Meryemleşmek…

Meal okumaya başlamak ve sure-i Meryem’e kadar gelmek…
Meryem siret-inde sure-i Meryem ile Meryemleşmek…
Farkındalığın artması kavrayışın ziyadeleşmesi…
Bu farkındalık ile hayata Meryem’in bak dediği yerden bakmak…
Gör dediğine nazar etmek, Allah’a karşı şükrün tetiklenmesi…
Aklı bile susturup imanı konuşturtması…
Dert gibi görünenlerin silikleşmesi dert edinileceklerin kavileşmesi…
Peygamberler ve temiz Meryem örnekliğinde aileye bakışımızın tekrardan inşa edilmesi…

Hiçbir tefsire, hiçbir kaynağa bakmadan Kuran’ın kendisinin müfessir’i(tefsir eden, açıklayan) hem de Müfesser’i(tefsir edilen, açıklanan) olmasını göz önünde bulundurarak ilk okuyuşta sade bir kalp okuyuşuyla okumak…
Kulağı bir megafona dayar gibi Kuran’a dayamak, gözleri Kuran’a dikmek sadece…
Ve hatta belki de bir ucunda kendinin bir ucunda da sure-i Meryem’in olduğu bir yola yerleşmek…
Bununla beraber, gözlerin hedeften gayri ihtiyarı yolun sağına ve soluna kayar kaygısıyla yolun iki tarafına da koca duvarlardan setler çekmek…
Bütün ihtişamıyla sure-i Meryem’le karşı karşıya kalmak ona doğru yolları bir bir adımlamak…
Nihayetinde sure-i Meryem’in kapısına kadar gelmek anlatacaklarına yüreğinin kapılarını sonuna kadar açarak, içeri girmek ve Meryem’in dizi dibine oturmak…

Hazırsındır… Artık…

İşte senin için hazırlanmış muhteşem bir sofra, sofranın sakinleri peygamberler ve temiz Meryem.

Sure-i Meryem bu sofranın ilk konuğu olarak Zekeriyya (a.s)’mı ağırlar.
İlk on beşinci ayete kadar konuğu olan Zekeriyya (a.s)’ dan bahseder.
İkinci ayette hemen peygamber olan Zekeriyya(a.s)’ın kul oluşu vurgulanır.
Zekeriyya (a.s)’ın hayatı üzerinden kısır çocukları olmayan mü’min aile tavrını modeller Kur’an. Onu modelleyen aile ümitsizliğe kapılmaz.
“Sana dua etmekle bedbaht olmadım” der.
Onun gibi…
Anlarız ki bunun ötesinde biz, Zekeriyya gibi olursak, Yahyalarımızı bekleyebiliriz.
Mübarek Meryem suresinin on beşinci ayetine kadar ki olan bölümden kendi payımıza düşeni alır umudu yüklenerek yola devam ederiz.

Sofranın başmisafiri olan sureye de isim olmuş olan temiz Meryem’e geçeriz.
Bu noktadan yola çıkarak ev sahibi dahi diyebiliriz Meryem’e.
Sofrada Zekeriyya(a.s)’ın yanında yerini almıştır.
Mü’mine bir annenin, mü’mine bir yavrucuğu ve hatta mü’min bir yavru olan İsa’nın (as)mü’mine anneciğinin dizi dibindeyizdir.
Güzel Meryem’in örnekliğinde Kur’an
En yüce, tek yüce yaratıcının kudretini mü’min ve mü’mine gözlerin önüne seriverir…
Zekeriyya (a.s)’ın hemen ardından Meryem’in anlatılması, anılması ise çok manidardır.

Önceki ayetlerde Zekeriyya (a.s) ile eşinin kısır oluşundan ve bunun yanı sırada yaşlı olmalarından bahsedilmişti.
Ve buna rağmen Yahya ile müjdelenen Zekeriyya(a.s) eşi gebe kalınca buna bir miktar şaşırmıştı. Etrafındakiler daha da şaşkındı.
Çünkü bu normal şartların dışında mucizevî bir gebelikti.
Fakat bu imkânsızmış gibi gözüken örneğin hemen ardından Meryem örnekliğinde ise akıllar tümden susturulur iman konuşturulur.
Öyle ki; Zekeriyya(a.s) örneğinde en azından bir anne, bir baba var idi. Çocuk olması için bir ana ve baba şarttı nitekim.
İşte tamda burada:
“Şaşırma ey akıl,
Oda ne ki şaşırdığın,
Allah dilerse baba yokken de olur bir oğul”-u şiirleştiriveririz.

ÇÜNKÜ:
İsa(a.s)’nın anacığı vardır bir tek. Baba olmadan bir çocuk nasıl dünyaya gelirdi.
O ol derdi oluverirdi işte…
İmanın imkânlaştığı bir örnektir temiz Meryem…
Zira daha ötesinde Allah Hz. İsa’yı daha bebekken konuşturarak annesine iftira atanları derin bir zillet içerisinde bırakıverecekti.
Dahası daha bebekken iken annesine itaat emredilen bir bebeğin anasıydı Meryem.
Meryem örnekliğinde akıl ölçüleriyle olmaz gibi görünenleri Allah dileyince nasıl oldururmuş gözler önüne serer mübarek Kur’an…
Anlarız ki bunun ötesinde biz Meryemleşirsek itaatli İsa’larımızı bekleyebiliriz.
İşte böylece Mü’mine bir annenin mü’min evladı örneklendirilir siret-i Meryem ile sure-i Meryem’de…

Daha sonra güzel Meryem’den alacaklarımızı alıp Meryem’in ev sahipliğinde kırk birinci ayetten itibaren sofranın diğer bir değerli konuğu olan Hz İbrahim’i tanımak için tekrar yola düşeriz.
Artık inkâr eden babanın mü’min evladını rahatlıkla modelleyebiliriz Hz İbrahim üzerinden…
Müşrikte olsa bir babaya nasıl hitap edileceği örneğini İbrahim(as.)kıssasında gözler doya doya seyreder.

“Babacığım işitmeyen, görmeyen ve seni herhangi bir şeyden bağımsızlaştırmayan şeylere niye tapıyorsun.”

Sözü güzel özü güzel İbrahim “sen güzel evlatsın.” dedirtir ayet.
Sen gibi güzel bir evladın babası inkâr etse dahi sen gibi güzel evlatları olur.
”Ona İshak’ı ve Yakub’u armağan ettik.” Der.
Çünkü yüce Rab…
Anlarız ki bu örnekle de…
Biz İbrahimleşirsek babamız inkâr içinde olsa da İshak ve Yakup’larımız ve hatta İsmail’lerimiz armağan edilecektir.

Al-i İbrahim’den alacaklarımızı yükleyip heybemize yola devam ederiz.

Yine özel sofranın özel bir konuğu da yerini almıştır bu sofrada.
Hz. Musa…
Onunda ihlâsını över Rab 51. ayette
Mümin bir kardeş modelidir artık karşımızda olan
“Musa gibi ihlâsı kuşanırsak Harun gibi kardeşler yanımızda yürütülecektir.” mesajını alıp, diğer bir konuk olan İdris’le (as) doğruluğu modelleyip, yola revan oluruz…
Zekeriyyalaşmak için…
Yahyalaşmak için…
İsalaşmak için…
İbrahimleşmek için…
Yakuplaşmak için…
İshaklaşmak için…
İsmailleşmek için…
Musalaşmak için…
Harunlaşmak için…
İdrisleşmek için…
En çokta kendi adımıza Meryemleşmek için gayret duasıyla yol güzelleşir…

Eslem Yavcuşar

Yorumlar

yorumlar

PAYLAŞ
Genç Müslümanlar
Genç Müslümanlar, müslüman davetçilere her türlü içerik, materyal, fikir ve bilgi sunmaya çalışan bir blogdur.

1 YORUM

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu yazın.
Please enter your name here