Suriye Devrimi Hakkında Bildiri

Rahman ve Rahim Allah’ın Adıyla
Allah’ın selamı bütün inananların üzerine olsun…

Son zamanlarda dünya, zalim diktatörlerin yıllardır süren baskı ve zulümlerine karşı halkların ayaklanmalarıyla sıcak günler yaşamakta. Tunus’ta başlayan ve Mısır’la devam eden Arap Baharı, şuan Suriye, Libya ve Yemen’e de sıçramış durumda. Emperyalistler tarafından başlarına geçirilen kuklaların kısıtlamalarına daha fazla tahammül edemeyen Müslümanlar özgürlük talepleri için her gün sokaklara çıkmakta…

Suriye’de 1962’de iktidarı ele geçiren Hafız Esad, iktidarı boyunca ülkeyi demir yumrukla yönetmiş ve hiçbir muhalif çalışmaya izin vermemiştir. Bu karanlık dönemde baskı ve dayatmalarla dinlerini rahat yaşayamayan Müslümanlar, 1982’de Hama’da kıyama kalkmışlardır. 1982 Şubat ayında Hafız Esad birlikleri Hama’yı bir ay boyunca havadan ve karadan kuşatarak yaklaşık 50.000 müslümanı şehid etmişlerdir. 17.000 ile 25.000 arasında kişi kaybolmuş ve kendilerinden bir daha haber alınamamıştır. 800.000 kişi ülkeyi terk etmek zorunda kalmıştır. Onbinlerce Müslüman hapishanelerde ölüme mahkum edilmiştir. Bu olay 20. yüzyılın en büyük katliamlarından biri olarak tarihe geçmiştir.

1963’ten beri yürürlükte olan olağanüstü hal kanunu, binlerce müslümanı mağdur etmiş ve ülkeyi açık hava hapishanesine çevirmiştir. Bu kanuna göre güvenlik güçleri, şüpheli gördükleri kişileri hakkında karar olmaksızın tutuklama yetkisine sahiptir. Gözaltı süresi belirsizdir ve tutuklu yakınlarına durumla ilgili haber vermek gibi bir zorunluluk yoktur. (Suriye İnsan Hakları Komitesi yayınlamış olduğu raporda, Beşar Esad’ın iktidara gelmesinden bu yana Suriye’de, çoğu Müslüman 17 bin tutuklunun ortadan kaldırıldığını belirtiyor.) Yine bu yasaya göre, Müslüman kardeşler teşkilatına üye olmak büyük bir suç olarak kabul edilmekte ve bu kişiler idamla yargılanmaktadır. Ve yine ülkede bir çok âlimin kitabı yasaklıdır ve suç unsuru sayılmaktadır.

2011 yılının Mart ayında Dera şehrindeki birkaç çocuğun duvarlara “halk düzenin yıkılmasını istiyor!” mesajını yazması, ayaklanmaların Suriye’de başlangıcı oldu. 13-15 yaşlarındaki bu çocukların Esad askerleri tarafından işkence ile öldürülmesi halkın çok büyük tepkisine yol açtı. Dera’da başlayan kıvılcım Hama, Humus, İdlib, Lazkiye, Duma, Şam ve Suriye’nin bir çok şehrine sıçradı. Medya tarafından Amerika oyunu olarak lanse edilmeye çalışılan bu ayaklanma tamamen bir halk kıyamıdır.

Suriye halkı yaklaşık 8 aydır her gün sokaklara çıkarak hak ve özgürlüklerini barışçıl gösterilerle talep etmektedirler. Esad güçleri gösteriler başladığından bu yana sivil halkın üzerine ateş açmakta, kadın, çocuk, yaşlı demeden bir çoğunu katletmektedir. Bir çok şehri tanklarla muhasara ederek insanların dış dünyayla bağlantısını kesmekte ve haber sızdırmamaktadır. Gece – gündüz demeden evlere baskınlar düzenleyerek halkı sorgusuz- sualsiz tutuklamaktadır. Tutuklulardan bir daha haber alınamamakta, hapisten çıkanlarınsa akli dengelerini ve bilinçlerini kaybettikleri görülmektedir.

Esad güçlerinin yapmış olduğu zulümlerden yalnızca bir kaçı şunlardır:

– 13 yaşındaki Hamza el Hatib’in işkence ile şehid edilmesi. (Küçük Hamza’nın cesedinde; yüzünde, ayaklarında, dirseklerinde, dizlerinde, elektrik verilme ve kabloyla dövülmeye bağlı olarak yanık, morarma ve yaralar olduğu görülmüştür. Her iki kolunda da kurşun izi olan Hamza’nın boynu kırılmış ve cinsel organı kesilmiştir.)

– 18 yaşındaki bir genç kızın 2 ay süren işkencelerle vücudunun 4 parçaya ayrılarak şehid edilmesi.

– 400’den fazla çocuğun şehid edilmesi.

– Bir çok kadının ırzına geçilmesi.

Olaylardan bu yana 15.000’den fazla şehid olduğu, 20.000’den fazla tutuklu ve 60.000 kayıp olduğu söylenmektedir. Suriye’deki durum medyaya yansıtılandan çok daha vahim bir şekildedir. Bizler Müslümanlar olarak Filistin konusunda nasıl duyarlı isek, Suriye konusunda da aynı duyarlılığı göstermek zorundayız. Gazze bizim için ne kadar önemli ise; Şam, Trablus, San’a da o kadar önemlidir.

Şu an kardeşlerimiz için yapabileceğimiz şey; bu konuda duyarlı olmak, insanları bu konularda doğru bilgilendirmek (özellikle Amerika, İsrail ve dış güçlerin oyunu olduğuna dair söylentilerin gerçek olmadığı, tamamı ile halk ayaklanması olduğu vurgulanmalıdır), en önemlisi ise dua etmektir.

Dualarımızda Suriyeli, Yemenli, Libyalı kardeşlerimizi, tüm dünyadaki mazlumları ve esaret altında zulüm gören esir kardeşlerimizi unutmayalım…

“Zulmedenler nasıl bir inkılap ile devrileceklerini pek yakında görecekler!”
(Şuara Suresi – 227)

Türkiyeli Genç Müslümanlar – 2012

Yorumlar

yorumlar

PAYLAŞ
Genç Müslümanlar
Genç Müslümanlar, müslüman davetçilere her türlü içerik, materyal, fikir ve bilgi sunmaya çalışan bir blogdur.

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu yazın.
Please enter your name here