Öncelikle sözüme Allah’ın selamı ile başlamak istiyorum. Esselamu Aleykum ve rahmetullahi ve berekatuh kardeşim.

Sana bunu daha cahiliye döneminin üzerinden bir yıl bile geçmemiş biri olarak yazıyorum. Ben Allah’a dönmediğim zamanlarımı cahiliye dönemim olarak adlandırıyorum.

Allah’a dönmeden önce İslam’ın hep bayanları kısıtladığını düşünürdüm, örtünmeye her zaman saygım vardı ama bir çeşit özgürlük kısıtlaması olarak düşünürdüm hep . “İstediğim gibi giyinemeyeceğim, istediğim kadar güzel olamayacağım, hem beni kimse öyle beğenmez ki!” gibi çok fazla düşüncem vardı.

Bir yıl önce Kuran okumaya başladıktan sonra farkettim ki benim o özgürlük zannettiğim şey köleliğin en zirvesiymiş. Çünkü giydiğim şeyleri kendim seçtiğimi zannederken aslında birileri benim yerime seçiyordu, beni istediği gibi kullanıyordu. Bir bayan olarak beni fikirlerim, hayata bakış açım, yaşam tarzım olarak değil adeta bir et parçası olmaya zorluyor, sadece dış görünüşten ibaret bir varlığa dönüştürmeye çalışıyordu. “Ben ne istiyorum?” değil, “Bunu giyersem etrafımdakiler beni nasıl görür?” diye düşünmeye itiyordu.

Nasıl düşündüğüm, neye inandığım, hayatım, fikirlerim önemsizdi.

İslam’da ise Rabbim bana “Sen değerlisin, sen benim için bir et parçasından ibaret değilsin, saklanılması gereken bir inci gibi değerlisin” diyordu.

“Allah sizin dış görünüşünüze ve mallarınıza bakmaz. Ama o sizin kalplerinize ve işlerinize bakar.” 

Hadisindeki gibi “ben senin kalbini, yaptığın işleri, yaşam tarzını önemsiyorum sen de kendini önemse ve kurtul artık dış görünüşten ibaret olmaktan” diyordu adeta.

Benimse aklımda binlerce kuruntu yine; “İnsanlar ne düşünür? O ne der bu ne der?”

Hep erteliyordum, erteledikçe kötü hissediyordum. O kitabı okuyayım bu sohbeti dinleyeyim olacak inanıyorum derken olmadı hiç daha da zorlaştı.

Bir süre sonra itaatsizliğimden yorulup sabah kalktığımda alışveriş yapmaya karar verdim ve evden çıkarken “Rabbim sana itaatsiz bir şekilde dışarı çıktığım son günüm olsun.” Diye dua ettim. Elhamdulillah Allah kabul etti. Kimseye haber vermeden, aniden oldu her şey.

Anladım ki, şeytan hiçbir zaman “Namaz kılma, ibadet etme, kapanma.” demiyor.

“Yaparsın, yapacaksın daha zamanın var, biraz daha yaşlan, şu ay geçsin, okul bitsin…” diyor. Ama şunu bil ki erteledikçe erteleniyor. Ne zaman ki kulaklarını tüm vesveselere kapayıp “Ben Rabbime itaat edeceğim artık.” diyerek tevekkül ediyorsun o zaman oluyor.

Diğer gün sabah okula giderken kalbim yerinden oynayacak gibiydi. Evin bir sokak ötesinden önümden geçen bir kız kardeş “Selamun Aleykum” diyip gülümsemişti bana, tanımıyordum bile. Sadece Müslüman olduğum içindi. Sonra farkettim ki ben tesettürden değil Müslüman kimliğimi gizlemekten korkuyormuşum aslında.

İçimden dua ederek okula girdim. Hayatımda unutmayacağım günlerden biri oldu. Çünkü her gören “Ne kadar güzel olmuşsun, Allah daim etsin, Allah bize de nasip etsin, Benim için de dua eder misin?” diyordu. Tartışmalı olduğum, selamlaşmadığım insanlar bile gelip tebrik etmişti. SubhanAllah. Allah yardım etti. Yolda giderken selam veren Müslüman kız kardeşlerimden tutun, bindiğim arabaların şoförlerine, alışveriş yaptığım mağazaların sahiplerine kadar herkesin bana olan saygısı, konuşma şekli değişti. Bir abi, amca ya da yaşıtlarım olan erkeklerle diyalogda bulunduğumda gözünü indirerek konuşuyorlardı benimle.

Allah insanların kalplerini bana karşı yumuşatmış, saygınlığımı arttırmıştı adeta. Kendimi hiç o kadar huzurlu ve özgür hissetmemiştim. Sonra çok izlediğim bir davetçinin sözleri geldi aklıma.

“Plastik parçaları, kıyafet, metal, taşlar… Onlar bundan ibaret. Bunlar zımbırtı bir gün gidecekler. Sana saygınlık kazandıran şey İslam’ın, Peygamber’in, sana seçkinlik kazandıran şey Allah’ın kitabı. Ne kadar bunu taşıyorsun? O markaları giydiğini biliyorum, biraz bu dini de giymeye ne dersin?”

Dünyanın her yerinde kardeşlerimiz bu din için canını veriyor, kan döküyor, sırf Müslüman olduğu için zulüm görüyor. Evsiz kalıyor, aç kalıyor. Ahirette Rabbimiz “O kadar verdiğim bolluk içinde benim için nasıl örtünemedin?” derse ne diyeceğiz? Nasıl hesap vereceğiz?

Allah ve Resulü bir işe hüküm verdiği zaman, inanmış bir erkek ve kadına o işi kendi isteklerine göre seçme hakkı yoktur. Her kim Allah ve Resulüne karşı gelirse, apaçık bir sapıklığa düşmüş olur. (Ahzab/36) ayetini hatırlatırsa ne diyeceğiz?

Dikkat edelim kardeşim, örtünmek isteyerek çıktığımız bu yolda ilk örtümüz kefen olmasın inşaAllah.

Yazar
Elif Nisa | Site Yazarı | Diğer yazıları için tıklayın.

Yorumlar

yorumlar

1 YORUM

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu yazın.
Please enter your name here