İNSANLARA NASIL ETKİ EDEBİLİRSİN-2

Dr. İyad Kunaybi

İNSANLARIN FAYDASI İÇİN ÇABALAMAK VE İNSANLARIN ELİNDEKİLERE TAMAH ETMEMEK

Esselamu aleykum ve rahmetullah,
Kıymetli kardeşlerim bugün nasihatinizin gerçekten etkili olmasını istiyorsanız başkalarına nasihat etmeden önce hatırlayacağınız 3 kişisel öneriden bahsedeceğiz.

İlki: İhlas (Samimiyet)

İnsanlara tek başına iken nasihat etmenin (gereğinden) bahsettiğimizde, genellikle bundan maksadımız nasihat edilen kişinin sıkıntıya düşmemesidir. Lakin burada başka bir fayda daha var o da; nasihatimizin insanların önünde gücümüzün göstergesi haline gelmemesidir.

Bu öneri; bir baba oğlunu sana getirip: “Bu çocukla konuş! Söz dinlemiyor, namaz kılmıyor, ders çalışmıyor, kötü arkadaşları var” dediğinde önemlidir. Çocuğa babasının önünde nasihat ettiğinde çocuk onun için değil de, babasını razı etmek için nasihat ettiğini düşünecek ve nasihatinde samimi olmadığını hissedecektir. İkinizle alay etmek için başını sallayacak ama nasihatlere kalbini kapatacaktır.

Bundan daha efdal olan ise babaya şöyle söylemendir: “ Bizi bu babayiğitle yalnız bırak da, biz biraz gezinelim ve konuşalım.” O zaman söylediklerin gerçekten kalbinden çıkmış olacak. Herhangi birini razı etmek için, kibarlık olsun diye değil. Çocuk da bunu hissedecektir.

İkinci öneri: Nasihat ettiğin kişinin iyiliğini istemek. Nasihatin sadece sorumluluğu düşürmek için olmaması.

Sahih bir hadiste, Kureyş, Rasulullah (s.a.v)’e şöyle demiştir: “Rabbine dua et de Safâ tepesini bizim için altın yapsın, biz de sana iman edelim.” Rasulullah (s.a.v) : “Bunu gerçekten yapacak mısınız?” deyince, Kureyş de; “Evet” dedi. Rasulullah Allah’a dua etti. Cebrail (as) geldi ve dedi ki: “Rabbin sana selam ediyor ve diyor ki: “Eğer istersen onlar için Safâ tepesini altın yaparım fakat bundan sonra iman etmezlerse onlara dünyada hiç kimseye azab edilmemiş bir şekilde azab ederim, yok eğer istersen onlar için tevbe ve rahmet kapısını açarım.” Rasulullah (s.a.v) dedi ki : “Tabi ki, tevbe ve rahmet kapısı.”

Rasullulah’ın şunu deme imkânı da vardı : “Eğer iman etmezlerse emir gerçekleşir ve onlardan kurtuluruz, onların hidayetleri için niye çabalayayım ki?”

Lakin onların eziyetlerine rağmen aleyhissalatu vesselam rahmeti seçmiştir.
Bu durum kâfirlere karşı idi, peki, Müslümanlara karşı nasıl olmalı acaba?

Allah-u Teâlâ buyurmuştur ki : “Andolsun, size kendi içinizden öyle bir peygamber gelmiştir ki, sizin sıkıntıya düşmeniz ona çok ağır gelir. O, size çok düşkün, mü’minlere karşı da çok şefkatli ve merhametlidir.”

Maddiyatların ağır bastığı bu dünyada nasihat ettiğin kişi onun iyiliği için çabaladığını hissettiğinde nasihatin Allah’ın izniyle ne kadar da etkili olacaktır.

Üçüncü öneri: İnsanların ellerindekilerden yüz çevirmek-tenezzül etmemek.

Allah-u Teâlâ Kuran’da peygamberlerin kavimlerine şöyle söylediğinden bahsetmiştir:
“Buna karşılık sizden hiçbir ücret istemiyorum. Benim ücretim ancak âlemlerin Rabbi olan Allah’a aittir.”

Evet, bu kabul görmek için daha faydalıdır.

İmam Nevevi’nin ve Elbâni’nin hasen olduğunu söyledikleri bir hadiste Rasulullah (sav) şöyle buyuruyor:
“Dünyaya tenezzül etme ki Allah seni sevsin, insanların elindekine tenezzül etme ki insanlar seni sevsin.”

Onlardan ne bir mal, ne parti için oy, ne de başka bir şey isteme.
Bundan dolayı ıslâh eden bir nasihatçi olmak isteyen bir kişinin tanıştığı kişilere maaşını, mal varlığını ya da onlarla kurduğu alakasından nemalanmaya çalışıyormuş hissi uyandıran başka tür soruları sorması lehine değildir. Bu durumda o kimseler, bu şahsın, nasihati onlardan bir fayda sağlamak için araç olarak kullandığını düşüneceklerdir.

İşte bu üç kişisel öneri güvenilir her nasihatçi içindi: İhlas, insanlar için hayrı dilemek ve insanların elindekilere tenezzül etmemek.
Gelecek seferde Allah’ın izniyle nasihate ihtiyaç doğmadan yapmamız gereken şeylerden bahsedeceğiz. Ki ihtiyaç halinde nasihatimiz daha etkili olabilsin.

Esselamu aleykum ve rahmetullah…

Tercüme: Büşra Zehra Çamdalı

Yorumlar

yorumlar

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu yazın.
Please enter your name here