Kuran - TefsirVideo

Bakara Suresi Tefsiri 14. Bölüm – Nouman Ali Khan

Nouman Ali Khan’ın 2016 Ramazan ayında 30 gün boyunca yapmış olduğu Bakara Suresi tefsir serisi.
14. Ders

Bakara Suresi Tefsiri 14. Dersten bir bölüm:

Şimdi. Allah diyor ki bu ağaca yaklaşmayın. “هٰذِهِ الشَّجَرَةَ” ve ” تِلْكَ الشَّجَرَةَ” arasında fark vardır. “هٰذِهِ الشَّجَرَةَ” dediğiniz zaman bu ağaç dersiniz. ” تِلْكَ الشَّجَرَةَ” dediğiniz zaman ise o ağaç dersiniz. Yani Allah ne yapıyor burada? Atalarımıza cennetin uçsuz bucaksız arazisini gösterirken haram kılınan ağacın hemen yanında buna dikkat çekiyor. Buna yaklaşmayın, Bu evren genişliğindeki cennetin geri kalanı size açık. Hiç ağaç eksikliği var mı? Hayır. Buyrun o zaman. Sadece bu ağaca yaklaşmayacağınızdan emin olun. Başka bir deyişle onlara çok uzaktaki bir tepenin üstünde bulunan bir şeyi gösterip oraya gitmeyin demiyor. Hemen burada. Bu neden önemli?

Çünkü şimdi siz neyin haram olduğunu açıkça biliyorsunuz. O işaret ederken ortada hiçbir belirsizlik yok. “Sağdakini mi yoksa soldakini mi gösterdi? Emin olamıyorum. Hadi emin olmak için ikisini de deneyelim.” yok. Hayır hayır. Onlar malum ağacın tam yanındalar. Bu yüzden “هَذِهِْ ” diyor. ” وَلَا تَقْرَبَا هٰذِهِ الشَّجَرَةَ” İkiniz de bu ağaca yaklaşmayın. Ayrıca dikkat edin. Bu ağaçtan yemeyin- demiyor. Diyor ki ona yaklaşmayın. Söylediği şey bu değil.

Buradaki mesele şudur, bu ağaca doğru bir adım atmanız haram değil, iki adım atmanız haram değil. Sorun bu yolda yeteri kadar adım atmanızdır, bütün bunlar masum adımlardır. Çünkü her adımda dönüp ben o ağaçtan yemedim ki, sadece bir adım attım ne diyorsunuz siz? Nasıl yani? Bir adımcık mı haram oluyor? Evet, ne biliyor musun? Burada mesele haram veya helal değil. Bu bir tavsiye. Çünkü bu şeye yaklaştığınız zaman onun bir çekiciliği var ve sizi içine çekecektir.

Bu yüzden şu şekilde ünlü Arapça bir söz vardır. “Yasaklanan her şey çekicidir.” Yapmaman gereken şey aslında yapmayı çok istediğiniz bir şeydir.  İzinsiz girmeyin yazar, bazı ergenler de gerçekten de buradan geçmek istiyorum. Neyle karşılaşacağımı bilmiyorum ama diğer taraftan gitmeliyim. Kimisine hız sınırı 60 denir, 70 olsun hadi, 70 der. Her zaman için, eğer bir şey yasaklandıysa insanoğlunun onu aşma meyili vardır. Hadi? Birazcık? Yani ona yaklaşma demekle Allah bu meyli kabul ediyor. Onu gördüğünüz zaman size cazip gelecek, merak edeceksiniz. Bu sizin sonunuz olacak. Yani bu da ikinci kusur. İlki İblis’in kibriydi, takdir edilme arzusu. İkincisi ise cazibe. Bir şey sizi kendine çekiyor ve o yasaklı şeye doğru gittiğinizde sizi içine çektiğinin farkına varamıyorsunuz. “O ağaca yaklaşmayın yoksa zalimlerden olursunuz.” Çünkü ona yaklaşırsanız, ikiniz de zalim olursunuz.

Şimdi bu farklı bir üslup, çünkü “الظَّالِم۪ينَ” zalimlerden. Zalimler. Zalimler yok ki? Cennette kaç kişi var ki? İki. O zaman Allah neden zalimlerden olursunuz diyor? Burada bir şey îma ediliyor. Adem aleyhisselam’ın gelecekte çocukları olacak ve onların doğruyu ya da yanlışı seçme şansları olacak. Ebeveynler olarak sizin onlardan üstün bir yanınız yok, ikisinden biri olacaksınız. Bu grupta olmanızı isemiyorum. Çünkü sizler halifesiniz. Onlar halife olarak seçildiler yani bu nesilleri olacağı anlamına geliyor. Ve yine insanoğlundan da zalim ya da muktesid (orta yolu tutan) yani günahkar olanlar yahut olmayanlar olacaktır. “فَتَكُونَا مِنَ الظَّالِم۪ينَ” buraya da dair diğer bir fikir de “Zaten bana itaatsizlik eden biri var.” Kim bu? İblis ve ve yolundan gidenler. Cinlerden şeytanlara dahil olup başkaldıran bir grup var. Bana itaatsizlik ederek onların yolundan gitmenizi istemiyorum. “فَتَكُونَا مِنَ الظَّالِم۪ينَ” Fakat bu ayetin üslubunda çok büyük bir güzellik var.

Çünkü hata yapanlari günahkarlar da diyebilirsiniz. Ama Allah azze ve celle özellikle “الظَّالِم۪ينَ” ‘i kullanıyor. “ظلم ” Arapça’da bir şeyi ait olduğu yere koymamak anlamına gelir. Çoğunlukla “ظلمت – ظلمْ ” dediğiniz zaman “ظَلَمْتُ نَفْس۪ي” demiş olursunuz. Tıpkı dualarımızda “Ben nefsime zulmettim.” “Rabbimiz biz kendimize zulmettik.” dediğimiz gibi. Yani kendinizi kınıyorsunuz değil mi? Asıl anlamıyla, ben kendimi yanlış yere koydum, ait olmadığım yere koydum. Bu ağaca yaklaşmayın yoksa kendinizi ait olmadığınız, yanlış bir yere sokarsınız. Günah işlemenizin yanında kendinizi yanlış konumlandıracaksınız.

Gidin ve istediğiniz her şeyi tadın. Ve bu kapsamlı, ucu bucağı olmayan cennete rağmen, demek istediğim cennetin bir ucundan diğer ucuna yürümeye kalksalardı buna hâlâ devam ediyor ve pek fazla bir ilerleme kaydetmemiş olurlardı. İşte cennet bu kadar büyük. Eğer meyveleri yemeye başlasalardı ve durmadan yeselerdi, o ağaçlardan birini bile, hâlâ yiyor olurlardı, bütün bunlar da olmazdı.

PDF İNDİR

Etiketler

Bir Cevap Yazın

Başa dön tuşu
Kapalı