Savaş boyunca, bir çok korkunç ve travmatik olay yaşadım. Dera’daki bir çocuğun çocuğun tırnakları çekildiğini bir arkadaşımdan duyduğumda her şey başladı. Bir hafta boyunca ağladım, bunu yapanlar insan hatta hayvan bile olamaz. Bunun hakkında üniversitedeki herkesle konuşmak istedim fakat orada çok fazla ajan vardı üstelik okul arkadaşlarımın çoğu da rejim yanlısıydı bu sebeple de dikkatli olmam gerekiyordu. Yine de protesto etmeye sokağa çıktım. Hama’daki katliamı daha önce hiç duymamıştım çünkü internet yoktu ve net değildi fakat daha fazla haberdar olmak için çabalıyordum. Facebook sayfama bir şeyler yazdım fakat birilerinin beni bildirmesiyle engellendim. Bu süreçte, derslerime olan ilgim gittikçe azalıyordu, çünkü insan olarak değerli hissetmiyordum. İngiliz Edebiyatı okuyordum ve hayalim herhangi bir yerde ya da zamanda çevirmen olmaktı. İnsanlar öldürülüyordu ve şu an kitap okuma zamanı değildi.

Sonra bir gün, uyandığımda 200’den fazla insanın yaşadığım yer olan Humus Meydanı’nda öldürüldüğünü duydum. Sokaklar kanla kaplanmıştı. Bütün şehir ölmüştü, korkunç bir geceydi. Gittikçe de kötüye gidiyordu. Bundan sonra bir süre hiç uyuyamadım. Ertesi gün, hazır bir şeyler almak için arkadaşlarımla birlikte markete gittim fakat dükkan sahibi bunun mümkün olamayacağını söyledi. Dükkanında vurulmuş iki adam yatıyordu. Ölüyorlardı. Polisin ve ambulansın gelebileceği yere ulaşmalarına yardım ettim. Yardım istedim çünkü aksi halde öleceklerdi. Beynim bomboş, ellerim ve kıyafetlerim kan içindeydi. Düşündüm ki: “Ellerimin arasında insanlar ölüyor ve hiçbir şey yapamıyorum.”

Üniversitedeki danışmanım bana sakin olmamı söyledi çünkü ben kendimi belli ediyordum ama ben de ona dedim ki: “Ben apaçık belliyim, yüzeysel olamam ve hiç bir şey yapmadan duramam.” “Anlamıyorsun, öldürülebileceksin ya da tecavüze uğrayabilirsin. Yurtlardan ayrılsan iyi olur.” dedi. Ardından düşüneceğimi söyledim. Köyümdeki evime gittim fakat üniversiteye dönüş yolumda çok fazla kan gördüm ve her şey çok travmatikti.

Başka travmatik olaylar da oldu. Erkek kardeşim kaçırıldı ve serbest bırakıldıktan sonra tamamen değişmişti, çok kötü bir şekilde sarsıldı. En yakın arkadaşımla evli olan erkek kardeşlerimin bir arkadaşı öldürüldü. Bunu duyana kadar Türkiye’ye varmıştık. O her birimiz için ailemizin bir üyesi gibiydi bu sebeple yüzümüze bir yumruk daha yemiş olduk. Üstüne üstlük, arkadaşım uzun süre eşinin öldüğüne inanmadı. Aynı şekilde o da dağıldı ve tamamen değişti. Yemek yemiyordu, konuşmuyordu. Şoktaydım, bana hala “O gelecek.” diyordu.Ben de ona hayatın devam ettiğini söylüyordum. Fakat o eşinin yaşadığından emindi. Sonra ben de ona inanmaya başladım çünkü o onundu ve ben de ona inanmak istiyordum.

Resmi Çeken: Ferdi Ferhat Özsoy

Erkek kardeşim serbest bırakıldıkta sonra babam abimle birlikte Suriye’den ayrılmamızı söyledi. Ayrılmak zorundaydık. Ayrılıncaya kadar köyümde bir okulda İngilizce öğrettim. Abime olanlar sebebiyle üniversiteye gitmemiştim. Eğitimim ve kariyerimle ilgili bütün hayallerimi kaybettim. Fakat oradaki çocuklar benim hayatımı kurtardı. Sınırın yakınında bir köydü ve çocuklar Suriye’nin her yerinden geliyorlardı. Bana mektup gönderiyorlardı, şeker ve pasta veriyorlardı. Onlar inanılmazlardı. Bunun ardından, ailemle Lübnan’a gittim. Orada yalnızca iki ay kaldık çünkü bize berbat davranıyorlardı. Gerçekten çok korkunçtu. Üstelik 60 kişi bir evde yaşıyorduk. Yalnızca Suriye’ye geri dönmek istedim fakat onun yerine Sudan’a gittik.

Sonunda, 2013 yılında, Türkiye’ye geldik. 3 ay boyunca depresyondaydım ve hiçbir şey yapmadım. Odamdan çıkmadım ve kimseyle konuşmadım. Bütün bunların ardından arkadaşımın öldüğü haberini aldım. Korkunç bir andı. Sonrasında, savaşla ilgili hiç bir şey duymak istemediğime karar verdim.

İş arayacağımı söylediğimde babam “Asla olmaz. Sen okuyacaksın.” dedi. Fakat dili bilmiyordum ve bu büyük bir problemdi. Karton fabrikasında işe başladım. Oldukça kötüydü, üstelik iyi para da vermiyorlardı. Daha sonra ev eşyaları satan bir dükkanda işe başladım. İnsanlar bana çok kötü davranıyorlardı fakat bir Kürt kız vardı ve bana Türkçe öğretti. O şu an benim en iyi arkadaşım.

Bir keresinde oldukça yaşlı bir Türkiyeli kadın olan bir müşteri bir şey çaldı. Başka bir müşteri daha vardı ve dedi ki: “O kesinlikle bir Suriyeliydi.” Kadının arkasındaydım ve onu duydum. Dedim ki: “Ne diyorsun sen?”. İnanılmaz sinirlenmiştim. Müdürüm geldi ve kadını çıkarttı. Kürt bir kız beni sakinleştirdi. Yerimde duramıyordum. Onlar bu kelimelerin ne kadar kırıcı olduğunu bilmiyorlar. O andan itibaren her şeyi anlamak için Türkçeyi çok iyi öğrenmek istedim. Fakat insanlar üniversiteye gitmenin imkansız olduğunu söylediler. Günde 12–14 saat arası çalışıyordum. İyi para vermiyorlardı ama ben idare ediyordum.

Bir süre sonra, İngiliz Edebiyatı bölümüne kabul edildim ve bunun için çok mutluydum. Başladığımda çok zordu çünkü bir sürü insan bana bakıyordu, ben bir yabancıydım. Fakat iyi arkadaşlar edindim. Şu anda dördüncü senemdeyim ve iyi gidiyor. İnsanlara söylemek istediğim şey: İnsanları tanımadan önce onları yargılamayın. Kendiniz düşünün ve diğerlerini koyun gibi takip etmeyin. İnanın bana, şansım olsaydı, yine Suriye’de olurdum.

Kaynak: nedenturkiyedeyim.com

Yorumlar

yorumlar

2 YORUMLAR

  1. (Tek yorum yapan, adasim) seyma kardesime katiliyorum ayni dusunce ve hissiyat bende de tecessum etti…Rabbim bizi ve milletimizi onyargilarimizin ve nefsimizin esiri yapmasin..ayrica turkiyede yasayan bir kürt olarak yazida deginilen belli noktalarin cok yerinde oldugunu dusunuyorum..yasanmisliklar baska insanlari anlamada en birinci yardimci oluyor..Rabbim milletden ziyade ummet bilinci versin..

  2. Genç kardeşim azmin ve insanlıgın için seni takdir ve tebrik ediyorum. Maalesef insan görünümlü fakat insanlıktan nasibin almamaıs bir kısım mahlukat dünyayı yasanmaz kılıyorlar. Ben Ankaradayim ve buradaki suriyeli kardeşlerimiz icin elimizden geleni yapmaya calısıyoruz ancak yasanilan seyleri telafi etmeye imkan yok. Mazlumların yanında durmaktan başka elimizden birşey gelmiyor. Zalimleride Kahhar-ı Zülcelal olan Rabbimin mahkeme-i kübrasına havale ediyoruz. Selametle kalın. Ümitvar olun…

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu yazın.
Please enter your name here