Kitap

Esenlik Yurdunun Çağrısı – Celaleddin Vatandaş

“Geçmişin bir anındayız. Mahiyeti ancak daha sonraları anlaşılabilecek önemli bir anda ve tüm bilinen uygarlık merkezlerinin çok uzağındayız. Nüfusun son derece az olduğu çöllerle kaplı bir bölgenin ortasındaki dağlardan birisinde bulunan küçük bir mağaradayız… “

Bu satırlarla başlayan eser Risalet Çağı’nın özelliklerini ve o dönemde farklı coğrafyalardaki kötü gidişatı iyice betimliyor zihnimizde. Şöyle bir tefekkür edelim, insanın durumu tüm coğrafyalarda ilahi ölçülerden sapmış biçimdeyken Kur’an ilk olarak hangi ayetleri ile nasıl hitap etti o döneme?

Yanlışların hangisinden başladı? Peygamber aleyhisselam nasıl bir görüntü, mükemmellik, ahlaki duruş sergiledi ki çağrısını duyanlar kurtuluşa koştular? İnkar edenlerin de Allah inançları olduğu düşünülürse işin neresinde batıl yola gittiler? Öyle ya “And olsun onlara ‘gökleri ve yeri kim yarattı?’ diye sorsan, mutlaka ‘Allah’ derler.” (Lokman, 25) diyor Kur’an. İşte tüm bunları yeniden düşünüp imanın ve küfrün ayrıldığı noktaları işliyor yazar.

Allah Teala Kur’an vasıtasıyla bizleri hidayete çağırıyor, birey ve toplumun değişmeyen sorunlarını cevaplıyor. Bu çağrıya kulak vermeyen gelişmiş topluluklar gerçek saadete ne kadar yaklaştı peki? Yazar dikkatle okunması gereken şu satırları sunuyor: “Bilimsel ilerlememiz böylesi ileri bir aşamaya gelmiş bulunuyor fakat ne yazık ki toplumsal problemler karşısında çaresizlik içinde kıvranıyoruz. İnsanın bir çok hasta organını değiştirebiliyoruz lakin kişilikli fertler yetiştirmekten aciziz. O istersek dünyayı birkaç dakikada yok edecek kadar güçlüyüz ama haksızlıkların, kötülüklerin karşısında çaresizlik içinde pısırıklaşıyoruz.” Allah Teala kullarını huzura, esenliğe çağırıyor ama onlardan bazıları kendi sistemleriyle saadete ulaştığını zannediyor.

Bu tür soruların ardından Alak ve Müddesir surelerinin ilk inen ayetlerini açıklayıp Müzemmil, Fatiha ve Asr sureleriyle Rabbimizin bizlerden neleri istediğini okuyoruz kitaptan. Özellikle Müzemmil Suresi’nde Kur’an’ı tertil üzere okuma emriyle muazzam bir metod öğrenmiş oluyoruz. Abdullah b. Mesud’a ait olduğu söylenen şu söz sahabilerin bu konudaki bakışını anlatıyor bize: “Kur’an’ı kum saçar gibi saçmayın! Ve şiir okur gibi hızlı hızlı okuyup geçmeyin! Harikaları karşısında durun ve onunla kalpleri harekete geçirin! Hiçbirinizin amacı surenin sonuna gelmek olmasın.”

İlk vahyolunan ayetleri tekrar düşünüp sanki ilk kez duyuyor heyecanı ile okuyup amel etmeyi Allah’tan niyaz ediyoruz.

 “Allah kullarını esenlik yurduna çağrıyor.” (Yunus, 25)


ESENLİK YURDUNUN ÇAĞRISI

Celaleddin Vatandaş

Yayınevi: Pınar
Sayfa Sayısı: 208

Bir Cevap Yazın

Başa dön tuşu