Üniversitedeki hocasının ricası ile Hilal kardeşimizin Fatma ile tanışmasını ve başından geçenleri anlattığı yazıyı paylaşıyoruz:

“Selamun Aleykum. Öylece durmamıza, bir türlü çözüm üretemeyişimize, yeterince dertlenmeyişimize ibretlik bir örnektir Fatma Kardeşimizin Hikayesi. Rabbim bizi affeyle. Sadece “okul okuyan”a ram olmuş gönüllerimizi ıslah eyle.Bize sahici bir dertlenmeyi, kuşatıcı bir çabayı ikram eyle. Sahip çıkamadığımız ümmetin “diri diri” gömülen kız çocukları adına.Affeyle, affeyle, affeyle…”

Size henüz bir ay önce tanıştığım, çok sevdiğim, kendisini diğer arkadaşlarıma heyecanla anlattığım bir arkadaşımdan bahsedeceğim. Ahmet Hoca’nın ricasıyla tanışmaya gittiğim arkadaşımı yine Ahmet Hoca’nın ricasıyla yazmaya çalıştım. Aşağıda, görüşme sırasında ona sorduğum soruları ve onun cümlelerini -hatırladığım kadarıyla- doğrudan aktarmaya ve yazmaya çalıştım.

Fatma’nın attığı ilk mail:
Selâmün aleyküm. Ahmet Hoca’nın yönlendirmesiyle size yazıyorum. Helal ortamda çalışmak için iş arıyorum. Dönüş yaparsanız size detaylı kendimi anlatabilirim.
Benim cevabım:
“Aleykumselam Fatma, müsait bir vakitte konuşalım inşaallah. Senin için de uygunsa pazartesi görüşebiliriz.”
Fatma:
“Kusura bakmayın, buluşmak istemişsiniz ama ben çalışıyorum izin alamıyorum ve ailemin de haberi olmadığı için yollamazlar. Buradan gittiği yere kadar konuşsak siz uygun iş bulduğunuzda buluşsak olur mu?
Kusura bakmayın uğraştırmak istemem sizi ama elimden de bir şey gelmiyor.”

Fatma’nın attığı bu ikinci mail üzerine iş adresini alıp yanına gittim. Çalıştığı tekstil atölyesinin hemen yanındaki parkta oturup bir saat muhabbet ettik. Fatma, yirmi yaşında, ortaokul mezunu. Beş kardeşin en küçüğü, babaları o henüz çocukken kanser hastalığından vefat etmiş. Birbirimize kendimizi tanıttıktan sonra çok heyecanlı olduğunu, dualarının belki de kabul olduğunu söyledi. Ben de bu cümleyi anlamak için ona dualarını sordum ve başladım dinlemeye:
– Senelerdir ikiz kardeşimle birlikte evimizin yakınındaki bu tekstil atölyesinde çalışıyorum. Aslında maddi durumumuz çok iyi, aylık 10 bin liraya yakın gelirimiz var. Çalışmasam da sıkıntı yaşamayız ama annem yine de burada çalışmamı istiyor, bu nedenle de okuyamadım. Babamla aram çok iyiydi, ama annemle öyle değil. O bu günlerde Samsun’da ve sizinle görüştüğümden haberi yok.

– Annenden bahsedebilir misin biraz?
– Annem aslında iyi biridir yani iyiliğimi ister ama hiçbir şekilde buradan çıkıp başka bir iş yapmama izin vermez. Annemle aramda bir bağ yok gibi, neden böyle bilmiyorum. Böyle olmasını istemezdim. Ablam gibi evlenene kadar tekstil işinde çalışmamı istiyor, sonrasında işi bırakıp istediğimi yapabilirmişim. Dua ediyorum Allah bana hayırlı bir eş verir inşaallah.

O bunları anlattığında Teğabun Suresi 14. ayeti okudum ona ve aile imtihanımız hakkında konuşmaya devam ettik. (Ey iman edenler! Eşlerinizden ve çocuklarınızdan size düşman olabilecekler vardır. Onlardan sakının. Ama affeder, hoş görüp vazgeçer ve bağışlarsanız şüphe yok ki Allah çok bağışlayandır, çok merhamet edendir.) Fatma konuşmamızın burasında çokca ağladı.

– Sana istediğin gibi bir iş bulsak bile annen kabul etmeyebilir ve bu defa evde tartışmalar çıkabilir. Annenin rızası olmadan bir işe girişmek senin için hayırlı olmayabilir.
– Beni tanımıyorsun aslında tartışma çıkaran biri değilim. Hep sabrettim. Bir defasında Kur’an kursuna tekrar gideyim, devam edeyim diye 4 gün aç kaldım, bilerek yemek yemedim. Annem beşinci gün beni çok kötü dövdü. O zaman da tartışmamıştım. Çok önceden birkaç aylığına Kur’an kursuna gitmiştim, annem sürekli çıkmamı istiyordu ama direniyordum. Parasız bırakıyordu beni, konuşmuyordu, ona da sabrettim. Bir gün kurstan 5 TL istediler. Bunu vermek zorundaydım, annemden defalarca istedim vermedi, bende çıkıp tekstile geri döndüm.

– Tekstilde çalışmanın başka zorlukları da var benim bildiğim. Mesela namaz arasını çok kısa tutmak zorundasın. Sonra kapalıysan bir süreden sonra sıcaktan ve yoğunluktan dolayı dış kıyafetini çıkarmak zorunda kalıyorsun.
– Aslında burası mahalle arası bir yer olduğu için herkes birbirini tanır. Öyle diğer tekstiller kadar büyük değil, çok çalışmayı da sorun yapmıyorum. Benim en çok sorun yaşadığım iki konu var; biri namaz diğeri ise erkeklerin olması. Namazlarımı tam kılıyorum ama çok zorlanıyorum. Sadece bir lavabo var o da tuvaletin içinde ve pis oluyor hep, oradan abdest alıyorum. Ayrıca karışık kullanılıyor, abdest alırken bir anda erkekler girebiliyor, hemen çıkmak zorunda kalıyorum. Daha rahat abdest alıp namaz kılabileceğim, sadece hanımların olduğu bir yerde çalışmak istiyorum. Ne iş olursa yaparım, temizlik bile yaparım ama rahat namaz kılayım yeter ki… Bu arada çalışırken dış kıyafetimi çıkarmıyorum hatta bu yüzden benimle dalga geçiyorlar, çıkar falan diyorlar. Namaz konusunda da bazen söyleniyorlar.

– Aslında bana iş bulmasanız da olur çünkü siz kalkıp buraya kadar geldiniz ya bu benim için yeterli. Yani kardeşimle biz çok şaşırdık, mailde geleceğim dediniz ama yine de gelmezsiniz diye düşünmüştük.

Bunun üzerine ben de ona şaşkınlığımı ifade ettim. Açıkçası ben de karşımda bu şekilde tesettürlü, iş istemesinin asıl nedeninin namaz ve helal ortam olduğu bir insan beklemiyordum dedim.

– Daha önce bu iş dışında başka bir yerde çalışıp çalıştın mı peki?
– İş değil de, bir dönem Kur’an kursuna gittim demiştim ya, birkaç ay eğitim aldım. Oradaki çocuklarla ilgilenirdim, çok çalışırdım. Hocalarım beni hep överlerdi o dönem. Kursta temizlik işi verirler ya da başka bir yere yönlendirirler belki diye tüm hocalarıma mesaj attım.  Hepsi benim durumumu biliyordu ama kimse mesajıma bile cevap vermedi. O dönemler çok kötü oldum. Yani iş vermeseler, yardımcı olmasalar bile en azından beni sorabilirlerdi.

– Ahmet Hoca’yı nereden tanıyorsun?
– Ahmet Hoca’yı tanımıyorum, sizi bulmam hiç kolay olmadı açıkçası. O zamanlar da Allah’ım karşıma bana yardımcı olabilecek birilerini çıkar diye sürekli dua ediyordum. İnternetten hep araştırıyordum, dindar hanımların sitelerini buldum. Birçok kişiye mail attım, sadece bir abla dönüş yapıp beni başka bir ablaya yönlendirdi,  o da …’dan bir kızın mailini verdi, sonra o da, … Üniversitesi’nde Ahmet Hoca diye biri var size yardımcı olur, dedi. Ahmet Hoca’ya mail attım o da beni size yönlendirdi.  O sıralar çok bunaldım herkes beni oyalıyor galiba diye düşündüm, mail atmaktan vazgeçtim ama sürekli dua ediyordum. Sonra, neyse atayım bu defa belki bir şey olur dedim. Size biraz daha geç attım maili, zaten ya dönüş yapmazsınız ya da birine yönlendirirsiniz diye düşündüm. Sizin hemen buluşmak istemeniz beni çok şaşırttı. Bu defa bir şeyler olacak hissediyorum. Biliyor musun telefonda sesini ilk duyduğumda çok samimi geldin bana bir de bu kadar genç beklemiyordum seni sanki önceden beri tanıyormuşum gibi hissediyorum. Allah bizi buluşturdu, çok garip. (Burada ağladı)

Fatma’ya bu hissin karşılıklı olduğunu, ondan çok etkilendiğimi söyledim. Kendimi düşündüm, kendi küçük imtihanlarımı. Bir de bu kardeş, aslında bana ne kadar önemli şeyler anlatmıştı fakat farkında değildi. “Sen nasıl böyle oldun?” dedim birden.

– Ben aslında sadece dua ediyorum. Annem için de dua ediyorum.
– Tüm bu imtihanların, sıkıntıların ne için biliyorsun değil mi Fatma? O büyük günde Allah soracak Fatma sana verdiğim gençliği nerede geçirdin, imtihanlarıma karşı tepkin neydi, annene nasıl davrandın? diyecek.
Derdin böyle namazken, helâl ortamken, insan derdini de imtihanını da sever. İmtihan olan annesine de, gece o uyurken kalkıp dua eder. Sonunda inşaallah Allah onu alır ve cennetine koyar.
– Artık daha da çok dua edeceğim inşaallah. İş için de dediğim gibi birbirimizi tanımamız oturup konuşmamız yetti.
– Ben seni çok sevdim, arkadaş olalım inşaallah, buraya arada bir geleceğim ziyarete.

Fatma yine çok şaşırdı ve sevindi. İzin aldığı vakit bittiği için helalleştik, sarıldık ve ayrıldık. Sonraki günler gelen iş teklifleri üzerine konuştuk. Her defasında heyecanlandı fakat annesi iş tekliflerini kabul etmedi. Fatma, “Benim için artık uğraşmayın, ben dua etmeye devam ediyorum.” dedi en son görüşmemizde.

Dün akşam Fatma’nın ölüm haberini aldım, trafik kazası geçirmiş. Bu durum bana yine çok şey anlattı. Sizce bu Allah’ın bir lütfu ve dualarının kabulü mü?
Son olarak bana bu güzel arkadaşı anımsatan bir ayeti paylaşmak istiyorum:
“Bu dünya hayatı, bir oyundan, eğlenceden ve geçici bir zevkten başka bir şey değildir. Ama ahiret hayatı, Allah’a karşı sorumluluk bilinciyle yaşayanlar için çok daha güzeldir. Öyleyse hala akıllanmayacak mısınız?” En’am Suresi 32

Hilal, 12.09.2017 – İstanbul

gencmuslumanlar.com

Yorumlar

yorumlar

PAYLAŞ
Genç Müslümanlar
Genç Müslümanlar, müslüman davetçilere her türlü içerik, materyal, fikir ve bilgi sunmaya çalışan bir blogdur.

2 YORUMLAR

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu yazın.
Please enter your name here