Genel

Tevbemizi Nasıl Muhafaza Edebiliriz?

Yaşadığımız süre boyunca hatasız ve günahsız bir hayat mümkün değil. Günahlarımız olacak, bizse rabbimizin rahmeti ve yardımıyla istiğfarlar ederek, tevbeler ederek bu günahlardan döneceğiz. Rabbimiz günah işleyen kulları için ayetlerinden birinde buyuruyor ki:

“De ki: Ey kendilerine zulmedip aşırılığa sapmış olan kullarım! Allah’ın rahmetinden ümit kesmeyin! Çünkü Allah bütün günahları bağışlar. Şüphesiz ki O, çok bağışlayan, çok esirgeyendir.” (Zümer, 53)

Rasulullah sallallahu aleyhi vessellem buyuruyor ki: “Bütün Âdemoğulları günahkârdır, günahkârların en hayırlıları ise tövbe edenlerdir.” (İbn Mâce, Zühd, 30)

Günahımızın farkına varıp tevbe ettikten sonra şeytan bize farklı yollardan gelir. Bu yollardan biri umutsuzluktur. Der ki “Sen şimdi bu kadar şey yaptın, bir tanecik tevbe ile kurtulacağını mı sandın? Hemen kabul mu olacak şimdi bu?” ya da bizi tevbemizden döndürmek için binlerce yolu dener ve sonrasında rabbimize tekrar dönmek istediğimizde de der ki “Sen de bu tevbeyi oyuncak ettin, artık senin için umut yok” Ama bahsettiğimiz ayet ve hadisler çok net. Rabbimiz nefes aldığımız süre boyunca bize O’nun rahmetinden ümit kesmememizi söylüyor. Başka bir hadisi kutside de Rasulullah sallallahu aleyhi vessellem rabbimizin şöyle buyurduğunu bizlere bildiriyor: “Ey Âdemoğlu! Günahların gökyüzünü kaplayacak kadar çok olsa, sonra da benden affını dilesen, seni affederim.” (Tirmizî, Daavât 98. Ayrıca bk. Ahmed İbni Hanbel, Müsned, V, 172)

Tevbe ettikten sonra en önemli konulardan biri verdiğimiz kararda sebat edebilmemizdir. Peki nefsimize ve şeytan vesveselerine karşı tevbemizi nasıl muhafaza edebiliriz? Ya da defalarca kez tevbemizi bozmamıza sebep olan nedir? İmam Gazali  tevbemizi oturtabilmek için Minhacul Abidin adlı eserinde bize 9 önemli basamak veriyor.

1. O iş neyse ondan vazgeç.

Tevbenin ilk basamağı, dilimizle istiğfar ve verilen karardan sonra fiili olarak o işten vazgeçmek ve bir daha kesinlikle dönmeme kararı vermek.

2. O işi bir daha konuşma!

Tevbemizi muhafaza edebilmemizde en önemli basamaklardan biri, yaptığımız yanlış işleri iyi niyetle de olsa dile getirmemektir. Yapılan yanlış iş hatırlandıkça, dile getirildikçe şeytanın o işle ilgili bize vesvese vermesi daha da kolaylaşır. O günahı bizlere özletebilir, başka insanlara karşı kötü örnek olmamıza sebebiyet verebilir, bunların hiçbiri olmasa bile bir kötülüğü dillendirmiş oluruz. Ne diyor Rasulullah sallallahu aleyhi vessellem “Allah’a ve âhiret gününe inanan ya hayır söylesin ya da sussun.” (Buhârî, Edeb 31, 85, Rikak 23)

3. O işi sana çağrıştıran şeylerle bir araya gelme.

Kötü bir amelimizden vazgeçtik, yeni adımlar attık, artık onu dillendirmiyoruz da. Bundan sonraki basamak ise o kötü işi bize hatırlatan, özleten her ortamdan uzak durmak. Bu ortamın içine bizi şerre çağıran ortamlar girdiği kadar, faydasız arkadaşlıklar da girebilir. Elbette bunu karşımızdakini yargılayıcı ya da kırıcı bir üslupla yapmamalıyız ama Rasulullah sallallahu aleyhi vessellem’in bir hadisinde bizlere buyurduğu gibi “Kişi dostunun dini üzeredir. Bu yüzden her biriniz, kiminle dostluk ettiğine dikkat etsin.” (T2378 Tirmizî, Zühd, 45; D4833 Ebû Dâvûd, Edeb, 16) Örneğin gözümüzü korumak istiyorsak, gözümüzü koruyamayacağımız online ya da gerçek hangi ortam varsa oraya girmemeli ve uzak durmak için elimizden geleni yapmalıyız.

4. O işin peşinde koşmana sebebiyet verecek ortamlardan kaç.

Yaptığımız ve sonrasında tevbe ederek vazgeçtiğimiz amel belki de bizim hayatımızın çok büyük bir parçasıydı. Belki işimizdi, belki en yakın çevremizden kaynaklanan bir durumdu… Bir daha o yanlış amele dönmek istemiyorsak onu tekrar işlememize sebebiyet verecek tüm alışkanlıklarımızdan vazgeçmemiz gerekiyor. Diyelim ki gıybet gibi büyük bir günahtan tevbe ettik. Bizi gıybete sokan durumlar hangileri ise onlardan uzaklaşarak yeni alışkanlıklar ve faydalı çevreler edinmeliyiz ki tekrar o günahı işlemeye giden yollarımızı tamamen kapatabilelim.

5. O işin gözüne ve kulağına çarpmasına engel ol.

“Hakkında bilgin olmayan şeyin ardına düşme! Çünkü kulak, göz ve gönül, bunların hepsi ondan sorumludur.” (İsra, 36)
En çok neye bakmakla ve neyi dinlemekle meşgulsek, düşündüğümüz ve amel ettiğimiz de onlarla ilgili olacaktır. Günümüzün tamamını sosyal medya tartışmalarına dalarak geçiriyorsak konuşmalarımız da “kim ne yapmış, ne demiş” kısır ekseninden dışarı çıkamayacaktır. Bu sebeple gördüğümüz ve duyduğumuz şeyleri aynı yediğimiz besinlerin zararlı olmamasına dikkat edercesine çok iyi seçmeliyiz. “Çünkü kulak, göz ve gönül, bunların hepsi ondan sorumludur.” Çünkü: “Kendisini ilgilendirmeyen şeyi terketmesi, kişinin iyi müslüman oluşundandır.” (Tirmizî, Zühd 11. Ayrıca bk. İbni Mâce, Fiten 12)

6. O işi düşünmeyi kendine yasakla.

Gözümüzü ve kulağımızı koruyor olmamıza rağmen şeytan bize yaptığımız kötü işi hatırlatabilir, özletmeye çalışabilir. Bunun en büyük sebeplerinden biri de vaktimizi faydalı bir şekilde değerlendirmiyor oluşumuzdandır. Rabbimiz ayetinde ne diyor? “Boş kaldın mı hemen (başka) işe koyul ve yalnız Rabbine yönel.” (İnşirah, 7-8) Çünkü boş kalmak faydasız işlere kapı aralamaktır. Müslüman planlı insandır. Haftalık olarak, günlük olarak kendimize planlar belirleyelim. Eğer yoksa bir hobi edinelim, okumalarımız/ders dinlemelerimiz durumumuza göre en asgari düzeyde de olsa, bu sayede faydasız ve zararlı şeylerle meşguliyetimiz azalacak ve zamanla onları düşünmeye bile vaktimiz kalmayacaktır inşallah. Hasan el-Benna’nın söylediği gibi “İşimiz vaktimizden çok”

“Rabbinizin bağışına ve takvâ sahipleri için hazırlanmış olup genişliği gökler ve yer kadar olan cennete koşun!” (Âl-i İmrân, 133) Bu cennete ve rabbimizin mağfiretine gerçekten koşmaya niyet ettiğimizde faydasız işlere, tüm günümüzü sosyal medyada geçirmeye, boş ve faydasız tartışmalara, gıybete ya da diğer günahlara vakit kalması mümkün müdür?

7. Gecikmiş tevbe için kendini kına!

Rabbimiz bir ayetinde muttaki kullarından bahsederken diyor ki “Rablerine korku ve umutla dua ederler” (Secde, 16) Ettiğimiz tevbe ve devamındaki ameller bizi ne kendimizi beğenmeye ne de başka günahta olan insanları kınamaya sevk etmemeli. Tevbemizi muhafaza edip edemeyeceğimizi bile bilmiyoruz, aynı zamanda kınadığımız insanın ne hal üzere öleceğini de. Korkuda aşırıya kaçıp ümitsizliğe düşmememiz gerektiği gibi, umutta aşırıya kaçarak gevşekliğe ve kibre düşmemeliyiz. Şeytan bize kibirle geldiğinde o günahtan tevbe etmediğimiz zamanlar için kendimizi kınamalı, kibre, ucuba, riyaya açık kapı bırakmamalıyız.

“Allah’a korkarak ve (rahmetini) umarak dua edin. Muhakkak ki iyilik edenlere Allah’ın rahmeti çok yakındır.” (Araf, 56)

8. Yanlış seçim yaptığın için tevbe et ve durumunu değerlendir.

Günah işlemek demek aslında yanlış bir seçim yapmak demektir. Günahımızdan tevbe ederken tercihimizi Allah’a isyandan yana kullandığımız için de tevbe etmeliyiz. Bizi o günaha sevk eden noktalar üzerinde ince ince düşünerek bir daha o hataya düşmemek için bu noktalar üzerinde çalışmalıyız.

Tevbenin bir ibadet olduğunu unutma!

Tevbe başlı başına bir ibadettir ve sadece zinakar ya da alkol kullanan insanlar için de değildir. Rasulullah sallallahu aleyhi vessellem “Vallahi ben günde yetmiş defadan fazla Allah’dan beni bağışlamasını diler, tövbe ederim.” (Buhârî, Daavât 3. Ayrıca bk. Tirmizî, Tefsîru sûre (47) İbni Mâce, Edeb 57) diyor. İstiğfarı arttırmak rabbimizin nimetlerini hatırlamamıza daha çok yardımcı olur, bilmediğimiz günahların tevbesini yapabilmemize olanak sağlar, rabbimiz katında derecemizi yükseltir, ne kadar iyi olduğumuzu zannedersek zannedelim her daim istiğfara muhtaç olduğumuzu bizlere hatırlatır.

“Şunu iyi bilin ki, Allah tevbe edenleri de sever, temizlenenleri de sever.” (Bakara, 222)

*Bu yazı hazırlanırken Nureddin Yıldız – Minhacul Abidin Okumaları 18. Dersinden yararlanılmıştır.

 

Bir Yorum

  1. Allah emeği geçen herkesten razı olsun. Çok faydalı içerikleriniz var. Çok güzel bir konuya parmak basmışsınız.

Bir Cevap Yazın

Başa dön tuşu