Yüce Allah’a hamd, bütün insanlığa hitab eden cihanşumül bir şeraitle gönderilen Hz. Muhammed (s.a.v)’e salat ve selam olsun.
“Ey insanlar sizi tek bir nefisten yaratan, ondan eşini yaratan ve her ikisinden birçok erkek ve kadın türetip-yayan Rabbinizden korkup-sakının. Ve (yine) kendisiyle, birbirinizle dilekleştiğiniz Allah’tan ve akrabalık (bağlarını koparmak)tan sakının. Şüphesiz Allah, sizin üzerinizde gözeticidir.” (Nisa 1)
Bundan sonra;
 Ey Genç Kardeşlerim!
Her şeyin bir değeri olduğu gibi gençliğin de bir değeri vardır. Rasulullah (s.a.v), kıyamet gününde kişiye ilk sorulacak şeylerden birinin de gençliğini nerede harcayıp eskittiği olacağını, bizlere açık bir ifadeyle beyan buyurmaktadır. Bu sorunun cevabı herkes için kolay değildir. Bu sebeple gençlik günlerinin İslam’a uygun yüce gayeler, ahlak ve fazilet dolu işlerde geçmesi mükemmel bir davranış olur. İslam’a hizmet bunların en büyüğü ve en mukaddesidir.
İslam ümmeti’de İslam’a hizmeti herkesten önce gençlerden, İslam’a gönül vermiş ve yolunda her şeyini feda etmeye hazır sağlam yapılı genç İslam yiğitlerinden beklemektedir. Genç Mücahitler!
İslam’ın bir din ve devlet nizamı olduğunu inkar edenler – ne yazık ki – bir zihniyet eğriliği içindedirler. Bunlar iki sebepten dolayı bu yola düşmüşlerdir. Ya İslam’ı hiç tanımamışlardır, tanıdıklarını zannediyorlarsa da –esefle söylemek gerekir ki- aldanmışlardır. Veya İslam’ı tanıyorlar fakat onun din ve devlet nizamı olduğunu söylemekten türlü sebeplerden dolayı çekiniyorlardır.
Hz. Peygamberin (a.s) hayatını biraz olsun yakından tanıyanlar islamın cemiyet nizamı olduğunu kabul hususunda asla tereddüde düşmezler. Hz. Peygamber zamanına bakılacak olursa O’nu aynı zamanda bir devlet başkanı olarak da görmekteyiz.  Savaş açmak, orduya komuta etmek, gelen elçileri kabul edip yabancı devlet adamlarına temsilciler göndermek, huzur ve sukunun temini için suçluları cezalandırmak ve benzeri tatbikat islamın bir hayat nizamı olduğunu ortaya koymaktadır. Bu husus, şüphe götürmez bir gerçektir. Bunu kabul etmemek islamın doğru yolundan sapmak anlamına gelir. İslam’a göre bu, ağır bir suç, cezası büyük bir cinayettir.
Aziz Gençler;
İslam din ve devlettir. Bunun aksi düşünülemez. Şunu iyi biliniz ki, bir çok ülkelerde devleti dinden ayırma çabaları görülmüştür. Bu çabaları yürüten güçler arasında Siyonizm, Misyonerlik, Partizanlılk, Masonluk v.s. de
bulunmaktadır. “Devlet ayrı, din ayrı olmalı diyorlar.” Sanki kainatı yaratan yüce Allah (c.c) devleti yönetecek kanunları vazetmekten (haşa) acizmiş gibi insanoğlu kendi yaptığı kanunlarla idaresizlik bataklığına saplanmış, bu
insan yapısı şeyleri ilahi nizamdan üstün tutma cür’etini gösterebilmiştir. Ey İslam’ı gönülden seven ve onun yeryüzünde bir nizam olması gerektiğine inanan genç mücahitler!
Siz hükmün sadece Allah’a ait olduğunu biliyorsunuz. Sizin imanınız coştuğu zaman, bütün insanlık ve hürriyet düşmanlarını boğacak, gurur ve küfür putlarını yere serecek güçtedir. Siz, millete tefrika girmeden düşman giremeyeceğini biliyorsunuz. Küfür ehlinin tek millet olduğunu, Haçlının emellerinin kanınıza, canınıza ve dininize uzandığını, içinde yaşadığınız gerçeklerle görüyorsunuz. Yirminci asrın bu ikinci yarısında her zamankinden daha fazla birleşmeye ve büyük İslam davasını omuzlamaya mecbursunuz. Sizlerin bu iman, bu birlik ve beraberlik içerisinde yenemeyeceğiniz hiçbir güç ve kuvvet yoktur. Bu gayretle islama hizmet yolunda başlatacağınız çalışmaların zafer müjdesini bu günden vermekle bahtiyarım.
Genç Mücahitler!
Kominizm denen felaketin gün geçtikçe dünya üzerinde daha tehlikeli olmaya başladığı, inkarı mümkün olmayan bir gerçek haline gelmiştir. Diğer taraftan Siyonizm ve misyonerlik faaliyetleri artmış, masonluk uzun boyutlara ulaşmıştır. Batı emperyalizmi bilhassa İslam ülkelerine bir tahrip savaşı açmış ve bu ülkeleri istila etmek için amansız bir çalışma içinde uğraşmaktadır. İşte bu eser bu din düşmanlarıyla mücadele ve islama hizmet yolunda bizlere ışık tutacak küçük bir risaledir.
Genç Mücahitler!
Sizin her biri İslami birer ışık olan 5 önemli şiarınız vardır. Bunlar:
  1. Gayemiz Allah’tır.
  2. Önderimiz Rasulullah’tır.
  3. Düsturumuz Kur’andır.
  4. Yolumuz Cihatdır.
  5. Allah yolunda ölmek en büyük dileğimizdir.
Ey İslam Gençleri!
Bundan sonra sizlere sesleniyor ve diyorum ki, niçin yaratıldınız ve göreviniz nedir biliyormusunuz?
1- Her şeyden önce Allah’a boyun eğip O’na yapılan kulluğun gayesini yerine getirmek, O’na kayıtsız şartsız bağlanıp ondan gelen her şeye rıza göstermek için yaratıldınız. (Zariyat 56)
2- Asla hiç kimsenin değiştirmediği ve değiştiremeyeceği, Hakim ve Hamid olan Yüce Allah’ın indirdiği ilahi nizama sarılmak ve ondan ayrılmamak için yaratıldınız.  (Ali İmran 85)
3- Allah’a ve Rasulüne itaat edip, sadece Allah’ı Rasulünü ve mü’minleri dost edinmek için yaratıldınız. (Maide 55-56)
En büyük ve en asil görevinize Allah’ın (c.c) size yüklediği ve gerçekleştirmeniz için sizleri yaratmış olduğu göreve gelince, bu görevler şunlardır;
1- Allah (c.c) tarafından Hz. Muhammed (s.a.v) gönderilen hükümlerin yeryüzünde hakim olmasını sağlama.
2- Kulları, kula kul olmaktan kurtarıp yalnız ve yalnız Allah teala’ya kul yapmak,
3- İnsanları dünyanın sıkıntı ve darlıklarından bolluğa ulaştırmak,
4- Batıl dinlerin zulm ve işkencelerinden İslamın eşsiz adaletine kavuşturmaktır.
Genç Mücahitler!
Bu mukaddes görevin nasıl yerine getirileceğini, neler sayesinde canlanacağını acaba biliyor musunuz? Bu görev, içten benimseyeceğiniz ve nefislerinizin ta derinlerinde yer etmesi için gayret ve çaba harcayacağınız beş temel sıfatla ancak yerine getirilebilecektir:
1- Asla sarsılmayan ve gevşeyip yumuşamayan çelik gibi bir imanla: (Hucurat 15)
2- Her türlü riya ve yapmacık hareketlerden uzak, bu gibi şeylere asla boyun eğmeyen gerek bir ihlas ile. (Beyyine 5)
3- Korku nedir bilmeyen sağlam ve sarsılmaz bir irade ve azimle. (Ahzab 39)
4- Yorgunluk ve bitkinlik nedir bilmeyen devamlı ve programlı bir çalışma ile. (Tevbe 105)
5- Allah yolunda şehit düşmek veya kesin zafere ulaşmaktan başka bir yol tanımayan üstün fedakarlıkla.
(Bakara 214)
Gerçek şudur ki bu beş sıfat, Allah’a verdikleri sözlerde sadakat gösterenlerle, Allah yolunda her hangi bir itham, ayıplama ve tenkitten asla korkmayan yiğit gençlerin meziyetlerindendir.
Genç Mücahitler!
Çoğu zaman dillerden düşmeyen, gırtlakların olanca gücüyle haykırdığı beş slogan duyarız:
 1- Gayemiz Allah’tır.
2- Önderimiz Rasulullah’tır.
3- Düsturumuz Kur’andır.
4- Yolumuz Cihatdır.
5- Allah yolunda ölmek en büyük dileğimizdir.
Mü’min ağızlardan fışkıran bu şiarların kalplerle kaynaşıp, nefislere tesir edebilmesi için ancak bazı şartlarla mümkün olabilir. Bunları haykıran herkesten önce Rasulullah’ın ve kendisinden sonraki halifelerinin ve bunların yolunda asla ayrılmayan mümtaz kişilerin tesis edip yaşattıkları ilk nübüvvet medresesinin talebesine uymalı, onları örnek almalıdırlar.
Bu medrese ki her zaman ve her yerde mü’min nesiller için irşat kaynağı olmuş, etrafa nur saçan ve halen saçmakta olan, yol gösterici kahraman kişiler yetiştirmiştir. Bunlar iman ve ihlasta, cihad ve fedakarlıkta, sabır ve iradede, sebat ve tebliğde, davet ve beşeri münasebetlerde örnek insanlar olmuşlardır.
Şayet gençlerimiz bu beş şiarı benimser, bunların tesiri söz ve hareketlerinde kendini gösterip günlük hayatlarında da bir yer ederse, işte o zaman bu gençlerimiz sayesinde İslam dininin üstünlüğü ortaya çıkabilir.
Müslümanların bir birliği, davalarını savunan bir devletleri olabilir. Bütün bunların gerçekleşmesi yüce Allah için hiçte güç bir şey değildir.
Davamızın sonu Allah’a hamd etmektir.
Dr. Abdullah Nasıh Ulvan

Yorumlar

yorumlar

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu yazın.
Please enter your name here