KUKLANIN MEVSİMİ OLMAZ

Biz buradayız, bir yere gittiğimiz de yok. Üzerinde doğrulduğumuz toprak, mavisini kuşandığımız gökyüzü yüreklerimizden tutuyor. Biz buradayız ve her kentin tam ortasından bakıyoruz dünyaya. İçimizde kardelen ılıklığında bir sürgün besliyoruz, nefesimiz ılık bir bahar çağrısı…

“Hedefini delip geçmezse kılıçla mızrak
Dönüp yaralar kendi sahibini…”

Bu, atalardan, Endülüs’ün kahraman evlatlarından bize düşen kutlu söz içinde yol aldığımız hali ne kadar da güzel açıklıyor. Adaleti ve özgürlüğü “ kuklalardan” dileniyorsanız, hedefinizi baştan yanlış koymuşsunuz demektir. Oysa “kuklacının” hiçbir zaman böyle bir niyeti olmamıştır ve olmayacaktır da. Dilenme halindeyseniz direnme bilinciniz tahrip olmuş demektir. Böylesi bir duyarga sefaletten başka bir işe yaramaz. Dünün, kendilerini dava delisi gençleri olarak takdim edenler şimdilerde geçmişlerine kahır ve iğrenmişlikle bakıyorlarsa, bilin ki onların dünde fazla bir anlamları yoktu zaten. Siz kendinizi sonsuz bir sevdanın adanmışları değil de kuru bir ideolojinin bağlıları olarak görürseniz, elbette sizleri bir arada tutar gibi görünen ideolojik bağ koptuğunda dünyada bir anlam ifade etmediğinizi görürsünüz. Ve belleğinize tutuşturulan verili dünyanın söylemleriyle yaşanmış olanı yargıladığınızda elinizde kalan pişmanlıktan başkası değildir. Dünü hiçbir şey diye adlandırdığınızda bu gün de hiçsiniz demektir. Dün, ideolojik saplantı ve takıntı halinde olanlar, bu gün liberal demokratik podyumlarda kendilerinin ne kadar da zararsız uysal olduklarının gayreti içerisine girmiş bulunuyorlar. Ne denir ki, devam edin öyleyse kukladan merhamet dilenmeye…

Oysa biz her zaman burada olacağız… Dün buradaydık, bugün buradayız ve yarında burada olacağız. Aşk ehli ile kuru akıl ehli arasındaki ince çizgidir bu…

Öyleyse biz işimize bakalım…

Farkında olan bir bilinç halindeysen haydi gir kolumuza, dokun kelimelerimize… Haydi ayağa kalk düş önümüze…

Ferhat Kalender
 

Yorumlar

yorumlar

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu yazın.
Please enter your name here