Namaz Kılmak İstemiyorken Namaz Kılabilmek: Motivasyon Eksikliğinin Üstesinden Nasıl Gelinir?

Hocam bir keresinde şöyle demişti; “Bazı insanlar namaz kıldıktan sonra daha iyi hissederler, bazıları ise daha iyi hissettikten sonra namaz kılarlar. İkisi de aynı hedefi amaçlar fakat ikinci seçenek seni tamamen kaybolmuş hissinde bırakır.” Kesinlikle haklıydı.
Eğer “önce iyi hissetmek” için bekleyen biriyseniz, size acizane olarak namaz kılmanız konusunda ısrar ediyorum, böylece hızlı bir şekilde daha iyi hissetmeye başlayabilirsiniz.

Bazı insanların namazı bırakmasının çeşitli nedenleri var. Örneğin; bazen iş ve hayatın başka yönleri arasında denge kurmak zordur, bazen özellikle bir şey için dua edip cevap alamadığımızı düşündüğümüzde depresyon ve hayal kırıklığı hisleriyle baş etmek zordur. Bu yüzden ilk yaptığımız şey umudumuzu kaybetmek ve namaz kılmayı istememek.
Dolayısıyla problemlerimizle baş edebilmek için kendimizi anlamamız ve kendimize tam olarak neden namaz kılmadığımızı sormamız gerekiyor, ondan sonra çözüm daha açık olacaktır.

Belki namaz hakkında yanlış bir anlayışa ya da tavıra sahibizdir. Aslında bir ferahlama iken biz onun bir yük olduğunu; aslında zamanımıza bereket katmasına rağmen biz onun zamanımızı aldığını düşünüyoruz. Bir şey için dua edip onu alamadığımızda; aslında Allah’tan istememiş olsak bile sağlığımızda, ailelerimizde daha fazla nimet elde etmeye, iyi olmaya devam etmemize rağmen biz istediğimizi alamadığımızı düşünüyoruz. Ve Allah bizi en iyi bilendir.

“O, istediğiniz şeylerin hepsinden size verdi. Eğer Allah’ın nimetlerini saymaya kalkışsanız sayamazsınız. Şüphesiz insan çok zalimdir, çok nankördür.”
İbrahim/34

Peki, namaza karşı olumsuz tavırın üstesinden gelmeye yardımcı olması için neler yapılabilir? İşte birkaç tavsiye…

Problemi Tespit Edin ve Algınızı Değiştirin

Kısa vadeli mükafatlarla uğraşıyoruz. Eğer ettiğimiz dua hemen meyvesini vermezse yüz çeviriyoruz. Bu çok negatif bir tutum. Her başarılı insan dener, dener ve dener, ta ki hedefine ulaşana kadar ve hiç uğraşmadan birkaç denemeden sonra bırakmaz. İstikrarlı olmamak ya da vazgeçmek çok iyi fırsatları heba eder. Yani, eğer namaz kıldın ve “hissedemedin” ya da dua ettin ve cevap alamadıysan, o zaman algını değiştir. Bir derse katıldın ve anlayamadın, tamamen okulu/üniversiteyi bırakır mısın? Kavrama gücünün sana gelmesini mi beklersin yoksa çaba harcayarak ve doğru insanlara sorarak başarılı olana kadar denemeye devam mı edersin? Cevap çok açık. Ve eğer dua ettin, cevap alamadıysan ve bu öfkelenmene ya da namazlarından ümitsizliğe düşmenin sebebi ise o zaman bil ki sen elle tutulur/maddi bir sonuç görmesen bile Allah çoktan duana cevap verdi seni dua ettiğin için mükafatlandırdı. Aişe r.a dedi ki, “Ümitsizliğe kapılmadığı sürece hiçbir müminin duası boşa gitmez, ya bu dünyada karşılığı verilir ya da ahiret için saklanır.”

Gerekli olan ise bir şeyleri algıma şeklimizi değiştirmek. Aşağıdaki noktaları özümsemek yardımcı olabilir inşaAllah;

1. Uzak geleceği görebilen bir göze sahip olmadığımızı anlamak.

Gaybın bilgisine sahip olmadığımızdan dolayı, bir şeylerin neden bizim istediğimizin tersine gittiğini anlamayabiliriz. Ve bizim isteklerimiz bizim için mutlak en hayırlısı değildir.

2. Tüm evrendeki her şeyin Allah’ın kontrolünde olduğunu kabul etmek.

Ve O’nun gücünü ve kontrolünü hatırlamak, O’nun her zaman senin için en iyi olanı gerçekleştirebileceğinden dolayı güvende hissettirir. O’na dönmeli ve O’nun yeniden aranızı düzeltmelisiniz. O’ndan başka yerde bir başarı yoktur. Bu yüzden namazı bırakmak hiçbir şekilde bir çözüm değildir.

3. Allah plan yapanların en iyisidir.

Başlangıçtan beri sadece sizin için tasarlanan tamamen kusursuz bir yol haritası var. Bizim görevimiz O’na güvenmek ve gereken ne ise onu yapmak. Sonuçlar kimsenin elinde değildir ama niyet bizim elimizde, çaba bizim elimizde ve tabi ki aynı şekilde düzenli bir şekilde dua etmek de bizim elimizde.

Sonuç sizin istediğiniz bir şekilde olmasa bile içiniz rahat olsun. Dua etmek yine de bir huzur ve rahatlık kaynağı olacak, çünkü bütün meselelerinizi Allah’a emanet ettiniz. Yüce Allah, sizi hemen bol bol rızıklandırabilir ya da geçici olarak vermeyebilir ve başka bir zamanda, başka şekillerde sizi mükafatlandırabilir. Sizin için en hayırlı olanı sadece O bilir. Sadece O’na ve O’nun zamanlamasına güvenin.

Namazlarınızda Her Zaman Dua Etmeyi Unutmayın!

Ebu Hüreyre r.a Rasulullah sallahu aleyhi vesselem’den şöyle rivayet etti;

“Allah katında yalvarmadan (duadan) daha şerefli bir şey yoktur.” (Jami’ at-Tirmizi)
“Şüphesiz ki, Kim Allah’dan istemezse, Allah ona buğzeder.” (Jami’ at-Tirmizi)

Bu yüzden Allah’tan tekrar tekrar istemede gayretli olun. Dua etmek anlık bir sıkıntıda ihtiyaç değil günlük bir rutin olmalıdır. Çekingen hissediyorsanız, Allah’a kalbinizi aydınlatması ve Allah’a boyun eğmenizi, ona bağlanmanızı engelleyen olumsuz düşüncelerden uzaklaşmanızı kolaylaştırması için dua edin.

Allah’ın söylediği bu hadisi kutsi çok iç açıcı;

“…O bana yürüyerek gelirse ben ona koşarak giderim.” (Sahih Buhari)

Evrendeki sayısı düşünülemeyecek kadar çok olan melekler Yüce Allah’ı tesbih etmekten başka bir şey yapmıyorlar. Her daim O’na ihtiyacı olan bizleriz. Bu yüzden kibrinizi kırın ve şeytan tuzağının, sizin kendi kendinize yapabileceğine inandırmasına izin vermeyin. Çünkü yapamazsınız. Bu dünyada herkesten, her şeyden çok Allah’a ihtiyacınız var. Bu yüzden namaz kılmayı keserek hayatınızdaki nimetleri de kesmeyin.

İyi Arkadaşlara Sahip Olmak Sizi Doğru Yöne İter

Yalnız hissettiğimiz zamanlarda aslında istediğimiz şey, yanımızda olacak güvenilir, samimi ve akıllı biri. Ama çoğu zaman yaptığımız şey ise kendimizi kapalı kapılar arkasına hapsetmek ve kimseyle iletişim kurmamayı seçmek oluyor. Kendinizi diğerlerinden uzaklaştırdığınızda her şeyden önce zihninizin zaten hissetmiş olduğu şeyi kanıtlıyor. “Yalnızsın”. Bir arkadaşlığa ihtiyacınız var ve bu bilmeden kaçındığınız şey. Aynı sebeple, namaz kılmayı istemediğiniz zamanlar aslında tam da kendinizi namaz kılmaya zorlamanız gereken zamanlardır. Şeytan mümkün oldukça namazdan kopuk olmanızı istiyor ve namaz kılmamanız için neden ve bahane olarak kalbinize vesvese veriyor. Düşmanınızı tanımak ve kalbini temizlemek ya da karışıklığın içeride demlenmesine izin vermek size bağlı.

Rasulullah sallahu aleyhi vessellem buyurdu;

“Cemaate yapışın, ayrılıktan sakının. Şüphesiz şeytan tek kişiyle beraberdir. İki kişiden uzaktır. Kim cennetin en iyi yerini istiyorsa cemaate yapışşın.” (Jami’ Tirmizi)

Ayrıca buyurdu ki;

“Bir köy veya kırda üç kişi birlikte bulunur da namazı aralarında cemaatle kılmazlarsa, şeytan onları kontrol altına alır. Şu halde cemaate yapışın. Muhakkak ki sürüden ayrılan koyunu kurt yer.” (Sunen Nesai)

Arkadaş çevreniz hayatınızda çok önemli bir rol oynar. İyi arkadaşlar sizi iyiye davet eder ve kötü olan şeylere olanak vermez. Eksiklerinizi aydınlatacaklar ve kötü alışkanlıklarınızı gidermenize yardımcı olarak Allah’a daha yakınlaştıracaklardır. İyi arkadaşlıkları muhafaza etmek hayata karşı olumlu tutumlar oluşturur, kalbinizde barınan hastalıklı hisleri giderir. Bu yüzden yaşamlarında namaz kılan arkadaşlıklara katılmak için çaba gösterin ve sevgili peygamberimiz sallahu aleyhi vessellem’in ayak izlerini takip edin. Rasulullah sallahu aleyhi vessellem dinde kararlı olmak için salih arkadaşlığın önemini vurgulamıştır. Buyurdu ki;

“Kişi arkadaşının dini üzeredir, bu yüzden kiminle arkadaş olduğunuza dikkat edin.”
(Tirmizi ve Ebu Davud)

Yaşadığımız sürece, dünya ile, ilişkilerimiz ile, sağlık ile musibetlerle imtihan olacağız. Allah buyuruyor;

Andolsun ki sizi biraz korku ve açlıkla, bir de mallar, canlar ve ürünlerden eksilterek deneriz. Sabredenleri müjdele.
(Bakara/155)

Eğer imtihan edildiysek ya da dualarımızın cevabında bir gecikme varsa, sabırlı olmamız kaydıyla bu Allah’ın bizim günahlarımızı temizlemeyi ya da derecemizi yükseltmeyi istemesinin bir belirtisidir.
Hiçbir problemin ya zorluğun bizi asla namazdan alıkoymaması gerektiğini hatırlamak zorundayız. Bilakis zorluklar bizi daha ciddiyetle namaz kılmaya zorlamalıdır.

Andolsun ki, senden önceki ümmetlere de elçiler gönderdik. Ardından boyun eğsinler diye onları darlık ve hastalıklara uğrattık.
(Enam/42)

Güçlü Bir Hatırlatma

Allah Rasulu sallahu aleyhi vessellem buyurdu;

“Kıyamet gününde kulun hesaba çekileceği ilk ameli onun namazıdır. Eğer namazı düzgün olursa, işi iyi gider ve kazançlı çıkar. Namazı düzgün olmazsa, kaybeder ve zararlı çıkar. Şayet farzlarından bir şey noksan çıkarsa, Aziz olan rabbi, ‘Kulumun nâfile namazları var mı, bakınız.’ der. Farzların eksiği nafilelerle tamamlanır. Sonra diğer amellerinden de bu şekilde hesaba çekilir.” (Tirmizi)

Dolayısıyla hayatınızda ne olursa olsun, namaz kılın! Belki namazın bir egzersiz gibi hissettirdiği günler, haftalar ya da aylar geçecek. Yine de devam edin. Huzur ve sükunet devamında gelecek, eğer dikkatli ve yaratıcınıza odaklanmış bir şekilde namaz kılarsanız O cevap verecek, her zaman verir. Bu inancınızı sürdürün ve yaşamınızda yankı bulmasına izin verin, hiç kimsenin ve hiçbir şeyin yaratıcımız, yüce, aziz olan Allah’a yakınlık kazanmamıza engel olmasına izin vermeyin!

Productive Muslim sitesinden alınarak “Genç Müslümanlar” tarafından Türkçe’ye tercüme edilmiştir.

 

Yorumlar

yorumlar

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu yazın.
Please enter your name here