BelgeselHidayet ÖyküleriMultimedya

Abdulhasib Lopez’in Hidayet Öyküsü

Kuran’la Hidayet Buldum serisinin bu haftaki 20. bölümünde, Abdulhasib Lopez’in etkileyici hidayet öyküsü ve cezaevinde geçen sabır dolu yılları yer alıyor.

Belgesel hakkında: Fahd al Kandari’nin 2014 yılında başlayıp seri olarak sunumunu yaptığı Kuran’la Hidayet Buldum serisi tanınmış birçok kişinin hidayet öykülerini konu ediniyor. Seride daha önce gayrimüslim olan insanlar, Kuran ile nasıl tanıştıklarını ve bu tanışma sonrasında İslam’ı nasıl seçtiklerini bizlere anlatıyor.

Abdulhasib’in Kuran ile hidayet buluşundan bir kesit:

Hücre arkadaşım tanıştığı imama: “Bu kardeş Müslüman olmak istiyor” diyerek haber verdi. Ve hatırlıyorum da ben o vakit tam da şehadetin nasıl getirileceğini okuyordum. Şehadet getirdiğimde sözlerinin ne anlama geldiğini anlamadığım halde onun hayatımdaki en büyük şey olduğunun farkına vardım. Subhanallah o duygular hissettiğim en güzel duygulardı… Ve elhamdülillah hapisten bir Müslüman olarak çıktım. Niyetlendiğim ilk şey Müslüman bir hanımla evlenmekti. Zira İslam’ımı tek başına yaşayarak sürdürmeyi asla düşünemiyordum, Müslüman bir hanım bulmam lazımdı. Beni tanıyan Müslüman bir kadın bana uygun bir hanımı tanıdığını söyledi. Ve o vakit evlilikteki beklentilerimin bir çoğunu bir kağıda yazmıştım. Tam 11 maddeydi.

Ve kendi kendime demiştim ki: “Yeryüzünde bu beklediğim özelliklerin hepsini barındıracak bir kadın bulmam imkânsız!” Sonra onunla buluştuk ve konuştuk. Ona bu buluşmadaki amacımın evlenilecek bir eş aramak olduğunu ve bu kişinin o olabileceğini söyledim. Bu bendim ve geçmişim bu şekildeydi.  Bu, ulaşmayı istediğim şey! O ise olmayı istediğim yerdi. Ve balayından 12 gün sonra polis beni tutukladı. Sonraki gün polis kontrolü altında serbest bırakıldım. Ve tutuklama nedenini öğrendiğimde işin içinde ne olduğuna bir türlü anlam veremedim. Ben yapmamıştım! Bu olayda bir parmağım yoktu ve gerçekten de suçsuzdum. Üç kere zan altında bırakıldım. Önce suçsuzsun dediler sonra suçlu olduğumu ve tekrardan suçlu olduğumu söylediler. Neden ve nasıl tutuklandığım konusunda hiçbir fikrim yoktu!  O gün çok duygusal bir gündü…

Bilirsiniz hapisteki her şey insanı derinden yaralar ve onda bir ruh çöküntüsü oluşturur. Sağlık testi için hastaneye gönderildiğimiz sıradayken iki sıra şeklindeydik! Ben bu sıradaydım, öbür sıranın önündeki bir adam arkadan bana dönüp baktı ve gülümsedi. Ben de ona baktım ancak onu daha önce görmemiştim. İlerlememiz sırasında omzumdan tutu ve bana “Korkma kardeşim! Bu Allah tarafından bir imtihandır!” dedi. Başımı çevirdim… O pek de Müslüman biri gibi görünmüyordu. Odaya girdik ve oturduk. O da benim yanıma oturdu. İsmi Muntasır’dı. Sakinleşip olayları kabullenmem 101 günümü almıştı.

Namaz kılıyordum ama sadece kılmam gerektiği için kılıyordum. Namazlarımı kalpten hissederek kılmıyordum. Kuran’a bakıyordum ve onu okumak istiyordum ama önce namazımı kılmam gerektiğini de biliyordum. Ve Kuran’a sıkıca bağlandım. Elimde sadece Kuran’ın İngilizce meali vardı. Arapçasına izin vermiyorlardı. Onu açtım ve okumaya başladım. Ve oradaki bir ayet dikkatimi çekti. Mana olarak ayet; “Endişelenme! Başına ne gelirse gelsin ya da ne gelecekse bu ancak O’nun izni ve ilmi dâhilindedir. Bu bir imtihandır!” şeklindeydi.

 

3 Yorum

  1. bunları okuyorum yarım saatligine huzurluyum.sonra yine mutsuz ,aciz ,umutsuz eski ben e dönüyorum.

    1. Yolun başında olabilirsin ama önemli olan o yoldasın yoksa burada olmazdın..ilk sır: kendini tanı ve nefsini araştır …

Bir Cevap Yazın

Başa dön tuşu