanları uzaklaştırırsınız ve bu, Ümmet’in bir oluşuna karşıdır.

Bana yönlendirilen ilk sorunun başımdaki şeyin ne olduğu ve neden taktığım sorusu olduğunu hatırlıyorum. Bu soruları cevaplarken Allah’ın (subhanehu ve te’ala) sözlerini ve bu dinin mesajını insanlara aktarabildiğim için ne kadar mutlu olduğumu da hatırlayabiliyorum.

12. Diliniz size kaybettirse de, Allah’ın sizi savunduğunu hatırlayın

Haksız suçlamalar veya asılsız iddialarla karşılaştığınızda nasıl cevap vermeniz gerektiğini bilemediğiniz zamanlar olacaktır. Tartışma bittikten sonra saatlerce sinirlenecek ve ‘neden bunu söylemedim, neden bundan bahsetmedim’ şeklinde düşüneceksiniz. Çok güzel delilleriniz olduğu halde söyleyememiş olmanız daha çok sinirinizi bozacaktır. Bunun, bir sebepten ötürü olduğunu ve Allah’ın sizi ileride olabilecek benzer olaylara karşı hazırladığını unutmayın.

“Şüphesiz Allah inananları savunur.” (22/Hacc-38)
O, (subhanehu ve te’ala) kudretiyle her şeyi sizin lehinize çevirebilir, sözü geçer birini sizinle aynı tarafa koyabilir veya düşünemediğiniz birçok şekilde sizi destekleyebilir. O her zaman yanınızdadır, her zaman neler yaşadığınızı bilir.

13. Kendinizi sosyal standartlarla veya beklentilerle kıyaslamayın.

Batıda veya rahat olduğunuz çevrenizin dışında yaşamak sıkıntılıdır, ama sadece bununla bitmiyor. Ayrıca o zamana kadar el üstünde tuttuğunuz ve inandığınız değerlerden taviz vermenize neden olabilir. Mesela, insanlarla günlük kurduğunuz ufak iletişimler, değerlerinizi ve inançlarınızı sorgulamanıza sebep olabilir. Bunlar, insanların size sorduğu sorular -neden karşı cins ile tokalaşmıyorsun, eşinizle neden ev işlerini paylaşmıyorsunuz, mahrem nedir veya neden onsuz bir yere gitmiyorsun gibi- olabilir. Bir çoğumuz sadece bu gibi soru yağmurlarına tutulduğu için inançlarından ve değerlerinden el çekme, onları uygulamayı bırakma eğilimindedir. Çünkü bu, bir süre sonra gerçekten sinir bozucu olmaya başlar ve artık kendimizi veya öğretilerimizi açıklamak istememeye başlarız.

Değerlerinizi sırf dışlandığınızı hissettiğiniz için veya ortama uymanız gerektiği için terk etmeyin. İnandığınız şeyleri savunun ve onun için dik durun. Bu sizin tek başınıza durmanız anlamına gelse de dik durun. Eğer öyle olması gerekiyorsa, onun için Allah (subhanehu ve te’ala)’dan güç ve istikrar isteyin.

14. Kendinizi Allah ile ilişkilerinizde ve teslimiyetinizde olmanız gereken yer ile kıyaslayın.

Daha önce de belirttiğimiz gibi, kendinizi olmak istediğiniz şahıs dışında biriyle kıyaslamayın. Uyum sağlayamamak veya adapte olamamak gibi sosyal korkularınızın sizi yolunuzdan şaşırtmasına izin vermeyin. Kendinizi insan eliyle koyulan standartlarla değil İslami standartlarla kıyaslayın. Kendi kendinizin ölçüsü olun. Kendinizi, Allah (subhanehu ve te’ala) ile ilişkinizin nerede olmasını istediğinizle kıyaslayın.

Son olarak;

Eğer yeni hayatınızda önünüze çıkan fırsatlar İslami değerleriniz ile çatışmıyorsa, onları memnuniyetle kabul edin, onlar ile tecrübe edinin ve keyfini çıkarın. Allah’a (subhanehu ve te’ala) bizlere doğru yoldan çıkmamamız için, yol göstermesi için, bizi içten veya dıştan gelebilecek her türlü zarardan koruması için, O’nun yakınlığından hoşnutluk duymamız için, ailesinden uzak olan her Müslüman’ı koruması için, nerede olursak olalım hakkaniyetli dostlar ve doğru yolu bulabilmemiz ile dua ediyorum.

Üniversiteli öğrenciler olarak benzer sorunlar yaşadıysanız, size yardımcı olan şeyler nelerdir? Başka ne türlü zorluklarla karşılaştınız ve onlarla nasıl başa çıktınız? (Cevaplarınızı yorum kısmına bırakabilirsiniz.)

Ala’a Mazloum

Bu yazı Productive Muslim sitesinden alınarak Genç Müslümanlar ekibi tarafından Türkçe’ye tercüme edilmiştir.

Yorumlar

yorumlar

PAYLAŞ
Genç Müslümanlar
Genç Müslümanlar, müslüman davetçilere her türlü içerik, materyal, fikir ve bilgi sunmaya çalışan bir blogdur.

1 YORUM

  1. Kardeşlerim Ölümü çokça düşünün şeytan sizi harama yönlendirdiği zaman aklınıza hemen ölümü getirin inşallah bunun faydasını göreceksiniz.Selam ve dua ile…

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu yazın.
Please enter your name here