İslam’ın şartları ve sütunları olduğu gibi, küfür sistemlerinin de şartları ve sütunları vardır. Nasıl ki İslam’ın bütününü oluşturan, Nebevi tabirle İslam’ın üzerine bina edildiği şehadet kelimesi, namaz, oruç, hac, zekat, cihad, emri bilmaruf, nehyi anilmünker ve benzeri sütunları varsa ki, bunlar İslam’ın olmazsa olmalarıdır, küfür sisteminin, Batı medeniyetinin üzerine oturduğu, üzerine bina edildiği sütunları vardır.

Bu sütunların en büyüğü şüphesiz ‘Kadın Cinselliği’ sütunudur. Bugünkü batı medeniyetinin ve onların çomarı konumundaki küfür sisteminin sermayesinin tamamına yakın bir bölümü Kadın Cinselliğidir. Kadının dişiliğini üzerine kurulmuş bu küfür ahtapotunun ayaklarının, tırnaklarının nerelere kadar saplanmış olduğunu şöyle bir görmeye çalışın lütfen. Kadının dişiliğinin kullanılmadığı bir alan biliyor musunuz bu küfür sisteminde? Sistemi ayakta tutanlar varlıklarını fuhşa borçludurlar, kadının dişiliğine borçludurlar.

Örtünmekle ne yaptığının farkında mısın?

Bacım! Sen istediğin kadar masum olduğunu ve hayatında yaptığın bu değişikliğin basit bir şey olduğunu söyle. Müslümanca bir kimlik ibraz edip tesettüre bürünmekle sen koskoca bir küfür sistemine meydan okumuş olmuyor musun? Sen adamların bütün servetlerini ellerinden çekip almıyor musun? Sen örtünmekle sistemlerinin en büyük sütununu yıkmıyor musun ve böylece düzenlerini tepelerine çökertmiş olmuyor musun? Sen bu şekilde örtünür ve örtünmeyi yaygınlaştırırsan adamların bütün can damarlarını koparmış olmayacak mısın? Söyle, sen olmasan, senin dişiliğin olmasa adamlar neyi satacaklar, ne yiyecekler, ne içecekler, ne yazacaklar, ne çizecekler, ne gösterecekler, neyi sergileyecekler, neyi pazarlayacaklar sen olmasan?! Sen olmasan neyi nasıl reklam edecekler? Sen olmadan bu adamların medya diye bir şeyleri olabilir mi, basın yayın diye bir şeyleri olabilir mi, ticaret diye bir şeyleri olabilir mi, üretim diye bir şeyleri olabilir mi, ticaret diye bir şeyleri olabilir mi? Ondan sonra çıkmışsın bir de “Bizim suçumuz nedir, biz je yaptık da bunca zulüm bize reva görülüyor?” diyorsun. Söyle bacım, daha ne yapacaksın?

Şimdi anlamışsınızdır herhalde karşınızdakilerin kolay kolay pes etmeyeceklerini, örtünmenize göz yummayacaklarını? Bunların kolay kolay pes etmeyeceklerini, zulmü sürdüreceklerini dile getirmemin sebebi elbette müslümanların gözünü korkutmak değildir. Böyle bir dönemde, böyle bir düzende örtünmenin ne anlama geldiğini gerçekçi bir şekilde ortaya koymaktır.

Böylesi zeminlerde tesettüre bürünen bacıların, ben kıyamet günü sadece Ahzab, Nur, Nisa ve benzeri surelerdeki tesettür emrini yerine getiren kişiler olarak muamele göreceğini inanmıyorum. Çünkü böylesi zeminlerde ve zamanlarda tesettüre bürünmek sadece farzlardan bir farzı ifa etmek, emirlerden bir emiri ve yükümlülüklerden bir yükümlülüğü yerine getirmek değildir ki öyle bir karşılık görsün. Ben bu bacıların kıyamet günü dün Mekke’de kelime-i şehadet ibrazında bulunan kişilere verilen neyse onun verileceğine inanıyorum.

Mehmet Göktaş

Mekke’de Müslüman Olmak / Sayfa: 79-81

Yorumlar

yorumlar

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu yazın.
Please enter your name here