“Kullarım sana, beni sorduğunda (söyle onlara): Ben onlara çok yakınım. Bana dua ettiği vakit dua edenin duasına karşılık veririm. O halde kullarım da benim davetime uysunlar ve bana inansınlar, umulur ki doğru yolu bulurlar.”[1]

“Kendi kendine, yalvararak ve ürpererek, yüksek olmayan bir sesle sabah akşam Rabbini an. Gafillerden olma. Kuşkusuz Rabbinin katındakiler (melek) O’na kulluk etmekten kibirlenmezler, O’nu tesbih eder ve yalnız O’na secde ederler.”[2]

“Rabbiniz şöyle buyurdu: Bana dua edin, duanızı kabul edeyim. Çünkü bana ibadeti bırakıp büyüklük taslayanlar aşağılanarak cehenneme gireceklerdir.”[3]

a-   Dua Etmenin Değer ve Kıymeti:

*  Rasulullah (s) şöyle buyurdu:

“Mü’min bir kul Allah’a dua ettiği zaman, Allah Cebrail’e şöyle der:

–     Onun duasını hemen kabul etme. Çünkü ben onun sesini işitmekten hoşlanıyorum. Facir bir kimse Allah’a dua edince de:

–     Onun ihtiyacını hemen gör! Çünkü ben onun sesini duymak istemiyorum! Der.”[4]

*  Rasulullah (s.a.v) şöyle buyurdu:

“Gafiller arasında Allah’ı anan kimse, savaştan kaçanların arasında tek başına sebat eden kimse gibidir. Gafiller arasında Allah’ı anan kimse, çorak bir arazide tek başına duran yeşil bir ağaç gibidir. Gafiller arasında Allah’ı anan kimse, karanlık evdeki lamba gibidir. Gafiller arasında Allah’ı anan kimseye Allah cennetteki yerini o kişi ölmeden gösterir. Ve onu yarattıkları sayısınca bağışlar.”[5]

* Ebu Hureyre (r) ‘den Rasulullah (s) şöyle buyurmuştur:

“Allah’a duadan daha üstün bir şey yoktur.”[6]

* Enes b. Malik (r)’den Rasulullah (s) şöyle buyurmuştur:

“Dua ibadetin iliği, beyni ve özüdür.”[7]

* Ebu Hureyre (r)’ den Resûlullah (s)şöyle buyurmuştur:

“Kim Allah’a dua etmez ise Allah o kimseye gazap eder.” [8]

* Hz. Aişe (r)’den Rasulullah (s) şöyle buyurmuştur:

“Allah ısrarla dua edenleri sever.”[9]

* Ebu Hureyre (r)’den Rasulullah(s) şöyle dua ederdi:

“Allah’ım! (şu) dört şeyden sana sığınırım: (Sahibine meşru) menfaat sağlamayan ilimden, (Allah’tan) korkmayan-itaat etmeyen kalpten, doymayan (ihtiraslı) nefisten ve işitilmeyen (yani kabul olmayan) duadan.”[10]

* Hz. Aişe (r)’den Rasulullah (s) şöyle buyurmuştur:

“Ayakkabınızın bağına varıncaya kadar her şeyi Allah’tan isteyiniz. Çünkü Allah bir şeyi kolaylaştırmazsa o şey elde edilemez.”[11]

* Hz. Aişe (r)’den Rasulullah (s) şöyle buyurmuştur:

“En faziletli dua, kişinin kendisi için yaptığı duadır.”[12]

* İbn Ömer (r)’ den Rasulullah (s) şöyle buyurmuştur:

“Şüphesiz dua, başa gelmiş ve gelecek olan konularda etkilidir. Onun için ey Allah’ın kulları, duaya sımsıkı sarılın.”[13]

* Rasulullah (s) şöyle buyurmuştur:

“Dua etmekten acizliğe düşmeyiniz. Çünkü hiç kimse dua ettiği halde helak olmaz.”[14]

*Rasulullah (s) şöyle buyurmuştur:

“Şüphesiz Allah Rahimdir, Kerimdir. Kulunun kendisine (dua ederken) ellerini kaldırdıktan sonra onlara herhangi bir hayır bırakmamaktan hayâ eder.”[15]

b-   Dua Etmenin Adabı:

* Sa’d (r)’ den Rasulullah (s) şöyle buyurmuştur:

“Dua ederken diz üstü oturun, sonra ‘Ey Rabbim, ey Rabbim!’ deyin.”[16]

* Ebu Hureyre (r)’ den Rasulullah (s) şöyle buyurmuştur:

“Allah’a duanızın kabul edileceğine kesinlikle inanmış olarak dua edin. Şunu da bilin ki, Allah kendisinden gafil ve başka işlerle meşgul bir kalbin duasını kabul etmez.”[17]

* Hz. Aişe (r)’ den Rasulullah (s) şöyle buyurmuştur:

“Biriniz Allah’tan dilekte bulunduğunda bolca istesin. Çünkü Rabbinden istemektedir.”[18]

* Ebu Hureyre (r)’ den Rasulullah (s) şöyle buyurmuştur:

“Duaların sonunda söylenen ‘Âmin’, mü’min kullarının dili üzerinde âlemlerin Rabbinin mührüdür.”[19]

* Enes (r)’ den Rasulullah (s) şöyle buyurmuştur:

“Biriniz dua ettiğinde, isteğinde kararlı olsun. “Allah’ım, dilersen bana ver” demesin. Şüphesiz Allah’ı zorlayan hiç kimse yoktur.”[20]

* İbn Abbas (r)’ den Rasulullah (s) şöyle buyurmuştur:

“Dua ettiğinde elinin içiyle Allah’a dua et, tersiyle değil. Duayı bitirdiğinde de, iki elini yüzüne sür.” [21]

* Enes (r)’ den Rasulullah (s) şöyle buyurmuştur:

“Gizli yapılan bir dua, açıktan yapılan yetmiş duaya denktir.”[22]

* Ebu Hureyre (r)’ den Rasulullah (s) şöyle buyurmuştur:

“Biriniz Rabbinden bir şey istediğinde duasının kabul edildiğini hissederse, ‘İhsanıyla güzel nimetleri tamamlayan Allah’a hamdolsun’ desin. Duasının kabulü geciken de, ‘Her hâl için Allah’a hamdolsun’ desin.”[23]

* Hz. Aişe (r.a) anlatıyor:

“Rasulullah (s.a.v) özlü duaları tercih eder, diğerlerini bırakırdı.”[24]

c-   Dua İçin Özel Vakitler:

* Rasulullah (s) şöyle buyurmuştur:

“Gecenin son üçte biri geldiği zaman Rabbimiz dünya semasına iner ve şöyle buyurur:

–     Yok, mu dua eden? Duasını kabul edeyim. Yok, mu benden isteyen? İsteğini vereyim. Yok, mu bağışlanma isteyen? Onu bağışlayayım.”[25]

* Rasulullah (s.a.v) şöyle buyurdu:

“Kalbinizin yumuşadığı (rikkat) anlarını ganimet bilin. Bu vakitleri dua için iyi değerlendirin.”[26]

* Rasulullah (s.a.v) şöyle buyurmuştur:

“Kulun Rabbine en çok yakın olduğu hal, secde halidir. Öyleyse secdede duayı çoğaltın.”[27]

* Hz. Aişe (r.a) şöyle demiştir:

“Rasulullah (s.a.v) tüm zamanlarında ve her yerde Allah’ı hatırlar ve onu gündeminden hiç eksik etmezdi.”[28]

* Enes (r)’ den Rasulullah (s) şöyle buyurmuştur:

“Ezanla kamet arasındaki dua kabul edilir. O haldeyken dua ediniz.”[29]

d- Beddua:

*  Cabir (r)’ den Rasulullah (s) şöyle buyurmuştur:

“Kendinize beddua etmeyiniz; çocuklarınıza beddua etmeyiniz; mallarınıza da beddua etmeyiniz. Dileklerin kabul edildiği zamana denk gelir de Allah bedduanızı kabul ediverir.”[30]

* Hz. Aişe (r)’den Rasulullah (s) şöyle buyurmuştur:

“Her kim kendisine zulmedene beddua ederse mutlaka yardım görür.”[31]

* Hz. Aişe (r)’den rivayet edildiğine göre; Bir gün; Hz. Âişe’nin bir şeyi çalınmış da, çalan kimseye beddua etmeye başlamış. Bunun üzeri­ne Rasulullah (s.a.v):”Böyle hırsıza beddua ederek onun günahını hafifletme.” buyurmuş.[32] [1] Bakara, 186.
[2] A’raf, 205-206.
[3] Mü’min, 60.
[4] Kenzu’l-Ummal, Kitabu’d-Daavât, 3264.
[5] Ebu Nuaym, Hılyetu’l-Evliya, 6/181.
[6] İbn Mace, Dua, 27.
[7] Tirmizi
[8] İbn Mace, 3827; Tirmizi, 3373; Beyhaki, 23.
[9] Suyuti, Camiu’s- Sağir 2, 292, (1876).
[10] İbn Mace, 3837; Nesai, 5536; Ebu Davud, 1548.
[11] Suyuti, Camiu’s- Sağir, 4, 110, (4708); İbn-i Hacer el-Askalani, Metalibu Aliye, Dua ve Zikir, 3353.
[12] Suyuti, Camiu’s- Sağir 2, 32,  (1250).
[13] Hz. Peygamber’in İzinde 1, 197.
[14] İbn Hibban, II, 116; Hâkim, I, 494.
[15] Hâkim, I, 498.
[16] Hz. Peygamberin İzinde 1, 179.
[17] Hz. Peygamber’in İzinde 1, 178.
[18] Hz. Peygamber’in İzinde 1, 180.
[19] Hz. Peygamber’in İzinde 1, 182.
[20] Hz. Peygamber’in İzinde 1, 184.
[21] Hz. Peygamber’in İzinde 1, 187.
[22] Hz. Peygamber’in İzinde 1, 191.
[23] Hz. Peygamber’in İzinde 1, 203.
[24] Ebu Davud, Salât 358, (1482).
[25] Buhari, Daavât, 14; Müslim, Salatu’l-Müsafirin, 168.
[26] Kenzu’l-Ummal, Kitabu’d-Daavât, 3370.
[27] Müslim, Salât, 215; Nesai, Tatbik, 78.
[28] Müslim, Hayız, 27; Ebu Davud, Tahara, 17; Buhari, Hayız 7, Ezan 19; Tirmizi, Tahara 11.
[29] Hz. Peygamber’in İzinde 1, 196.
[30] Müslim, Zühd, 74.
[31] Tirmizi 3552.
[32] Ebu Davud, Edep 46, (4909); Ebu Davud, Vitir 23; Müsned. VI, 45, 136, 215.

Yorumlar

yorumlar

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu yazın.
Please enter your name here