“Karanlıklardan Aydınlığa”

Sanırım benim İslam’a yolculuğumu anlatan en güzel ifade bu olurdu. 19 yaşında Müslüman bir ailede doğup büyümüş, kendine “Müslüman” diyen biriydim ama din anlayışım özel diye adlandırılan gün ve gecelerde dua etmekten ibaretti.

Küçükken Kuran kursunda eteğimi bulamayıp pantolon giydiğim için azarlandıktan sonra bir daha Kuran okumamıştım. Kuran zaten anlaşılmazdı, zordu, karmaşıktı, herkes anlayamazdı, mealini okursan Allah korusun yanlış yollara düşebilirdin, çok derin düşünürsen kafayı yerdin. Dine yaklaşımım buydu ama sonra bir gün bir ölüm haberi hayatımı sorgulamama sebep oldu.

“Neden Müslümandım?” “Neden İslam’ı seçmek zorundaydım?” “En doğrusu gerçekten bu muydu?” gibi sorular sormaya başlamıştım. Bir ateist gibi araştırmaya başladım. Dünyaca ünlü davetçilerin videolarını izlemeye başladım. Nouman Ali Khan’ın tefsir videoları ben de en çok etki bırakanlar oldu. Sonra farkettim ki benim inandığım Kuran/İslam ve gerçekte olan çok farklıydı. Okudukça okuyasım araştırdıkça araştırasım geliyordu. Kuran’ın okuduğum her ayeti bana, hayatıma, sorunlarıma değiniyordu. Etrafımda gördüğüm gibi ölülere okumak için inmemişti. Sadece hocalar da anlamazdı.

Videoları izlerken “Genç Müslümanlar” sitesine denk geldim, mail atıp tavsiye almak istedim. Allah razı olsun yetkili kardeş çok yardımcı oldu ve beni bulunduğum şehirdeki arkadaşıyla tanıştırdı. Aklıma takılan soruları sorduğumda beni yargılayarak cevap vermediler. Yeri geldi sadece sorduğum tek bir soru için bile vakit ayırıp kitaplardan, başka kaynaklardan araştırma yaptılar.

Doğru yolda olduğumu en çok anladığım zamanlardan biriydi. Çünkü Allah’ın benim karşıma çıkardığı insanlar bana Kuran ile öğüt veriyordu, yargılamadan… Peygamberi öldürmeye çalıştığı zamanlar olduğu halde Müslüman olmaya karar verince geri çevrilmeyen Hz Ömer’in peygamberinin ümmetindendiler çünkü.

Kur’an öğrenmeye başladım. En önemlisi Siyer, Hadis ve Tefsir okumaya başladım. Namazlarımı kılmaya, düzenlemeye başladım. Etrafımdan garip tepkiler aldım, 5 vakit namaz kılan bir akrabamız birkaç kere Kuran meali okuduğumu duyunca “Çok derinlere inme bence deliren çok olurmuş. Arapçasını oku.” demişti. Ama aksine okudukça hayatımın anlamını daha iyi anlıyordum ve düşünüyordum. Yakınlarım benim daha iyi biri olduğumu eski kişiliğimle alakam olmadığını söylemeye başlamıştı. Aileme karşı, ebeveynlerime karşı daha saygılı, ne dediğine dikkat eden biri olmaya başlamıştım. Bir anda hayatımda her şeye bakış açım değişmişti.

“Bu Kuran, ayetlerini düşünsünler ve akıl sahipleri öğüt alsınlar diye sana indirdiğimiz mübarek bir kitaptır.”(Sad/29) derken Allah, sadece Arapçasını okumak mantıksız olmaz mıydı?

Kuran öğüt almak, düşünmek, gerçekten kim olduğunu öğrenmek, uyarılmak, müjdelenmek için dirilere inmiş bir kitaptı. Eğer tek amacım doğmak, büyümek, çoğalmak, yaşama sıkıca tutunmaksa bir hayvandan ne farkım kalırdı ki?

Ve aldığım en büyük derslerden biri de sen Allah’a bir adım atıyorsan Allah sana binlercesiyle karşılık veriyordu. Ona itaatsiz olanlara bile her an Rahman ismiyle tecelli eden Allah, ona yaklaşmak isteyen kuluna neler vermez ki?

Yazar: Elif N.

Yorumlar

yorumlar

1 YORUM

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu yazın.
Please enter your name here