Arapça Öğrenimiİlim

Hz. Ömer Dizisi Arapça Türkçe Replikler – 10

Hz. Ömer Dizisi 4. Bölüm


Utbe Bin Rebia:
وَيْلي مِنْكَ يا أبا حذيفة. ويْلُكَ، ووَيْلُ أُمِّكَ، ووَيْلُ أبيك
Yazıklar olsun sana Ebu Huzeyfe. Sana annene babana yazıklar olsun.

هذا ما ظَنَنْتُ أنّي أموتُ ولا أراه
Bunu görmektense ölmeyi diliyordum.

ماذا أقولُ لِلنّاسِ إذا عَلِموا به؟
İnsanlar bunu öğrenirse ne derim?

Ebu Huzeyfe:
أيُّ ناسٍ يا أبتِ؟
Hangi insanlar baba?

أَ أَخْشَى النَّاسَ واللهُ أحَقُّ أنْ أخْشاه؟
Allah’tan korkmam gerekirken insanlardan mı korkacağım?

Utbe Bin Rebia:
أَ رَبُّكَ يأْمُرُكَ أنْ تَعَقُّ أباك ؟
Rabbin babana karşı gelmeni mi emrediyor?

Ebu Huzeyfe:
بَلْ يَأْمُرُني بِبِرِّهِ ما عِشْتُ أَبَدًا
Hayır yaşadığım sürece ona iyi davranmamı emrediyor.

وَقَرَنَ ذَلِكَ بِتَوْحِيدِهِ وهُوَ أَصْلُ الإسْلام
Bunu İslam’ın kökeni olan tevhidle bir tutmuştur.

فقال: وَقَضٰى رَبُّكَ
Şöyle buyuruyor: “Rabbin sadece…”

اُتْلُ الآيَةَ يا سالِمْ فأنْتَ أحْفَظُ مِنِّي بالْقُرآن
Ayeti sen oku Salim. Kuran’ı benden daha iyi ezbere biliyorsun.

Salim:
وَقَضٰى رَبُّكَ اَلَّا تَعْبُدُٓوا اِلَّٓا اِيَّاهُ وَبِالْوَالِدَيْنِ اِحْسَاناًۜ اِمَّا يَبْلُغَنَّ عِنْدَكَ الْكِبَرَ اَحَدُهُمَٓا اَوْ كِلَاهُمَا فَلَا تَقُلْ لَهُمَٓا اُفٍّ وَلَا تَنْهَرْهُمَا وَقُلْ لَهُمَا قَوْلاً كَر۪يماً
Rabbin, sadece kendisine kulluk etmenizi, ana-babanıza da iyi davranmanızı kesin bir şekilde emretti. Onlardan biri veya her ikisi senin yanında yaşlanırsa, kendilerine «of!» bile deme; onları azarlama; ikisine de güzel söz söyle.

وَاخْفِضْ لَهُمَا جَنَاحَ الذُّلِّ مِنَ الرَّحْمَةِ وَقُلْ رَبِّ ارْحَمْهُمَا كَمَا رَبَّيَان۪ي صَغ۪يراًۜ
Onları esirgeyerek alçakgönüllülükle üzerlerine kanat ger ve: «Rabbim! Küçüklüğümde onlar beni nasıl yetiştirmişlerse, şimdi de sen onlara (öyle) rahmet et!» diyerek dua et.

Ebu Huzeyfe:
وإنَّ أَحَدَنا لمأمورٌ بِبِرِّ أَبَوَيْهِ حَتّى ولَوْ أَقَامَا عَلى الشِرْكِ
Herkes müşrik olsa bile anne babasına iyi davranmakla mükelleftir.

وجاهَدا وَلَدَيْهِما عَلَيه لَكِنْ لا يُطِيعُهُما في الْشِرْكِ، و يَحْفَظُ حُقوقَهُما
Şirk konusunda onları itaat etmeyip mücadele etmeli ama hukukunu korumalı.

Salim:
وَاِنْ جَاهَدَاكَ عَلٰٓى اَنْ تُشْرِكَ ب۪ي مَا لَيْسَ لَكَ بِه۪ عِلْمٌ فَلَا تُطِعْهُمَا وَصَاحِبْهُمَا فِي الدُّنْيَا مَعْرُوفاًۘ
Eğer onlar seni, hakkında bilgin olmayan bir şeyi bana ortak koşmaya zorlarsa, onlara itaat etme. Onlarla dünyada iyi geçin.

Utbe bin Rabia:
قَدْ تَقَدَّمَ عَلَيْكَ هَذا الَّذي كانَ عَبْدَكَ في حِفْظِ قُرءانِكُم وَالْعِلْمِ بِدينِكُم
Eskiden kölen olan biri Kuran ezberi din konusunda seni geçmiş bakıyorum.

أَ لِهَذا رأيْتُهُ يَقُودُكَ في صَلاتِكم؟
Bu yüzden mi namazda imamlık yapıyordu?

Ebu Huzeyfe:
نَعَمْ يا أَبَتِ، وَإنَّها وَهْبَةٌ وهِبَهُ اللهُ إيَّها
Evet babacığım, bu ona Allah’ın bir lütfudur.

فلا يَسْمَعُ الْآيَةَ مِنْ رَسُولِ اللهِ حَتَّى يَحْفَظَها
Resulullah’tan bir ayeti işitmeyegörsün anında ezberleyebiliyor.

فهُوَ يُعِينُنا في الْحِفْظِ وَيَؤُمُّني في الصَلاةِ ولا ضَيْر
Ezberleme konusunda bana yardımcı oluyor. Namazda arkasında durmamın bir sakıncası yok.

Utbe bin Rabia:
قَدْ فَسَدَتْ الْأرضُ ومَنْ عَلَيْها
Dünya ve üzerindeki insanlar bozuldu.

بَلْ أَفْسَدَها مُحَمَّدٌ
Hayır, Muhammed bozuyor onları.

يَرْفَعُ الْوَضِيعَ ويَحُطُّ الرَفيعَ
Alçağı yükseltiyor, yüksekte olanı alçaltıyor.

Ebu Huzeyfe:
بَلْ يَرْفَعُ الجَميعَ عَلَى صَعِيدٍ واحِد
Aksine herkesi aynı seviyeye yükseltiyor.

لا يَتَفَاضَلُونَ إلاّ بِالتَقْوى
Üstünlük ancak takva iledir.

والتَقْوى هَهُنا، لا يَعْلَمُها، ولا يَزِنُها إلاّ الله
Takva ise buradadır. Onu da ancak Allah bilir ve tartar.

Utbe bin Rabia:
إِنْ كانَ كَما تَقُولْ يَأْمُرُ بِبِرِّ الأبَوَين، أَ هَذا بِرُّكَ بِأبِيك؟
Eğer dediğin gibi anne babaya iyi davranmayı emrediyorsa bu mu senin babana iyiliğin?

تَعْصِي أَمْري وتَصْبَأُ
Bana karşı gelip dininden dönmek mi?

Ebu Huzeyfe:
بَلْ البِرُّ ما أَدْعُوكَ إِلَيه
Benim iyiliğim seni davet ettiğim şeydir.

Utbe bin Rabia:
واللهِ لا أَفَعَلُ، ولا تَقولُ قُرَيشٌ: صَبَأَ عُتْبَةُ وَفارَقَ قَوْمَه
Vallahi yapmam. Kureyş’e “Utbe yoldan çıktı ve kavminden ayrıldı” dedirtmem.

والآنَ قَدْ أَطَلْتَ جِدالي، وأنا أَحْلِفُ عَلَيْكَ إلَّا عُدْتَ إلى دينِ أَبيك وَقَوْمِك
Bu tartışma çok uzadı. Sana yemin ediyorum babanın ve kavminin dinine dönmezsen seni reddederim!

Ebu Huzeyfe:
تَحْلِفُ عَلَي؟ بِما يا أبتِ؟
Yemin mi ediyorsun? Neye peki baba?

بِالْلاتِ وَالْعُزَّى؟ بِأصْنامٍ تَصْنَعُونَها؟
Lat ve Uzza’ya mı? Elinizle yaptığınız putlara mı?

فإذا تَمَّ لَكُمْ صُنْعُها سَجَدْتُمْ لَها
Önce yapıyor sonra onlara secde ediyorsunuz.

فأَصْبَحَ المَصْنوعُ عِنْدَكُمْ صانِعًا، والمُختَلَقُ بِأيْديكُمْ خالِقًا
Sizde yapılan yapan oldu, elinizle yaptığınız da yaradan.

أَ هَذا خَيْرٌ أَمْ اللهُ الْوَاحِدُ القَهَّار
Bu bu doğru yoksa tek ve Kahhar olan Allah mı?

الّذي خَلَقَ النَاسَ وَأَمَرَهُمْ أَنْ يَعْبُدُوهُ ويَتَخَلّقُوا بِمِثالِه
İnsanları yaratıp kendisine ibadet etmelerini emreden Allah’tır.

اِرْحَمُوا كَما تُحِبُّونَ أَنْ يَرْحَمَكُم الله
Allah’ın size merhamet etmesini istediğiniz gibi siz de merhamet edin.

اِعْدِلُوا كَما يَعْدِلُ اللهُ فيكُم
Allah’ın size adil davrandığı gibi siz de adil davranın.

أَحْسِنُوا كما يُحْسِنُ اللهُ إِلَيْكُم
Allah’ın size ihsan ettiği gibi siz de iyilik edin.

أَعْطُوا كَما تَحِبُّونَ أَنْ يُعْطِيَكُم الله
Allah’ın size vermesini istediğiniz gibi siz de verin.

تَفَضَّلُوا كَما تَفَضَّلَ اللهُ عَلَيْكُم
Allah’ın lutfettiği gibi siz de lutfedin.

كونوا أُمَّةً واحِدَةً كَما اللهُ رَبٌّ واحِد
Allah’ın bir Rab olduğu gibi siz de bir ümmet olun.

أ هَذا خَيْرٌ أَمْ أَرْبابٌ مُتَفَرِّقَةٌ عَلى مِثالِ فِرْقَتِكُم
Bu mu hayır yoksa sizin gibi gruplara ayrılan rableriniz mi?

وأَوْثانٌ صَنَعْتُموها عَلى مِثالِ صُوَرِكُم وأَغْراضِكُم
Ya da resimlerinizin ve eşyalarınızın örneğine göre kendi ellerinizle şekil verdiğiniz putlarınız mı?

فَمُنْذُ مَتى اِنْقَلَبَتْ المَوازينُ فَصارَ الرَجُلُ يَصْنَعُ ربَّه
Ne zamandan beri dengeler tersine döndü ve insan Rabbine şekil vermeye başladı?

Bir Cevap Yazın

Başa dön tuşu