Arapça Öğrenimiİlim

Hz. Ömer Dizisi Arapça Türkçe Replikler – 11

Hz. Ömer Dizisi 4. Bölüm


Ebu Süfyan:

‏‎مَا الَّذي يَجْري هُنا؟
Burada ne oluyor?

ما جَاءَ خادِمُكَ يَطْلُب حُضورنا إلاّ لِأَمْرٍ جَلَل
Hizmetkarınız büyük bir mesele dışında gelip burada bulunmamızı istemezdi.

Utbe bin Rebia:
‏‎‏قُل لَهُمْ يا أبا حُذَيْفَة، قُلْ لِزَوْجِ أُخْتِكَ أبي سُفْيان، قُلْ لِحَموكَ أبي يَزِيد، قُلْ لِأُخْتِك
Söyle onlara Ebu Huzeyfe, kız kardeşinin eşi Ebu Süfyan’a söyle, kayınbaban Ebu Yezid’e söyle, kız kardeşine söyle

Hind:
‏‎‏ويلَكَ ماذا أَحْدَثْت؟
Yazık sana ne yaptın?

Utbe:
وَهَل مِنْ حَدَثٍ في أَيّامِنا هَذِهِ، إلّا ما أَحْدَثَ مُحَمَّد
Bugünlerde ne yapıyorsa ancak Muhammed yapmıyor mu?

Hind:
صَبَأ وَلَدُك؟
Oğlun dininden mi saptı?

وَقَدْ فَعَلْت؟
Yaptın mı?

قَبَّحَكَ اللهُ، وَقَبَّحَ ما طَلَعَ عَلَيْنا هَذا الْنَهارُ بِه
Allah seni de bugün bize getirileni de kahretsin.

أيُّ عار! إِضْرِبُوا الْأَلْكَعَ الْعُقوق
Bu nasıl bir utanç! Bu asi ahmağı dövün!

وَاُدْعُوا عَلَيه فِتْيانَ عَبْدِ شَمْس، يؤذونَهُ وَيُحْبَسُونَهُ حَتّى يَرْجِعَ
Abdi Şems gençlerini üstüne salın. Dinine dönene kadar ona eziyet edip, onu hapsetsinler.

وإلاّ لَحَقَّنا مِنْهُ عَارُ الْأبَد
Yoksa bu utanç ilelebet peşimizi bırakmaz.

Süheyl bin Amr:
اِجْمَعِي مَتاعَكِ وَاُخْرُجِي مَعَي, لا تَبَقِينَ في ذِمَّتِهِ وَقَدْ صَبا
Eşyalarını topla ve benimle gel, dininden dönen bu adamın zimmetinde kalma

Sehle:
أَنَا عَلَى دِينِهِ يا أَبَتِ، لا أُفَارِقُهُ ولا أُفَارِقُ دِيني
Ben onun dini üzereyim baba, ne ondan ne de dinimden vazgeçerim

Süheyl bin Amr:
‏‎يا لَسَوأَة! قَبَّحَكُما اللهُ مِن زَوْجَين
Yazıklar olsun! Allah sizin gibi çifti kahretsin.

أبو عَبْدِ شَمْسٍ وأنا نَسُومُ النَّاسِ عَلَى تَرْكِ مُحَمَّد وَقَوْمُنا يَأْتَمُونَ بِنا
Ebu Abdi Şems ve ben insanları Muhammed’i terk etmeye zorluyoruz, kavmimiz de bizi dinliyor

ثُمَّ يَخْرُجُ الْعَدُوُّ مِنْ بُيوتِنا وَمِنْ أَصْلابِنا
Sonra düşman evimizden soyumuzdan çıkıyor

ما الّذي بَقِي لَنا مِن الرأي وَالْحُكْمِ بَيْنَ النَّاس
İnsanlar hakkımızda ne düşünür ne hüküm verir?

يَقُولُونَ أَصْلِحُوا بُيُوتَكُم أَوَّلاً
Önce evlerinizi ıslah edin demezler mi

Hind:
فَإِنْ قَالُوا فَقَدْ صَدَقُواه
Eğer derlerse doğru demiş olurlar

وَمَا زِلْتُمْ تَتَذَمَّرُونَ عَلَى مُحَمَّدٍ، فَتُقْدِمُونَ ثُمَّ تُحْجِمُون
Hâlâ Muhammed’den şikayet ediyor, bir adım atıyor sonra geri çekiliyorsunuz

فَابْدَأُوا بِما عِنْدَكُم يَعْذِرُكُمُ النَّس
Yanınızdakilerle başlayın insanlar sizi mazur görür

Ebu Huzeyfe:
النَّاسُ النَّاس
İnsanlar da insanlar!

أَنَا أَدْعُوكُم إِلَى الْحَق، وَأَنْتُمْ تَدْعُونَنِي إِلَى النَّاس
Ben sizi hakka çağırıyorum siz beni insanlara çağırıyorsunuz

Ebu Süfyan:
اَلْحَق؟ اَلْحَقُّ ما وَجَدْنا عَلَيْهِ النَّاس، وما وَجَدَ النَّاسُ عَلَيه آباءَهُم
Hak mı? Hak insanlarda gördüğümüz, insanların da atalarından gördüğü ve anladığıdır.

Ebu Huzeyfe:
أيُّهُما خَيْر؟
Hangisi hayırlı?

حَيٌّ يَخْتَارُ لِنَفْسِهِ، وَيَأْخُذُ مِنْ يَوْمِهِ لِغَدِهِ، وَيُمَهِّدُ لِمَنْ أَمَامَه
Kendi seçimini yaparak yaşayan, yarınını için bugününden alan, önündekiler için hazırlık yapan

أَمْ حَيٌّ يَحْتَكِمُ إِلَى أَمْواتِهِ، ويَأْخُذُ مِنْ يَوْمِهِ لِماضِهِ
Yoksa ölülerinden medet uman ve geçmişine takılıp kalan biri mi?

وَإِنْ قُلْتُمُ النَّاسَ، فَأيُّ نَاس؟
İnsanlar dediniz de hangi insanlar?

ألا تَرَوْنَ أَصْحابَ مُحَمَّدٍ يَزيدُون، أَلَيْسوا مِنَ النَّاس؟
Muhammed’in ashabının arttığını görmüyor musunuz? Onlar insan değil mi?

فَكَيْفَ بِكُمْ إِذَا أَصْبَحْتُمْ يَوْماً وَقَدْ أَظْهَرَ اللهُ دِيِنَهم
Bir gün uyandığınızda Allah’ın dini her yere yayılmış olursa ne yapacaksınız?

وَإِنَّهُ وَاللهِ لَكائن وَدَخَلَتْ فِيه كَثْرَةُ النَّاسِ هَذِه
Vallahi bu gerçekleşecek ve insanların çoğu bu dine girecektir

فَمَا عَسَاكُمْ تَقولون
O zaman ne diyeceksiniz?

كَانَ باطِلاً في أَوَّلِ أَمْرِهِ، وَصَارَ حَقَّاً في آخِرِه
Başlangıcı batıldı ama sonu hak oldu mu diyeceksiniz?

أَ بِهَذَا يَعرِفُ الْحَق
Hak böyle mi belirlenir?

‏‎‏وَإِنْ وَقَعَ ذَلِكَ وَأَنْتُمْ أَحْياءٌ، سَبَقَكُمُ النَّاسُ، وتَأَخَّرْتُم
Bu durum siz hayattayken olursa insanlar sizden önce davranış siz de geç kalmış olacaksınız

فَأَيْنَ تَصِيرُ مَنازِلُكُم مِنْهُمْ عِنْدَئِذٍ؟
O zaman onların arasındaki konumunuz ne olacak?

وَإِنَّكُمُ لَتُعادونَ النبيَّ خَوْفاً عَلَى مَنَازِلِكُمْ
Siz konumunuzu düşündüğünüz için peygambere düşmanlık besliyorsunuz

فَإِنْ شِئْتُمْ أَنْ تَحْفَظُوها، فاِسْتَبِقُوا إِلَى الْإسْلام
Konumunuzu korumak istiyorsanız İslam’a koşun o zaman.

لِتَكونَ مَنَازِلُكُمْ فِيه كَمَنَازِلِكُم في الْجَاهِلِية
Sahip olacağınız konum cahiliyedeki konumunuz gibi olacaktır

Utbe bin Rebia:
كَمَنْزِلِ هَذَا
Böyle bir konum gibi mi?

وَلَرُبَّمَا أَدْنى وَكَيْف وَقَدْ سَبَقَ إِلَى الْإسْلام
Belki de daha aşağısı nasılsa daha önce Müslüman oldu


Hind binti Utbe:

مَا أَحْرانا إِذاً أَنْ نَشْتَدَّ فِي عَداوةِ مُحَمَّد وأن نَحُولَ بَيْنَهُ وَبَيْنَ النَّاسِ
Öyleyse Muhammed’e düşmanlığımızı artırmamız ve insanlarla bir araya gelmesini engellememiz icap eder.

حَتَّى لا يَكْثُرُوا حَوْلَه وإنْ كانَ فالسَّيْف
Etrafında çoğalmasınlar yoksa kılıçla mücadele ederiz

Ebu Huzeyfe:
لَا حَوْلَ وَلَا قُوَّةَ إِلَّا بِالله، حَسْبي اللهُ وَنِعْمَ الوَكِيل‏
Güç ve kuvvet ancak Allah’ın yardımı iledir. Allah bana kâfidir O ne güzel vekildir.

Utbe bin Rebia:
‏لا أَطِيقُ أَكْثَرَ مِن هَذا! لا أَطُوق
Buna daha fazla katlanamayacağım, katlanamayacağım!

Ebu Huzeyfe:‏‎
يا أبا سُفْيان ألا تَجْلِسُ فَتَسْمَعُ مِنّي
Ebu Süfyan oturup beni dinler misin?

Ebu Süfyan:
بل أُكْرِمُ سَمْعِي
Tabii memnuniyetle


‏‎‏
Ebu Huzeyfe:
وَأَنْتَ يا أبا يَزيد؟
Ya sen Ebu Yezid.

وَأَنْتَ يا أخِي، شَيخُنا يَخْشَى قَوْمَهُ بَعْدَ أَنْ سَوَّدُوهُ
Sen kardeşim, büyüklerimiz kendilerini efendi olarak gören kavimden korkuyor

أَمَّا أَنْتَ فَفَتىً ما يَزَالُ قَلْبُهُ غَضًا
Ama sen genç ve yumuşak kalpli bir insansın

Velid bin Utbe:
‏‎أَبونا لا يُفَارِقُ قَوْمَهُ، وَأنا لا أُفَارِقُ أبي
Babamız kavimden ayrılamıyor ben de babamdan ayrılamıyorum
‏‎
Ebu Huzeyfe:
وَإِنْ كانَ يَدْعُوَكَ إِلَى عَذَابِ السَّعِير؟
Seni cehennem azabına sürüklese bile mi?


‏‎‏
Velid bin Utbe:
السَّعِير؟ لا أَفْهَمُ هَذَهِ الْألْفاظ
Cehennem mi? Bu sözleri anlamıyorum.

النَّار، الجَنَة، جَهَنَّم
Ateş, cennet, cehennem

لَو لا أَنْ يَتَشَفَّى بِنا الخُصومُ لَصَرَعْتُك
Düşmanlarımızı sevindirmeyecek olsa seni öldürürdüm

وَلَكِنِّي أَنْتَظِرُ حَتَّى يَقْضِيَ بِك أبي
Ama bunu babamın yapmasını bekleyeceğim


‏‎‏

Bir Cevap Yazın

Başa dön tuşu