Kitap

Pervari’den Paris’e – Prof. Dr. Adnan Demircan

Bu ayki kitabımız Beyan Yayınları’ndan. “Pervari’den Paris’e” isimli eserin üst başlığı; “İhsan Süreyya Sırma Kitabı”. Hocanın talebelerinden Prof. Dr. Adnan Demircan’ın can alıcı sorularıyla meydana gelen eser, aslında Türkiye’nin yazılmayan yakın tarihi olmuş. Eser, sadece İhsan Süreyya Sırma’nın hayat hikâyesine ve düşüncelerine değil, aynı zamanda toplumsal problemlerimize ve Türkiye’nin yakın geçmişine de ışık tutmaktadır. Bu bakımdan mevzubahis kitabın tarihçilere, sosyologlara ve genel okuyucu kitlesine hitap ettiği; ancak bilhassa gençleri müstefit edeceği söylenebilir.

Özellikle 1940’lardan 2018’e kadar kayıtlara geçmemiş ve gizli kalmış ülkemiz tarihinden çeşitli hususlar, İhsan hocamızın hayatıyla belgelenmiş. İhsan Süreyya Sırma kitabını okuyacak kimseler, kendi hayatından “mazeret” denilen tembellik ve nemelazımcılık kavramlarını tamamen çıkarabilir. Azrail; “Haydi gidiyoruz” demedikten sonra çalışmamak ve başarmamak için gerekçe üretmenin, bahanelere sığınmanın, kendi başarısızlıklarını değişik sebeplere yüklemenin asla bir çıkar yol olmadığı görülebilir.

Hocamızın hayat hikâyesinden öğrenilecek ve kişinin kendisine pay çıkaracağı harikulade mücadele yöntemleri var ama en önemlilerinden birisi şu:

Külli irade ile Cüz’î irade arasındaki o hassas ve nazik bağı güçlü tutmak, iyi kurgulamak ve Külli iradeye müdahale etmeden, Cüz’î iradede sınırı aşmadan hayatına yön verebilen her insanın başaramayacağı bir husus yoktur. Hani Batı’dan ayartma ve aşırma bir sürü başarı ve kişisel gelişim kitapları vardır ya, yine pek çoğu; uygulanmamış, yaşanmamış, hatta kitaplarda isimleri geçen kimselerin varlığı dahi söz konusu olmayan balon kitaplar var ya, işte İhsan hocanın hayatı, o tür uydurma eserlerin hepsini bertaraf etmiş.

İhsan hocanın hayatının en güzel çağı Fransa’da geçer. Malum Batı’yı bir de hocadan okumakta fayda vardır. Batı kültürü ile Doğu kültürünü adam etmek isteyen güruhların bu memleketi ve milleti nasıl kıskaca alarak, dev bir milletin önüne ne büyük barajlar örüldüğü görülecektir.

Pervari’den Paris’e yolculuk ve tabii ki dönüş, döndükten sonra Türkiye’deki hayat hikâyesi, daha doğrusu inandığı değerler bütünü çerçevesinde verdiği mücadelesi ve bugünlere nasıl gelindiği, mütevazı bir anlatım gibi dursa da “gizlenen, baskılanan, görülmeyen, gösterilmeyen, yazılmayan, yazdırılmayan bir Türkiye gerçeği” olmuş.

Kitaptan bazı alıntılar;

“Zorumuza gitse bile ifade etmek, ağır gelse bile gerçeği söylemek lazım. Her gerçek her yerde söylenmez diye bir safsata vardır. Her gerçek her yerde söylenir. Niye gerçeği saklayacaksınız ki? Gerçeği saklaya saklaya bu noktaya geldik…” 

Fransızların bir sözü var: “Enseigner, c’est apprendre deux fois”, yani “Öğretmek ikinci defa öğrenmektir.” 

Necip Fazıl Kısakürek’e de Yusuf Ziya bey ile gitmiştik. Erzurum’a bir konferansa gelmişti. Herhalde üstada bir şey verdiler. “Erzurum’da bir baidullah var.” diyerek geçiştirdi o kadar… Onun için kim bilir ne kadar para aldı? Sonra Yusuf Ziya bey ile ikimiz yanına gittik. Yusuf ağabey konuştu. Kendisine, “Üstadım, akşam böyle dediniz. Siz Muhammed Hamidullah hocanın hiçbir kitabını okudunuz mu?” dedi. “Ben kitap okumam!” diye bir cevap alınca, Yusuf ağabey “İhsan, kalk gidelim. Okumayan bir adam! “dedi. 

Ömer b. Abdülaziz’in çok güzel bir sözü var: “Bu Müslümanlar hiçbir zaman Allah, peygamber, Kur’an konusunda ihtilafa düşmediler. Bunlar menfaat için ihtilafa düştüler”

Türkiye’de ben hem laikim, hem Müslüman diyorlar. Öyle saçmalık olur mu, böyle cehalet olur mu? 

Eğer bir şey öğrenmek istiyorsanız önce onun ihtiyaç olduğunu bileceksiniz. 

Bazı arkadaşları görüyorum. ‘Ne yapıyorsun?’ diyorum. ‘Sıkılıyorum’ diyor. ‘Sıkılmaya nasıl vakit buluyorsun?’ diyorum. ‘Evde oturuyorum, televizyona bakıyorum, sonra sıkılıyorum.’ diyor. Bir insanın sıkılmaya vakti olmaması lazım, yapılacak o kadar çok şey var ki! 

PERVARİ’DEN PARİS’E
Prof. Dr. Adnan Demircan 

Yayınevi: Beyan
Sayfa Sayısı: 544

Mustafa Doğan

Site Yazarı

Bir Cevap Yazın

Başa dön tuşu