MultimedyaVideo

Denge Ümmeti – Nouman Ali Khan

“Bu hutbenin konusu: Allah’ın ümmet olmamız adına bizden beklentileri. Bizi ümmet kılması ne anlama geliyor?”

Burada trajedi şu ki: “Böylece, sizler insanlara birer şahit (ve örnek) olasınız diye” diyor Allah. İnsanlık “Denge nerede? O sadece teori mi? İnsanlık dengeye sahip olabilir mi?” dediğinde, bakacakları ümmet, işte bu bahsedilen ümmet. O ümmete bakarak, “Denge bu demekmiş” demeleri gerekiyor. “Adalet buymuş.”, “Ahenk bu demekmiş.” “Amaç buymuş.” demeleri gerekiyor. Biz şu anda böyle mi görünüyoruz peki? Bu ayeti okurken iyi hissetmeli miyiz? “Sizi orta, dengeli ümmet kıldık.” Kendimize baktığımızda “elhamdülillah, dengeliyiz” diyor muyuz? Değiliz.

Üstüne bir de sorumluluğumuz var, insanlık aleyhimize şahitlik edebilir. Bizler insanlığın aleyhine şahitlik edebiliriz, fakat Peygamber (صلى الله عليه وسلم) de bizim aleyhimizde şahitlik edebilir. Bu ayetin korkutucu kısmı burası. “شُهَدَاء عَلَى النَّاسِ” /insalığın şahitliği” ve “الرَّسُولُ عَلَيْكُمْ شَهِيدًا /Rasulullah’ın (صلى الله عليه وسلم) şahitliği” Bizler, insanlığa dengeyi göstermekle yükümlüyüz. Çünkü Allah, ümmet olarak bizlere bu sorumluluğu verdi. Ümmet olarak.

Bunu gerçekleştirmemiz gerekiyor, çünkü kıyamet günü Rasulullah (صلى الله عليه وسلم) şahitlik edecek. Bu ümmeti dengeli halde bıraktığını söyleyecek. Emirleri sunduğunu ve bizlerin bunları anladığını ifade edecek. Ve bunu dünyanın geri kalanına gösterme yükümlülüğümüz olduğunu söyleyecek. Kıyamet gününde, insanlık işimizi yapıp yapmadığımıza şahitlik edecek. Ki, biz dünyaya dengenin nasıl olması gerektiğini hiç göstermedik.

“İnsanlık aleyhimize şahitlik edebilir duruma gelecek.”

İnsanlık aleyhimize şahitlik edebilir duruma gelecek. “Neden İslam’dan etkilenelim ki?” diyecekler. “Neden bu kitap ve elçi hakkında iyi şeyler düşünelim? Bu insanları gördünüz mü? Ülkelerine bakın, en bozuk olanlar onlar. Birlikte iş yaparken en bozgun, en alçakça davranan insanlar onlar. Şimdiye kadar bir tek Müslümanlar tarafından kandırıldım. Bana yalan söyleyenler bir tek Müslümanlardı. Neden onların dinine ilgi duyayım? Neden onlarla ilişkim olsun isteyeyim?” diyecekler. “Onların en olumsuz, en ırkçı, en peşin hükümlü, en zalim insanlar olduğunu gördüm. Ve sürekli birbirleriyle kavgalılar.” diyecekler. Bireysel olarak değil, tüm insanlık bizim aleyhimize şahitlik edebilir. Rasulullah (صلى الله عليه وسلم)’in de bize karşı delili var, çünkü görevini devam ettirelim diye bizlere bırakmıştı. Dengeli ümmet nasıl olur Medine’de tüm dünyaya gösterdi. Bize gösterdi. Mekke’yi fethettiğinde dengeli ümmet nasıl olur gösterdi. Bizlerin bunu ilerletmesi gerekiyor.

Ramazan, önceki derslerde bahsetmiştim, aslında bizlerin farklı bir ümmet oluşunun kutlanmasıdır. Bizler denge ümmetiyiz. Yahudiler farklı günlerde oruç tutuyorlardı. Rasulullah (صلى الله عليه وسلم), onlarla aynı günlerde oruç tutuyordu. Sonra Allah, artık ayrı bir ümmet oluşumuzun beyanı için Ramazan’ı bildirdi. Bakara Suresi’ndeki her şey, bizim yeni bir ümmet oluşumuzdan bahsediyor. “Farklı günlerde oruç tutacaksınız, Allah’ın son vahyi sizlerle olacak, sizin kıbleniz ve başkentiniz farklı olacak.” Manevi başkentimiz değişti. Suredeki her şey; yeni bir ümmet oluşumuz, denge ümmeti oluşumuz hakkındadır. Bizden beklenen bu.

“Beklenen ümmet olmak için, o amaç uğruna çocuk yetiştirmeliyim…”

Bu yükümlülük şuurunun, Allah’ın memnun olacağı bir şeye dönüşmesi gerekiyor. Amaç şuuru. Ümmet dengeli olduğunda ise, bu amaç şuurunun dışında kalan tek bir birey bile bulunmayacak. Hiç kimse hariç tutulmayacak. Bu bağlamda, her birimizin katkıda bulunacağı şeyler olacak. Eğer bizler, kendi evimiz dışında hiç kimseyi etkileyemiyorsak, o zaman en azından çocuklarımı bunun destekçisi olarak yetiştirmeliyim. Beklenen ümmet olmak için, o amaç uğruna çocuk yetiştirmeliyim. Amacı yalnızca iş sahibi olmak olan çocuklar yetiştirmekten kurtulmamız lazım. Amaçları, yeni araçlarıyla ailelerini gururlandırmak olmamalı. Çocuklarımızı muhteşem düğünler yapsın diye yetiştiriyoruz. Bu kadar, daha fazla beklenti yok. Çocuklara bir görev şuuru aşılayın. Sadece soyadını taşımasınlar. Diğer her millette de öyleydi, hepsi soyadlarını taşıdılar. Bizim çocuklarımız, kuşaklarımız Rasulullah (صلى الله عليه وسلم)’ın görevini ileri taşımalılar. Tek ümmet şuurunu taşımalılar. Bu ihmal etmek için çok büyük bir olay.

Yeniden düşünmeliyiz: Bizler nerede savsakladık, bizden önce gelen İsrailoğullarına benzedik mi? Onların kendilerini içinde bulduğu imtihanların içinde buluyor muyuz kendimizi? Bu arada yalnızca benim söylediklerime dayanmayın, sureye kendiniz çalışın. Açık bir kalp ile çalışın. Allah neden onlardan bahsediyor bizlere? İsrailoğullarına lanet okuyalım diye değil. Sahabe, “Onlar hakkında indirdi, fakat bizden bahsediyor.” derdi. Sahabe böyle derdi. Onlar hakkında indirildi, bizim için ise ders. Ki, onlar gibi olmayalım. Kur’an, bunu surenin sonunda açık bir şekilde ifade ediyor. Allah’a dua ederken diyoruz ki: “رَبَّنَا وَ لاَ تَحْمِلْ عَلَيْنَا إِصْرًا كَمَا حَمَلْتَهُ عَلَى الَّذِينَ مِن قَبْلِنَا” “Bize, bizden öncekilere yüklediğin gibi ağır yük yükleme.” Diğer bir ifade ile, bizden öncekilere de yüklenen bir yükümlülüğü taşıyoruz. Ve umuyoruz ki savsaklamayalım. Onlar gibi başarısız olmayalım. Samimi olarak, bu ümmetin Allah’ın istediği şekilde uyanması için dua ediyorum. İlk ve öncelikli olarak Allah için dik duran, onurlu bir ümmet olarak konumumuzu yeniden inşa edebilelim.

“Eğer bizler köklü bir değişiklik yapmazsak…”

İlk ve öncelikli olarak, ki Rasulullah (صلى الله عليه وسلم)’ın şahitliğine layık olabilelim. Son olarak da, bahsedilen ümmet olabilelim diye dua ediyorum. Bizler buna muktediriz. “Sadece kötüye gidecek” demiyorum, buna inanmıyorum. Kesinlikle kabiliyetimiz var, buna muktediriz. Ümmet içinde birçok bereketi, potansiyeli barındırıyor. Yalnızca bir kuşağın bile yapabileceği şeylerin (büyüklüğüne) inancım çok güçlü. Yalnızca bir kuşak ile tüm dünyayı dönüştürebiliriz. Bu imkansız bir şey değil. Bunu dünya çapında gerçekleştirebiliriz. Yalnızca bir bölgede değil, tüm dünyada. Buna inanmanız gerekiyor.

Eğer bizler köklü bir değişiklik yapmazsak, yalnızca kanayan yaraları tedaviyle uğraşmak durumunda kalırız. Yapılması gereken şeyi yapmamız gerekiyor. Uzun süreli, kuşaklar içeren bir stratejiye sahip olmamız gerekiyor. Sadece gelecek ay ve yılı düşünemeyiz. Yüzyıl sonrasını düşünmeliyiz. En azından elli yıl sonra, yüz yıl sonra ümmet nerede olacak ve bu hedef için nasıl çalışıyoruz düşünmemiz gerekiyor. Eğer uzun süreli öngörünüz yoksa, bu amaca sahip değilseniz, o halde biz asla başlayamayız bile. Allah (جل جلاله) bizleri öngörü ve amaç şuuruna sahip insanlar kılsın.

Denge Ümmeti başlıklı videonun pdf dosyasını indirmek için tıklayın.

Bir Cevap Yazın

Başa dön tuşu