Hz. Muhammed (s.a.v.) veda hutbesinde şunları söylemiştir:

Her kim ki beni işitiyorsa vasiyetimi, burada bulunanlar, bulunmayanlara ulaştırsın. Olabilir ki, burada bulunan kimse bunları daha iyi anlayan birisine ulaştırmış olur.

Buradan açıkça anlaşılıyor ki, Allah’ın mesajlarının aktarılması sorumluluğu Hz. Muhammed (s.a.v.)’den sonra tüm Müslümanların görevidir.

Şüphesiz davetçilerin en güzeli Allah Resulü Hz. Muhammed (s.a.v.)’dir. Anlaşıldığı üzere, bu ahir zamanda davetçi olabilmek için Sevgili Peygamber (s.a.v.)’in izlediği yolları iyi bilmeli, bu sayede Allah’ın mesajlarını insanlığa tebliğ etmeli.

Davet ve Davetçi

Davet kelimesi Arapça’da çağırmak, davet etmek anlamındaki da’aa (دَعَاُ) kelimesinden gelmektedir. Almaany (المعاني) İngilizce-Arapça sözlüğünde da’aa (دَعَاُ) kelimesi şu şekilde tanımlanıyor: ”çağırmak, seslenmek, birisine kibar bir şekilde ricada bulunmak, talep etmek, çağrıda bulunmak, ziyaret etmek.” Bu yüzden, insanlara Allah’ın kelamını anlatan gönüllü kişilere davetçi denir.

Yani, insanlara İslam’ı anlatıp onları İslam’a davet etmeye, bu hayattaki amaçları konusunda bir farkındalık yaratmaya davet, bu daveti yapan kişiye de davetçi denir.

Hz. Muhammed’in (s.a.v.) Mekke Hayatı

Hz. Peygamber (s.a.v.)’in Mekke’ye getirdiği mesaj Mekkelilerin putperestlik inanışıyla tamamen çelişiyordu. Kabe Mekke’de bulunduğu için, Mekkeliler bundan gurur duyuyor, kendilerini Kabe’nin muhafızları olarak gördükleri için kendilerine saygı duyulmasını bekliyorlardı. Hz. Muhammed (s.a.v.) bu yüzden başta tebliğini gizli bir şekilde yapmaya başladı. Önce en yakınındaki kişileri İslam’a davet etti ve bu gizli davet üç yıl boyunca devam etti.

Bu süreçte namaz dahi gizlice kılındı. İlk defa bu üç yılın ardından ilk defa Hz. Muhammed (s.a.v.) mesajını açıkça insanlara bildirdi.

Birkaç kişi dışında, tüm Mekkeliler onun bu davetini reddetti. İlk Müslüman olanlar yoksul kimselerdi ve Mekkeli müşrikler bu daveti engellemek için onlara kötü muamelede bulundular. Müslümanlar eziyet gördü ve Habeşistan’a göç etmeye zorlandılar. Çok geçmeden Müslümanlar sosyal ve ekonomik hayatta boykot edildi ve ambargo uygulandı.  Bu zamanlar onlar için birçok zorlukla karşılaştıkları çileli bir imtihan süreciydi.

Ardından Ebu Talib ve Hz. Muhammed (s.a.v.)’in eşi Hz. Hatice validemizin art arta vefat etmesiyle o yıl ‘hüzün yılı’ olarak anılmıştır. Mekkeli müşrikler Ebu Talib’in ölümünden sonra Hz. Muhammed (s.a.v.)’i öldürebilmek ya da hapsedebilmek için harekete geçtiler. Ancak Hz. Muhammed (s.a.v.) yaşadığı tüm zulümlere rağmen Allah’ın mesajını insanlara ulaştırmaktan asla vazgeçmedi. Taif’e göç etti ve orada da her çaldığı kapıda reddedildi. Bu defa Allah Medine’nin kapılarını Hz. Muhammed (s.a.v.) ve yol arkadaşlarına açtı. (Seyyid Abul Ala Mavdudi – Tafhim Kur’an-ı Kerim En’am Suresi & Muhammed’in Asil Hayatı)

Hz. Muhammed’in Karşılaştığı Zorluklar Davetini Nasıl Etkiledi

1. Hz. Muhammed (s.a.v.) davetine yakın akrabalarından başladı. İslam’la zıt bir dini hayat yaşayan amcalarını İslam’a davet etmek oldukça zorlu bir görevdi; ama hiçbir zaman umutsuzluğa düşmedi ve defalarca davetini sürdürdü. Bu nedenle, davette en yakından başlamak gereklidir.

2. Hz. Muhammed (s.a.v.) ve yol arkadaşları için, Mekkeli müşriklerin İslamiyet’i kabul edenlere karşı kışkırtmalarına sabırlı olmak zordu; ancak sağlam ve samimi inançlarıyla her şeye katlanabildiler. Davet yapılırken, kişileri manevi olarak güçlü kılmalı ve cehaletten ışığa çıkaracak şekilde bir yaklaşım sergilenmelidir.

3. Taiflilerin İslam davetini geri çevirmeleri Hz. Muhammed (s.a.v.) için oldukça can sıkıcıydı ancak yine de Allah Rasulü (s.a.v.) vazgeçmedi, davetini hac mevsimi sırasında da diğer topluluklar için sürdürdü. Buradan açıkça anlaşılıyor ki, davet sınırlandırılmamalı, insanların olduğu her yerde sürdürülmeli. Ve davete karşı olumlu yanıtlar alınmadığında vazgeçilmemeli; çünkü kalpleri ısındıran Allah’tır.

4. Hz. Muhammed (s.a.v.) için Müslümanları Bedir Savaşı’na hazırlamak oldukça zordu. Bu süreçte Müslümanlar sayıca çok azdı ve bu Mekkeli müşriklerle savaşmak için güç bir durumdu. Ancak Müslümanların Allah’a ve Rasulü (s.a.v.)’e olan inançları o kadar güçlü ve samimiydi ki her şeyi yapmaya hazırdılar. Bu güçlü inançları sayesinde, Allah-u Teala Müslümanları galip kıldı. Müslümanların sadakati ve Hz. Peygamber (s.a.v.)’in rehberliği onlara galibiyeti nasip etti. Davette samimiyet şarttır; böylelikle kalpler Allah’ın yardımı ile dolar.

Davetçinin Özellikleri

İlim: Tebliği yapılacak malumatlara, anlatmadan önce iyice hakim olunmalı. İnsanları davet ederken asla bilgi eksikliğinden duyulan bir özgüvensizlik yaşamamalı.

Allah-u Teala Yusuf Suresi 108. ayetinde şöyle buyuruyor: ”De ki: İşte benim yolum budur. Ben bilgiye dayanarak ve hakikati gören bir gözle Allah’a çağırıyorum.”

Yine Hz. Muhammed (s.a.v.) bildirildiği bir hadisinde şöyle söylemiştir: ”Ne zaman ki ilimli kimseler olmaz, işte o zaman cahil adamlar lider olarak başa geçerler ve yoldan saparlar.”

Sabır: Davetçi görevini sabırlı ve tatlı dille yapmalıdır.

Allah-u Teala’nın Kuran’ı Kerim’de buyurduğu gibi: ”Sabredip ayetlerimize kesin olarak inandıkları zaman, içlerinden emrimizle doğru yola ileten önderler çıkardık.”  [Secde suresi 24. ayet]

Sorumluluk Duygusu: Her Müslüman Allah’ın mesajlarını insanlara ulaştırmakla yükümlüdür, bu aynı zamanda davetçi için büyük bir sorumluluk demektir.

Allah-u Teala Kur’an-ı Kerim’ de buyuruyor ki: “Biz, onlara vadettiğimizin (azabın) bir kısmını sana göstersek de veya (ondan önce) seni öldürürsek de sana ancak (Allah’ın emirlerini) tebliğ etmek düşer. Hesap yalnız bize aittir.)” (Rad Suresi-40. ayet)

Sağduyu: Bir davetçi pozitif bir tutum sergilemeye dikkat etmelidir. Durumu iyi kavramalı ve güven vermelidir.

Allah-u Teala şöyle buyuruyor: ‘Rabbinin yoluna hikmetle ve güzel öğütle çağır.’ (Nahl Suresi, 125. ayet)

Hoşgörülü ve Nazik Olmak: İnsanları davet ederken kaba ve sert olmak yerine hoşgörülü ve nazik olmak onların ilgisini çekmek ve güvenlerini kazanmak için çok önemlidir. Bu yüzden bir davetçi konuşurken daima nazik olmalıdır.

Allah-u Teala şöyle buyuruyor: ‘Allah’tan bir rahmet dolayısıyla, onlara yumuşak davrandın.’ (Ali İmran Suresi, 159. ayet)

Ahlak: Davetçi, ahlakıyla bize en güzel örnek olan Hz. Peygamber (s.a.v.)’i örnek almalıdır.

Allah-u Teala şöyle buyuruyor: ‘Ve muhakkak ki sen, mutlaka çok büyük bir ahlâk üzeresin.’ (Kalem suresi, 4. ayet)

Hz. Peygamber bu ayete şu sözleriyle dikkat çekmiştir: ‘Sizin en iyiniz ahlakı en güzel olanınızdır.’ (Buhari, Müslim)

Vahyin ilk üç yılında davet gizliden yapılmıştır, destekleyenlerin sayısı artana kadar davet gizliden devam eder; çünkü davetçiye zarar geldiğinde arkasından diğerleri devam edebilmeli, Allah’ın mesajlarını insanlara ulaştırmalıdır.

Hz. Muhammed (s.a.v.)’in Habeşistan’a hicretinde sağduyulu tarafını görebiliriz. Davetçi yoldaşları için tehlike arz eden bir durum hissederse onların güvenliğini sağlamak için güvenli bir yer temin eder. [Hz. Muhammed (s.a.v.)’in hayatı, Dr. Mustafa as-sibaa’e]

Günümüzde İslamiyet Kuran-ı Kerim’de bildirilen ayetlere göre değil, Müslümanlara göre yargılanıyor. Bu da yanlış anlaşılan İslami düşünceyi değiştirmek için davetçiye düşen zorlu bir görevdir. ‘İslamiyet’de cihad adı altında adam öldürülür. Müslümanlar gericidir.’ gibi birçok yanlış anlama vardır. Müslüman kadının tesettürü, çok evlilik gibi konulara açıklık getirilmelidir.  Bu gibi problemler bir davetçiye sorulan genel sorulardır. Zamanında birçok Yahudi ve diğer topluluklardan insanlar Hz. Muhammed (s.a.v.)’e çeşitli konularda çokça soru sormuşlardır. Bugün bile insanlar hala İslam’ın aslında nasıl bir din olduğundan habersiz.

Davetçi insanları davet ederken uygun bir şekilde yaklaşmalıdır, konuşmasında açık ve net olmalıdır. Bir kişiyle konuşurken, önce sakince ve sabırla dinlemeli ve açıklama yapmadan önce durumu iyice kavramalıdır. Davetçi her zaman Hz. Muhammed (s.a.v.)’i ve onun davet metotlarını kendisine kılavuz edinmelidir.

Bütün uyuyanları uyandırmaya bir tek uyanık yeter. Malcolm X

‘De ki: Doğu da Allah’ındır, batı da. O dilediğini doğru yola yöneltir.’ Bakara Suresi, 142. Ayet

Yazar: Anjum Fatima

Bu yazı muslimmatters.org sitesinden alınarak Genç Müslümanlar ekibi tarafından Türkçe’ye tercüme edilmiştir.

Yorumlar

yorumlar

1 YORUM

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu yazın.
Please enter your name here