“Fazla gülmeyi terk edene, heybet verilir.

Fazla konuşmayı terk edene, hikmet verilir.

Fazla yemeyi terk edene, ibadet lezzeti verilir.

Mizahı terk edene, zerafet verilir.

Başkalarının kusurlarıyla uğraşmayı terk edene,

Kendi kusurlarını ıslah etme imkanı verilir.

HZ.ÖMER (r.a)

 

a-Şakanın ölçüsü:

Mizah, aslında yasaklanmıştır. Ancak hafif şakaya göz yumulmuştur.

Allah Rasulü (sav) şöyle buyurmuştur:
‘’Kardeşinle çekişme ve ona sevmediği şakaları yapma.’’[1]

Soru: Çekişmede incitmek  vardır. Çünkü o esnada ya kardeşini yalanlar ya da onu cahillikle suçlar. Ancak şaka ise sevindirmek, güleryüz  göstermek ve gönlü hoş etmektir. Böyle olunca neden yasaklanmıştır?

Cevap: Şakada yasaklanan, aşırıya kaçmak ve devamlı yapmaktır. Devamlı şaka yapmanın sakıncası, vakti oyun ve eğlenceyle meşgul etmesidir. Oyun caizdir, ancak devamlı yapılması kınanmıştır. Aşırıya kaçmanın sakıncası ise, şakanın çok gülmeye sebep olmasıdır. Çok gülmek kalbi öldürür. Bazen de kin tutmaya sebep olur. Olgunluğu ve vakarı düşürür.

Herhangi bir düşmanlık, kin ve kırgınlığa sebep olmayan şakalara müsaade edilmiştir. Bu konuda

Peygamber  Efendimiz (sav)  şöyle buyurmuştur:
‘’Ben şaka yaparım; ancak haktan başkasını söylemem’’[2]

Şaka yapıp, haktan başkasını söylememek ancak Allah Rasulü’nün  (sav) işidir. Başkaları ise şaka yapmaktan  gayesi ne şekilde olursa olsun insanları güldürmektir.

Peygamber Efendimiz (sav) buyurmuştur ki:

‘’Bir kimse meclisteki arkadaşlarını güldürmek için öyle bir söz söyler ki, bu yüzden Süreyya yıldızından  daha uzak bir mesafede ateşe atılır.[3]

b-Şakanın  Zararları:
Rasulullah (sav ) şöyle buyurmuştur:

‘’Benim bildiklerimi bilseydiniz az güler çok ağlardınız.’’[4]

c)Gülmenin Ölçüsü:
Kınanan gülme, kahkaha şeklinde olandır. Makbul olan gülme ise, ses çıkarılmadan sadece dişler görünecek şekilde tebessüm etmektir. Allah Rasulünün gülmesi böyle idi.

Muaviye’nin azatlısı Kasım şöyle anlatmıştır:

‘’İnatçı bir devenin sırtında bulunan bedevinin biri, Allah Rasulü’ne (sav) yöneldi ve selam verdi. Adam  bir şey sormak için Rasulullah’a (sav) yaklaştığında dev onu uzağa götürüyordu. Bu birkaç kez oldu. Bu manzara karşısında sahabeler gülüyordu. Sonra devesi onu sırtından atıp boynunu ısırdı ve adam öldü. Durumu Efendimiz’e (sav) haber vererek,

‘Ey Allah’ın Rasulü! Azgın deve adamı düşürdü ve öldürdü’’dediler. Efendimiz de (sav)

‘Evet! Sizin ağızlarınız da onun kanıyla doldu!’’ buyurdu.’’[5]

Bu sözüyle gülmelerinin doğru olmadığını anlatmak istedi.

d-Şaka, Vakarı Yok Eder:
Hz.Ömer (ra) şöyle demiştir: ‘’Şaka yapan hafife alınır.’’

Said b. As oğluna şöyle demiştir: “Ey oğlum! Şerefli kimseyle şakalaşma, sana kızar. Düşük kimseyle de şakalaşma, hakaret eder.”

Hz.Ömer (ra) yanındakilere, ‘’Şakaya niçin mizah denildiğini biliyor musunuz?’’ diye sordu; onlar, “Hayır’’ dediler; Hz.Ömer (ra),

“Sahibini haktan uzaklaştırdığı için’’ dedi.

Denildi ki: “Her şeyin bir tohumu  vardır; Düşmanlığın tohumu da yersiz şakadır.’’

Soru: Allah Rasulü ve onun ashabı zaman zaman  şaka yaptıkları halde bu nasıl yasaklanır?

Cevap:Eğer sen de Allah Rasulü ve ashabı gibi şaka yapabilirsen bunda hiçbir sakınca yoktur. Şöyle ki: Şaka yaparken doğruyu söyleyeceksin, kimseyi incitmeyeceksin, aşırıya kaçmayacaksın, her zaman değil ara sıra yapacaksın. Ancak  insanın şakayı sanat haline getirmesi, devamlı yapması, aşırıya kaçması, sonra da, ‘’Allah Rasulü de şaka yapardı.’’ deyip onun sünnetine sarıldığını düşünmesi büyük bir hatadır.

Böyle delil getirmek yanlıştır. Çünkü küçük günahlar, ısrar neticesinde büyük günaha dönüşür. Bazı mubahlar da ısrar sonucunda küçük günaha dönüşür. Bunlar unutulmamalıdır.

Ebu Hureyre(ra) anlatır: Sahabeler, “Ey Allah’ın Rasulü! Sen bizimle şakalaşıyorsun’’ dediklerinde Peygamber Efendimiz (sav),

‘’Ben sizinle şakalaşmam da haktan başkasını söylemem’’ buyurdu.[6]

Ata anlatır: Adamın biri İbn Abbas’a (ra), “Allah Rasulü şaka yapar mıydı?’’ diye sordu; İbn Abbas (ra), “Evet yapardı’’ dedi. Adam,

‘’Onun şakası nasıldı?’’ dedi. İbn Abbas (ra),

 ‘’Bir gün Allah Rasulü hanımlarından birine genişce bir elbise giydirdi ve şöyle buyurdu:

 “Onu giy, (Allah’a) hamdet ve eteklerini gelinin etekleri  gibi sürü.’’[7]

Enes (ra) der ki: ‘’Rasulullah (sav), eşleriyle ( beraberken ) en çok şakalaşan biriydi.’’

Rivayet edildiğine göre Rasul-i Ekrem (sav) çok tebessüm ederdi.

e-Allah Rasulü’nün Şakaları
Hasan-ı Basri’den (rah) rivayet edilmiştir:

’Yaşlı bir kadın [8] Allah Rasulü’nün yanına geldi ve Peygamber Efendimiz(sav) ona,

Yaşlı kadınlar cennete giremezler’ buyurdu. Bunun üzerine kadın ağlamaya başlayınca,         Peygamber Efendimiz(sav) sözünün ne manaya geldiğini şöyle açıkladı:

‘Sen, o gün yaşlı olmayacaksın. Allah ayetine, ‘Gerçekten biz cennetlik kadınları güzel bir şekilde yeniden yarattık. Onları hep bakire yaptık’[9] buyurmaktadır.’’[10]

Zeyd b.Eslem (ra) anlatır: Ümmü Eymen isminde bir kadın Rasul-i Ekrem’e (sav) gelerek,

‘’Kocam sizi davet ediyor’’ dedi. Peygamber Efendimiz (sav),

‘’Senin kocan kim? Gözlerinde beyazlık olan kişi mi?’’ diye sordu. Kadın,

‘’Vallahi gözlerinde beyazlık yoktur’’ dedi. Rasulullah (sav),

 ‘’Hayır! Kocanın gözlerinde beyazlık var’’ buyurdu. Kadın,

’Vallahi yoktur!! Dedi. Rasulullah (sav),

  ‘’Gözünde beyazlık olmayan hiçbir kimse yoktur.’’ buyurdu.

Hz.Peygamber (sav) bununla göz hastalığını değil, göz bebeğini çevreleyen beyazlığı kastetmiştir.

Başka bir kadın Rasulullah Efendimiz’e (sav) gelerek,

‘’Ey Allah’ın Rasulü! Beni bir deveye bindir’’ dedi. Peygamber Efendimiz (sav),

‘’Hayır! Biz seni deve yavrusuna bindireceğiz’’ buyurdu. Kadın,

‘’Deve yavrusunu ne yapayım; o beni taşıyamaz’’ deyince Rasulullah (sav),

‘’Her deve başka bir devenin yavrusudur’’ buyurdu.[11]

Hz.Enes (ra) anlatır:

Ebu Talha’nın (ra), Ebu Umeyr adında bir oğlu vardı. Rasul-i Ekrem (sav) onlara gelir ve,

‘’Ey Ebu Umeyr! Ne yapıyor senin Nuğayr?’’ diye sorardı.

Nuğayr, çocuğun oynadığı serçe yavrusu idi.

Hz.Aişe (r.ah) anlatır:

Allah Rasulü benimle yarıştı, ben onu geçtim. Daha sonra tekrar yarıştık. Bu sefer kilo almıştım. Rasulullah (sav) beni geçti ve,

‘’Bu, önceki yarışın karşılığıdır’’ buyurdu.

f-Mizahı Arttırmanın Olumsuz Yanları:
1-)Mizahı arttırmak; vakti oyun ve eğlenceyle meşgul etmektir.

2-)Mizahı arttırmak; kalbi öldürür.

3-)Mizahı arttırmak; olgunluğu ve vakarı düşürür.

4-)Mizahı arttırmak; hayayı azaltır hayası az olanın da takvası az olur.

5-)Çok gülenin heybeti azalır, kalbi ifsad olur.

6-)Çok şaka yapan hafife alınır.

7-)Mizah, sahibini haktan uzaklaştırır.

[1] Buhari,Edebü’l müfred

[2] Heysemi,Mecma’uz Zevaid, 9/17

[3] Ahmed,Müsned,2/402; Ebu Nuaym,Hilyetü’l Evliya,3/164

[4] Buhari,Rikak,27; Müslim,Salat,112.

[5] Abdullah b.Mübarek,Zühd

[6] Heysemi,Mecmau’z-Zevaid,9/17

[7] Taberani ve İbn Asakir de şöyledir: adamın biri İbn Abbas’a (ra) sordu: ‘’Allah Rasulü şaka yapar mıydı?’’ ‘’Evet az yapardı’’ dedi.

[8] Bu kadının Peygamberimizin halası,Safiye b.Abdülmuttalib (rah) olduğu söylenir. (Zebidi,İthaf,9/225)

[9] Vakıa 56/35-36

[10] Suyuti, ed-Dürrü’l-Mensur, 14/199

[11] Ebu Davud, Edeb, 92; Tirmizi, Birr ve’-Sıla,57

Yorumlar

yorumlar

1 YORUM

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu yazın.
Please enter your name here