Rasulullah sav.’in Diliyle – Şam Hadisleri

Hadis konusunda uzman bir hocamız bizlerin ricası üzerine Şam’la alakalı hadisler derleyip tercüme etti.. Allah kendisinden razı olsun. Şam’ın önemini daha iyi anlamak çin hadisleri okumak yeterli olacaktır sanırım.

1-
عن زيد بن ثابت قال *
بينما نحن عند رسول الله صلى الله عليه وسلم يوما حين قال طوبى للشام طوبى للشام
قلت ما بال الشام قال الملائكة باسطو أجنحتها على الشام.
Zeyd bin Sabit (r.a) şöyle rivayet etmiştir:
“Rasulullah (s.a.v)’ın yanında otururken bir gün:
-Ne mutlu Şam’a! Ne mutlu Şam’a! buyurdu. Ben:
-Şam’ın durumu nedir? Diye sordum. Rasulullah (s.a.v) da:
-Melekler kanatlarını Şam’ın üzerine germişlerdir, buyurdu.
(Tirmizi’nin rivayeti esas alınmştır. Ahmed, İbni Hibban, Hakim,
Abdurrezzak)
2-
عن أبي الدرداء عن النبي صلى
الله عليه و سلم قال :
 إنكم ستجدون أجنادا جند بالشام ومصر والعراق
واليمن
 قالوا : فخر لنا يا رسول الله قال : ”
عليكم بالشام ” . قالوا : إنا أصحاب ماشية ولا نطيق الشام قال : ” فمن
لم يطق الشام فليلحق بيمنه فإن الله قد تكفل لي بالشام ”
Ebu Derda (r.a) şöyle rivayet etmiştir; Rasulullah (s.a.v):
-Muhakkak ki sizler (ilerde) ordular bulacaksınız. Bir ordu
Şam’da, (bir ordu) Mısır’da, (bir ordu) Irak’ta ve (bir ordu) Yemen’de,
buyurdu. Ashab:
-Ey Allah’ın Rasulü! Bizim için tercih et (hangisine
katılalım)? Dediler. Rasulullah (s.a.v) da:
-Şam ordusuna katılın, buyurdu. Ashab bu defa:
-Ey Allah’ın Rasulü! Biz koyun sürüleri olan kimseleriz.
Şam’a gitmeye güç yetiremeyiz, dediler. Rasulullah (s.a.v) da:
-Şam ordusuna katılmaya güç yetiremeyen kimse Yemen ordusuna
katılsın. Şüphesiz Allah Şam’a (ve ehline) benim için kefil olmuştur, buyurdu.
(Heysemi’nin rivayeti esas alınmıştır. Ebu Davud, Ahmed,
İbni Hibban, Hakim, Taberani)
3-
عَنْ عَبْدِ اللهِ بْنِ عَمْرِو
بْنِ الْعَاصِ رَضِيَ اللَّهُ عَنْهُمَا ، قَالَ : قَالَ رَسُولُ اللهِ صَلَّى
اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ : إِنِّي رَأَيْتُ كَأَنَّ عَمُودَ الْكِتَابِ
انْتُزِعَ مِنْ تَحْتِ وِسَادَتِي ، فَأَتْبَعْتُهُ بَصَرِي فَإِذَا هُوَ نُورٌ
سَاطِعٌ عُمِدَ بِهِ إِلَى الشَّامِ ، أَلاَ وَإِنَّ الإِيمَانَ إِذَا وَقَعَتِ
الْفِتَنُ بِالشَّامِ.
Abdullah bin Amr bin el-Âs (r.a) şöyle rivayet etmiştir:
Rasulullah (s.a.v) şöyle buyurdu:
“Kitabın direğinin yastığımın altından çekildiğini görür
gibi oldum. Gözümle onu takip edince onun yükselen bir nur olduğunu, onun Şam’a
bırakıldığını gördüm. Dikkat edin şüphesiz iman –fitneler meydana geleceğinde-
Şam’da olacaktır.”
(Hakim’in rivayeti esas alınmıştır. Taberani)
4-
اذا هلك الشام فلا
خير في أمتي ولاتزال طائفة من أمتي على الحق يقاتلون الدجال
“Şam helak olduğunda artık ümmetimde hayır kalmamış
demektir. Ümmetimden bir taife (kıyamet gününe kadar) hak üzere Deccal’le
savaşmaya devam edecektir.”
(Hadise kaynaklarda rastlayamadım. Elbani bu lafız için,
zayıf demiştir.)
5-

عن أبي هريرة قال قال رسول الله صلى الله عليه وسلم لن تبرح هذه الأمة منصورين أينما
توجهوا لا يضرهم من خذلهم من الناس حتى يأتي أمر الله أكثرهم أهل الشام
Ebu Hureyre (r.a) şöyle rivayet etmiştir: Rasulullah (s.a.v)
şöyle buyurdu:
“Allah’ın emri (kıyamet) gelinceye kadar bu ümmet, her
nereye yönelseler galip gelmeye devam edeceklerdir. İnsanlardan onları
yardımsız bırakanlar onlara zarar veremezler. Onları çoğu; Şam halkıdır.”
(Kenzu’l-Ummal ve İbni Asakir’de geçmiş. Zayıf bir hadis.)
6-
عن بن عباس قال دعا نبي الله
صلى الله عليه وسلم فقال * اللهم بارك لنا في صاعنا ومدنا وبارك لنا في مكتنا
ومدينتنا وبارك لنا في شامنا ويمننا فقال رجل من القوم يا نبي الله وعراقنا فقال
إن بها قرن الشيطان وتهيج الفتن
İbni Abbas (r.a) şöyle rivayet etmiştir: Rasulullah (s.a.v):
-Allah’ım! Sa’ımıza ve müddümüze bereket ver/mübarek kıl.
Mekke’mize ve Medine’mize bereket ver/mübarek kıl. Şam’ımıza ve Yemen’imize
bereket ver/mübarek kıl, diye dua etti. Toplulukta bulunan bir adam:
-Ey Allah’ın Peygamberi! Irak’ımıza da (dua et), dedi. Bunun
üzerine Rasulullah (s.a.v):
-Şeytanın boynuzu orada ortaya çıkacak ve fitne orada
yayılacaktır, buyurdu.
(Taberani’nin rivayeti esas alınmıştır. Şam’a bereket duası
farklı varyantlarıyla Buhari, Tirmizi, Ahmed, İbni Hibban ve diğerlerinde
geçmiştir.)
7-
وعن عبد الله بن حوالة الأزدي
أنه قال : يا رسول الله خر لي بلدا أكون فيه فلو أعلم أنك تبقى لم أختر عن قربك
شيئا . قال : ” عليك بالشام ” . فلما رأى كراهيتي للشام قال : ”
أتدري ما يقول الله في الشام ؟ إن الله عز و جل يقول : يا شام أنت صفوتي من بلادي
أدخل فيك خيرتي من عبادي . إن الله قد تكفل لي بالشام وأهله ”
Abdullah bin Havale el-Ezdi (r.a), Rasulullah (s.a.v)’a:
-Ey Allah’ın Rasulü! Kalmam için bana bir belde/şehir söyle.
Eğer senin ölmeyeceğini bilsem, hiçbir şeyi senin yakınında olmaya tercih
etmezdim, dedi. Rasulullah (s.a.v) da:
-Şam’a git, buyurdu. (Abdullah der ki) Şam’ı sevmediğimi
görünce Rasulullah (s.a.v) şöyle buyurdu:
-Allah’ın Şam hakkında ne buyurduğunu biliyor musun?
Şüphesiz Aziz ve Celil olan Allah şöyle buyuruyor: “Ey Şam! Sen benim şehirler
arasında seçkin kıldığımsın! Kullarımın hayırlılarını sana girdiririm.”
Şüphesiz Allah benim için Şam ve ehline kefil olmuştur.
(Heysemi’nin rivayeti esas alınmıştır.)
8-

عبد الله بن عمر عن أبيه قال قال رسول الله صلى الله عليه وسلم * ستخرج نار من حضرموت
أو من نحو حضرموت قبل يوم القيامة تحشر الناس قالوا يا رسول الله فما تأمرنا قال
عليكم بالشام
Abdullah bin Amr, babasından (r.a) şöyle rivayet etmiştir.
Rasulullah (s.a.v):
-Kıyametten önce Hadramevt’ten veya Hadramevt tarafından bir
ateş çıkacak ve insanları etrafında toplayacaktır. Ashab:
-Ey Allah’ın Rasulü! (O zaman) bize ne yapmamızı emredersin?
Diye sordular. Rasulullah (s.a.v) da:
-Şam’a gidin, buyurdu.
(Tirmizi’nin rivayet esas alınmıştır. Müslim, Ahmed, İbni
Hibban, Abdurrezzak, Ebu Ya’la)
9-
يَنْزِلُ عِيسَى ابْنُ
مَرْيَمَ عِنْدَ الْمَنَارَةِ الْبَيْضَاءِ شَرْقِىَّ دِمَشْقَ
Nevvas bin Sem’an (r.a) şöyle rivayet etmiştir: Rasulullah
(s.a.v) şöyle buyurdu:
“…Meryem oğlu İsa, Dımeşk’in (Şam) doğusunda bulunan beyaz
minarenin yanına inecektir..”
(Ebu Davud’un rivayeti esas alınmıştır. Müslim, İbni Mace,
Nesai, Ahmed, Hakim, İbni Hibban)
10-
 عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ رَضِيَ
اللَّهُ عَنْهُ ، قَالَ : سَمِعْتُ رَسُولَ اللهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ
وَسَلَّمَ ، يَقُولُ : إِذَا وَقَعَتِ الْمَلاَحِمُ خَرَجَ بَعْثٌ مِنَ الْمَوَالِي
مِنْ دِمَشْقَ ، هُمْ أَكْرَمُ الْعَرَبِ فَرَسًا ، وَأَجْوَدُهُ سِلاَحًا ،
يُؤَيِّدُ اللَّهُ بِهُمُ الدِّينَ.
Ebu Hureyre (r.a) şöyle rivayet etmiştir: Rasulullah
(s.a.v)’ın şöyle buyurduğunu işittim:
“Savaşlar ve kargaşalar ortaya çıktığında, Dımeşk’te
mevaliden bir birlik çıkacaktır. Onların atları Arapların en asil atları,
silahları da en iyi silahları olacaktır. Allah onlarla dinini
destekleyecektir.”
(Hakim’in rivayeti esas alınmıştır. İbni Mace’de “Dımeşk’te”
ifadesi geçmeksizin hadis zikredilmiştir.)
11-
سَمِعْتُ عَوْفَ بْنَ مَالِكٍ
الأَشْجَعِيَّ ، يَقُولُ : أَتَيْتُ رَسُولَ اللهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ
وَسَلَّمَ فِي غَزْوَةِ تَبُوكَ وَهُوَ فِي قُبَّةٍ مِنْ أَدَمٍ ، فَقَالَ لِي :
يَا عَوْفُ اعْدُدْ سِتًّا بَيْنَ يَدَيِ السَّاعَةِ : مَوْتِي ، ثُمَّ فَتْحُ
بَيْتِ الْمَقْدِسِ ، ثُمَّ مَوْتَانٌ يَأْخُذُ فِيكُمْ كَعُقَاصِ الْغَنَمِ ،
ثُمَّ اسْتِفَاضَةُ الْمَالِ فِيكُمْ حَتَّى يُعْطَى الرَّجُلُ مِائَةَ دِينَارٍ
فَيَظَلُّ سَاخِطًا ، ثُمَّ فِتْنَةٌ لاَ يَبْقَى بَيْتٌ مِنَ الْعَرَبِ إِلاَّ
دَخَلَتْهُ ، ثُمَّ هُدْنَةٌ تَكُونُ بَيْنَكُمْ وَبَيْنَ بَنِي الأَصْفَرِ
فَيَغْدِرُونَ فَيَأْتُونَكُمْ تَحْتَ ثَمَانِينَ غَايَةٍ اثْنَا عَشَرَ أَلْفًا
Avf bin Malik el-Eşcai’nin şöyle dediğini işittim:
Tebük gazvesinde Rasulullah (s.a.v)’ın yanına geldim.
Kendisi deriden bir çadır içindeydi. Bana:
-Ey Avf! Kıyametten önce şu altı şeyi say: Benim ölümüm,
sonra Beyt-i Makdis’in fethi, sonra koyunların ani ölümlerine sebep olan bir
hastalık gibi aranızda hızla yayılan ölümler, sonra aranızda malın –birinize
yüz dinar verilse öfkeleneceği kadar- çoğalması, sonra Arapların evlerinden
girmedik hiçbir ev bırakmayan bir fitne, sonra sizlerle sarı oğulları arasında
yapılacak ve onlar tarafından (her bir sancak altında) on iki bin kişinin
bulunacağı seksen sancak altında üzerinize gelip bozacakları bir antlaşma,
buyurdu.
(Hakim’in rivayeti esas alınmıştır. Ahmed, Taberani)
12-
عَنْ سَعْدِ بْنِ
أَبِى وَقَّاصٍ قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ -صلى الله عليه وسلم- « لاَ يَزَالُ
أَهْلُ الْغَرْبِ ظَاهِرِينَ عَلَى الْحَقِّ حَتَّى تَقُومَ السَّاعَةُ ».
 Sad bin Ebi Vakkas
(r.a) şöyle rivayet etmiştir: Rasulullah (s.a.v) şöyle buyurdu:
“Ğarb ehli kıyamet gününe kadar hak üzere üstün gelmeye
devam edecektir.”
İmam Ahmed ve İbni Teymiye, ğarb ehlinin Şam ehli olduğunu
söylemiştir.
(Müslim’in rivayeti esas alınmıştır.)
13-
عُقْرُ دَارِ
الْمُؤْمِنِينَ بِالشَّامِ
Rasulullah (s.a.v) şöyle buyurdu:
“Mü’minler yurdunun merkezi, Şam’dadır.”
(Taberani)
14-
أهل الشام سوط الله
في الأرض ينتقم بهم ممن يشاء كيف يشاء وحرام على منافقيهم أن يظهروا على مؤمنيهم
ولن يموتوا إلا هما أو غيظا أو حزنا
“Şam halkı, Allah’ın yeryüzündeki kamçısıdır. Allah, onlar
vasıtasıyla dilediği kimselerden dilediği şekilde intikam alır. Şam
münafıklarının, Şam mü’minlerine üstün gelmesi haramdır. Onlar (münafıklar)
ancak dert, öfke ve keder içinde ölürler.”
(Ahmed’in rivayeti esas alınmıştır. Hadis mevkuftur.
Taberani)
gencmuslumanlar.com
(Kaynak gösterilerek alıntı yapılabilir.)

 

Yorumlar

yorumlar

PAYLAŞ
Genç Müslümanlar
Genç Müslümanlar, müslüman davetçilere her türlü içerik, materyal, fikir ve bilgi sunmaya çalışan bir blogdur.

7 YORUMLAR

  1. ŞAMI MERAK EDENLER ARAŞTIRMACI YAZAR UĞUR PEKCAN HOCANIN ŞAM HAKKINDAKİ KİTABINI MUTLAKA OKUSUNLAR…ÇOK GÜZEL BİR ESER HERKESE TAVSİYE EDERİM…

  2. s.a. yazınız güzel ve zamanımızı anlatması açısından etkileyici. yalnız fotolarda sorun var herhalde. fotoları yeniden gözden geçirirseniz daha faydalı olur herhalde. allah yardımcınız olsun…

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu yazın.
Please enter your name here