Az bir zaman kaldı.
İmtihan başlayacak.
Eline soru kâğıdı verilecek.
Hazır mı çocuğun?
Tüm çıkabilecek soruların doğru cevaplarını öğrettin mi ona?
Uygulamalı cevapları gösterip, alıştırdın mı?
Fıtratını bozacak etkenlerden korudun mu?
YARATICISINA karşı,
Kendine, ailesine, yakınlarına, insanlara, diğer canlılara karşı görev ve sorumluluklarını biliyor ve yapıyor mu?
Sende örneğini gördü mü?
Davranışlarına etki edecek çevresini ve kazanımlarını kontrol ediyor musun?
Doğuştan var olan özelliklerini tespit edip, bunları düzeltme veya hayra yönlendirme çabasını gösteriyor musun?
İmtihanın amacının kimin daha güzel ameller yaptığını ortaya çıkarmak olduğunu, DOĞRU BİR İMAN, SALİH AMEL ve GÜZEL AHLÂKla insanların kurtuluşa ereceğini öğrettin mi?
Allah’ın zekâ, kabiliyet, fiziksel özellikler ile maddi zenginlik gibi insana verdiği nimetleri kullanarak ne kadar çaba gösterdiğimize, günümüzde yaygınlaşan ifadesiyle performansımıza bakacağından onu haberdar ettin mi?
Bu nimetleri gerektiği gibi kullanıp kullanmadığımızdan sorulacağımız duyarlılığını verdin mi?
Zamanın, çok iyi değerlendirilmesi gereken bir sermaye olduğunun farkında mı?
Yaptığı yanlışların cezasını dünyada ve ahirette çekeceğini biliyor mu?
İmtihan süresinin aniden bitebileceğini, her an hazırlıklı olması gerektiğinin bilincinde mi?

İnsan ne kadar zeki olursa olsun, imtihana hazırlık yapmadıysa başarı oranı düşüktür.
Daha önce bir benzerini görmediği, ilk defa karşılaştığı sorular öğrencileri zorlar.
Ya yanlış yapmasına ya da cevapsız bırakmasına yol açar.
Ayrıca insan soruların cevaplarını ne kadar bilirse bilsin, eğer soruları cevaplandırmıyorsa başarılı olması mümkün değildir.

Az sonra soru kâğıdı verilecek çocuğuna.
Artık o her yaptığından sorumlu olan bir birey.
Yapacağı her güzel ve çirkin; iyi ve kötü işte senin etkin olacak.
Edindiği her bilgi ve davranış onun dünya ve ahiretini etkileyecek.
Onu imtihana güzel hazırlamadıysan, o zorluk çekecek ve belki de kaybedecek.
Belli bir yaştan sonra; doğruyu bulmak, kendi yanlışlarını düzeltmek onun sorumluluğunda.
Ama imtihan kâğıdı eline verildiğinde soru ve cevapları bilen ve buna alışkın olan mı daha kolay geçer imtihanı, yoksa hiç haberdar olmadan karşılaşan mı?

Namaz sorusu çıkmış çocuğun karşısına.
Ailesinde hiç görmemiş.
Nasıl kılınacağını bilmiyor.
Hiç hayatında kılmamış.
Alışmamış.
Atlıyor soruyu çocuk.
Yapamıyor.
En önemli sorulardan biri boş bırakılmış.
Büyük bir puan kaybı.
Başarı şansı azalıyor.
Tâki namazın önemini anlayana; namazı öğrenene, kılana, alışana değin.

Gençlik çağında çocuk.
Heyecanlı.
Bilgisiz, sınırsız, ölçüsüz, özgür(!)
Duymamış, öğretilmemiş, öğrenmemiş.
Veya biraz biliyor yanlışlığını da…
Ciddiyetini,
Dünya ve ahiretteki karşılığını- cezasını bilmiyor.
Zinaya düşüyor.
Büyük bir soru ve büyük bir yanlış.
Peki yanlıştan sonra ne yapacağını öğrettin mi?
Battıkça batacak mı?
Tövbeyi, tekrar Allah’a dönüşü öğrenmediyse…

Başımıza gelenlerin ellerimizin işlediği yüzünden olduğunu,
DUA, NİYET ve GAYRETlerimizin Allah’ın yaratmasında etkili olduğunu…
Anlattın mı çocuğuna?
Bir sıkıntı geliyor başına.
Allah’ı suçluyor, isyan ediyor.
Bir soru daha böylece yanlış cevaplanıyor.
Bilgisizlikten, hazırlıksızlıktan…

İnfak veya zekât sorusuyla karşılaşıyor çocuk.
Vermek nedir, bilmiyor,
Görmemiş.
“Bu senin harçlığın yavrum, bir miktar yoksullara vereceksin veya bir şeyler alıp arkadaşlarına vereceksin” denmemiş.
Vermemiş, vermeye alışmamış.
Zor geliyor.
Önemli sorulardan biri daha cevaplanamıyor.

Sevgi göstermesi gerekiyor çocuk.
Eşine, çocuklarına, yakınlarına.
Zamanında sevilmemiş,
Sevmeyi öğrenmemiş.
Sevmenin imandan olduğunu bilmiyor.
Kendini ve yakınlarını sevgisiz, soğuk bir hayata mahkûm ediyor.
Bir soru daha böylece yanlış cevaplanıyor ve yine puanlar kaybediliyor.

Sen neresindesin bu boş bırakılan, yanlış yapılan soruların?

Bir bilgisayar oyununda bile kurallar vardır. Çocuk kuralları öğrenir önce. Kurallara uydukça daha güzel oynar. Oynadıkça tecrübe kazanır ve sonuçta başarır.

 Bir bilgisayar oyunu kadar ciddi değil mi hayat?

Girip giremeyeceği, bitirip bitiremeyeceği, işine yarayıp yaramayacağı kesin bile olmayan nice küçük imtihanlar için çalışılır, hazırlık yapılır da istisnasız herkesin mutlaka gireceği, kimsenin kaçamayacağı, sonucun ya kurtuluş ya hüsran olacağı bu büyük imtihan için hazırlık yapılmaz mı?

UNUTMAYALIM;

Çocukları imtihana güzelce hazırlamak onlar için imtihanlarında kolaylık;
büyükler için ise kendi imtihan sorularından biri olan “çocuklara karşı sorumluluğu” doğru şekilde cevaplamaktır.

İMTİHAN SALONU

İmtihan salonlarını bilirsiniz. Sessiz ve sakin olur. Herkes önüne bakar ve kendi sorularıyla meşguldür. Gürültü ve karışıklık imtihanı zorlaştırır. HUZURlu bir imtihan ortamı için herkesin uyması gereken kurallar vardır.

Bildirilen emirler, yasaklar, kurallar sadece imtihanı kazanmaya yönelik değil, salonun huzur ve sükûnu da içindir.

Çocuklarımızın güzel bir ortamda imtihana girmesini sağlamak hem görevimiz hem de onlara yapabileceğimiz en büyük iyiliklerden biridir.

İmtihan süresince, sorularımızı güzel bir şekilde cevaplamaya çalışırken; başkalarına rahatsızlık vermemek, onların imtihanını zorlaştırmamak, hatta kolaylaştırmak için elimizden geleni yapmak, ahlâki bir sorumluluğumuzdur.

İmtihanın anlamını kavratmak, soruların cevaplarını yaşayarak göstermek, bu konuda çevremize ve insanlığa örnek olmak, hem peygamberlerin hem de onu takip edenlerin görevidir.

İman edip salih amel işleyen kardeşlerimizle emirler, yasaklar, ibadetler ve ahlâkî davranışlar içinde yer alan ortak sorularımızda doğru ve birlikte hareket edebilmek, farklı sorularımızda, hakkı ve sabrı tavsiye ederek yardımlaşmak, bizden sonra gelenlere de böylece güzel bir miras bırakmak insani ve İslâmi sorumluluğumuzdur.

Fatıma Neşe Tuna

Yorumlar

yorumlar

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu yazın.
Please enter your name here