Zor Zamanlarda İyimser Olma ve Umut Besleme

Her gün yıkım, kıtlık, savaş ve ölüm haberlerine şahit oluyoruz. Her gün ikiyüzlülük, aldatma ve daha bir sürü kötü şey hakkında hikayeler duyuyoruz. Yaşamımızda ve ilişkilerimizde birçok dertler ve sıkıntılarla mücadele ediyoruz. Kalplerimiz daralmış ve bütün bu kaos ortamından dolayı artık hissizleşmiş. Peki bu öngöremediğimiz koşullar meydana geldiğinde ne yapacağız? Bu kadar acı çekerken iyimser olmaya nasıl devam edeceğiz?

ZİHİNSEL OLARAK HAZIR HİSSETMEK

 

 

 

“Andolsun ki sizi biraz korku ve açlıkla, bir de mallar, canlar ve ürünlerden eksilterek deneriz. Sabredenleri müjdele.” (Bakara Suresi / 2:155) 2:155)

Allah bizi dert ve sıkıntılarla sınayacağını söylüyor. Bu yüzden bizler de bu beklenmedik durumlara karşı sebat ve maneviyatımızla hazırlıklı olmalıyız. Yakında yapılacak bir sınav okulda ilan edildiğinde, haliyle psikolojik olarak daha hazır hissederiz ve bu da başarıyı garanti etmeye yönelik önlemler almamızı sağlar. Bu tıpkı hayatın kargaşasına karşı kendimizi hazırlamaya benzer. Bu nedenle, sabır ve rıza göstererek sorunların üstesinden gelmeye odaklanarak yaklaşmakta olan sıkıntılar için zihinsel olarak kendimizi hazırlamalıyız.

RAZI OLMA

Asıl selamet yolu razı olmaktan geçer. Kaderimize razı olma. Geçmişimize ve geleceğimize razı olma. Başımıza gelmiş ve gelecek olan her şeyin Allah’tan geldiğine razı olma. Tanık olduğum en iyi razı gelme örneklerinden biri de, ikiz kız kardeşi olan bir akraba. Onlar tahmin edebileceğiniz en şaşırtıcı ilişkiye sahiplerdi, etle tırnak gibiydiler. Tanıdığım en iyimser kızlardı, melek gibiydiler. Gittikleri her yere mutluluk götürüyorlardı adeta etraflarına neşe saçıyorlardı. Birbirlerine o kadar bağlıydılar ki birbirlerinin acılarını da hissediyorlardı. Evli ve 5 yaşında küçük bir kız annesi olan ikizlerden birisine kanser teşhisi kondu, dayanılmaz acılar çekti ve 27 yaşında hayatını kaybetti. Kız kardeşi için duygusal olarak çok endişelendim. Depresyona gireceğini, öfkeleneceğini ve kinleneceğini düşündüm ama Maşaallah Tebarekallah öylesine bir teslimiyet içindeydi ki hayran kalmıştım. Bu trajedi esnasındaki sükuneti ve sakinliği, gerçek anlamda Allah’a güvendiğini ve Allah’ın iradesine rıza gösterdiğinin canlı kanıtıydı.  Ağlamak için her gün kendisine 5 dakika verirdi, sonra kaybını değil sahip olduğu onca nimeti düşünür ve çabucak toparlanırdı.

 

 

 

 

“Savaş, hoşunuza gitmediği halde, size farz kılındı. Olur ki, bir şey sizin için hayırlı iken, siz onu hoş görmezsiniz. Yine olur ki, bir şey sizin için kötü iken, siz onu seversiniz. Allah bilir, siz bilmezsiniz.” (Bakara Suresi / 2:216)

Acı verici ve zorlu sınavlara girsek bile, bu sınavların bize kıymetli tecrübeler kazandırdığını ve ruhsal olarak olgunlaşmamıza yardımcı olduğunun farkında olmalıyız.

ÖZÜNÜ ANLAMA

Olayların kendi isteğimiz doğrultusunda değil de ilahi bir hikmetle gerçekleştiğinden emin olduğumuz sürece, zorluklarla daha kolay yüzleşebiliriz. Soykırımdan kurtulan ünlü psikiyatrist Viktor Frankl, İnsanın Anlam Arayışı kitabını yazdı ve kitabında trajedi ile karşı karşıya kalındığında o işin özünü anlamanın ne kadar önemli olduğunu vurguladı. Bir toplama kampındaydı ve karşı karşıya kaldığı kaçınılmaz ölüm ve işkence nedeniyle herkesin umudunu kaybettiğini gördü. Ailesini kaybetmesine ve dayanılmaz kayıplara uğramasına rağmen dikkatini içinde bulunduğu koşullara uyum sağlama ve bunları kabullenmeye verdi. Zihinsel gücünü deneyimlerinden de yararlanarak  sadece hayatta kalmak değil, başkalarına da en zor durumlarda bile bir işin özünü kavramanın önemini anlatmaya adadı. Zorluklarda hikmet ve mesaj olduğunu anladığımızda, daha sabırlı oluruz. Bu, bir tıp fakültesi öğrencisinin çalışmanın geçici doğasının kalıcı bir başarıya götürdüğünün farkında olduğu için, sabırlı bir çalışma saati, uykusuzluk ve sıkı çalışmaya katlanması gibidir.

“Mü’min kişinin durumu ne kadar şaşırtıcıdır. Zira her işi onun için bir hayırdır. Bu durum, sadece mü’mine hastır, başkasına değil. Ona memnun olacağı bir şey gelse şükreder, bu ise hayırdır; bir zarar gelse sabreder bu da hayırdır.” (Müslim)

GÜVEN

Umutsuzluğa kapıldığımız tek vakit Yaratıcı’nın planına güvenimizin azaldığı vakittir. Uzman bir mimar evimizi tasarlarken inşaatla ilgili hiçbir bilgimiz olmadığı halde sürekli onun evi nasıl inşa edeceğine karışmamızın ne kadar komik olacağının bir düşünün.  İşte, olaylar istediğimiz gibi gelişmediğinde Allah’ın planına karşı çıkmak da böyledir. Hiçbirimiz, Allah’tan daha iyi bildiğimizi düşünmeye cüret edemese de, halimizden sürekli şikâyet ederek ve halimize şükretmeyerek aslında tam da bunu yapıyoruz. Allah’a tüm benliğimizle güvendiğimizde, kalplerimiz umutla dolacaktır, çünkü başımızdan geçen her şeyin biz bir şeyler katacağını ve sabredersek sonunda mükâfatlandırılacağımızı biliriz.

 

 

 

 

“Mü’minler ancak o kimselerdir ki; Allah anıldığı zaman kalpleri ürperir. Onun âyetleri kendilerine okunduğu zaman (bu) onların imanlarını artırır. Onlar sadece Rablerine tevekkül ederler.” (Enfâl Suresi / 8:2)

İYİMSERLİK

Zihinsel olarak hazır olduğumuzda ve kabullendiğimizde, her şeyde bir anlam arayıp Allah’a olan güvenimizi besleriz ve böylece doğal olarak genel eğilimimiz ve zihnimiz iyimserlikten yana olacaktır.

 

 

 

“Ey oğullarım! Gidin Yûsuf’u ve kardeşini araştırın. Allah’ın rahmetinden ümit kesmeyin. Çünkü kâfirler topluluğundan başkası Allah’ın rahmetinden ümidini kesmez.” (Yûsuf Suresi / 12:87)

Kötümserliği inançsızlığa benzeterek bu ayette iyimserliğin önemi vurgulanmaktadır. Allah’ın isim ve sıfatlarını inkâr etmek de bir çeşit imansızlık biçimidir: El-Kaviyy: Sınırsız kudret sahibi, El-Hakîm: Hüküm ve hikmet sahibi, El-Adl: Tam ve sonsuz adalet sahibi. Müminler olarak, iyimser olmaktan başka şansımız yok çünkü her ne koşulda olursak olalım sarsılmaz bir imanla Allah’a olan inancımızı göstermeliyiz.

BARDAĞA DOLU TARAFINDAN BAKMAK

Acı ve umutsuzlukla dolu haberlere odaklanmak veya tam tersi dünyadaki iyi şeylere odaklanmak kendi seçimimize kalmıştır. Hayatımızda eksik olan ne varsa onları gözden geçirebilir veya Allah’ın bize verdiği muhteşem nimetlere odaklanabiliriz. Seçim bizlerin ve yaptığımız seçimler, iyimser bir hayat mı yoksa kötümser bir hayat mı süreceğimizi belirleyecek. Umutsuzluklarımızın içine umut tohumları serperek hayattaki her şeyin geçici olduğunun farkına varmalıyız.  Bugün yaşadığımız acı ve zorluklar eninde sonunda geçip gidecek.  Tünelin sonunu görmek zor olabilir, ancak bir kerede küçük bir hedefe ulaşmaya odaklanırsak, kalplerimizde umut besleyeceğiz ve sonuçta karanlığın içinden geçeceğiz. Bu karanlık günlerde bize umut ve güç verecek bir mantraya (sürekli tekrar ettiğimiz bir söz) sahip olmak faydalı olacaktır.

 

 

“Gerçekten, güçlükle beraber bir kolaylık vardır.” (İnşirâh Suresi / 94:6)

Bir zorlukla beraber bolca bir kolaylık geleceğinin farkında olmak zihnimizi gelecek durumlara yönlendirmemize yardımcı olur. Hayatta neye katlanıyor olursak olalım, O’nun imtihanı olduğuna ve  halimizden haber olduğuna  güvenerek acının içinde teselli bulmamız gerekiyor.

Bu yazı Muslim Matters sitesinden alınarak “Genç Müslümanlar” ekibi tarafından tercüme edilmiştir.

Yorumlar

yorumlar

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu yazın.
Please enter your name here